Dolayısıyla bağımsız bir devletin ya da krallığın başındakiler halkların mensup olduğu dinin temellerini ve ilkelerini korumalıdırlar; o zaman devletlerini Tanrı korkusu sayesinde iyi bir ahenk içinde yönetebilecekleridir.
Bozulmadan var olmaya devam etmek isteyen monarşiler ve bağımsız Devletler her şeyden önce dini adetlerini tertemiz muhafaza etmeli ve onları derin saygı duymalıdır; çünkü bir ülkenin yok olması için dinin önemsenmemesinden daha kötü bir alamet olamaz. Bu insanın içine doğduğu dini neye dayandığı öğrenildiğinde kolayca anlaşılır ;çünkü her dinin kendine özgü ve dinin en önemli kurumlarını ortaya çıkaran bir temeli vardır.
Şimdi Roma'nın devlet düzenini ve onu siyasetten mükemmelliğe götüren olaylara rastlamak istediğimde görüyorum ki devlet hakkında yazılar yazmış bulunan birkaç yazar 3 rejim şekli olduğunu ki bunlar diktatörlük, aristokrasi ve demokrasidir kabul ediyorlar. Dolayısıyla devlet kurmak isteyen herkes bu amaca hizmet edebilme derecelerine göre bu 3 rejim biçiminde birinde karar kılmalıdır başka birkaç yazar ki çoklarına göre bunlar daha aklı başında olanlardır üçü çok kötü ve diğer esas itibariyle iyi ama çok çabuk dejenere olup ilk üçü gibi felaket getirme ihtimali olan toplum halkı üretim şekli olduğu düşüncesindedirler iyi olanlar yukarıda zikredilen 3 rejim şeklidir kötü olanlar onlardan ortaya çıkan diğer 3 tanesidir. Bunları her biri kendilerinden bir sonraki ne kadar benzer ki biri diğerine karışır bir başka ifadeyle birine geçerler çünkü otokrasi kolaylıkla tiranlığa imtiyazlı bir zümrenin yönetimi kolayca oligarşiye dönüşür ve demokrasinin bozularak anarşi halini almak içten bile değildir bu nedenle devlet kuran kişi bu üç yönetim biçiminde birini ancak çok kısa bir süre için yürürlüğe koyabilir;