Aycan

Aycan
Biraz aklın varsa delir, kent sensiz de çalkalanır.
Ondokuz Mayıs Üniversitesi/Psikoloji
Samsun
245 okur puanı
Ocak 2023 tarihinde katıldı
"Yaşamak da bir eylemdir"
Puan vermedi·114 syf.··
2025 51. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2025 16:11
"Hayalinden bile geçirmediği bir eylemin içinde bulur mu insan kendini?" Daha önce hayal ettiği için eyleme geçebilen bir profesörün yaşadıklarına dair notları.... Oğuz Atay'ın yarım kalan romanı, vefatından önce üzerinde çalıştığı iki eserinden birisi; Eylembilim. Üniversiteside bir profesör olan Server Gözbudak'ın vefatından sonra ortaya çıkan ve avukatının çabasıyla yayımlanan notlarını okuduğumuz bu roman Oğuz Atay'ın üniversitedeki hocalık zamanlarından da izler taşıyor. Baş karakter Server Gözbudak; ilk bakışta evli iki çocuk babası, işinde gücünde olan, hayatını yoluna koymuş herkes gibi yaşayıp giden bir profil olarak karşımıza çıksa da okumaya devam ettiğimizde (Oğuz Atay'ın diğer eserlerinde de olduğu gibi bu kitapta da okur karakterin iç sesi oluveriyor) karakterin iç konuşmaları aslında hiç de rahatı yerinde bir insan olmadığını gösteriyor. Memleketin zor zamanlar geçirdiği; üniversitelerin yaşanan karışıklıkların merkezi olduğu ve herkesin bir tarafta durmak zorunda kaldığı bir ortamda ne yapacağını bilemeyen profesörün; özlem duyduğu gençlik zamanları, cesur ve özgür aidediyetleri olan geçmişi ile profesör olduktan sonra edindiği; hayatta kalabilmek için yeni davranışlar kazanmış, herkesçe hevesleri olan ve aynılaşmış kimliğinin hakim olduğu bugünü arasında kalmışlığını okuyoruz. Bir zamanlar birlikte okudukları arkadaşını yıllar sonra öğrencisi olarak karşısında görünce içinde bir yerlerde sakladığı ikilemi daha fazla gizleyemeyen ve artık inşa ettiği güvenli, saygın ve başarılı! Çerçevesini küçük numaralar ile korumaktan vazgeçip iç sesinden aldığı cesaretle dönemin gençlerinin yanında olmaya karar veren Profesörün yaşadıkları bize o dönemin aydınının kaygılarını, memleket meselelerinin aydın çevrelerce nasıl yorumlandığını, memlekette (henüz
EylembilimOğuz Atay · İletişim Yayıncılık · 20206,8bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ah keşke daha çok yazmış olsaydın Oğuzcum Atay
Puan vermedi·724 syf.··
2025 48. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 10 Ağustos 2025 00:40
Tutunamayanlar okuyan ya da okumaya yeltenen pek çok kişi gibi bende bir kez yarım bıraktıktan sonra ikinci denememde okuyup bitirebildim. Bu denli derin ve asla eskimeyen "ağır roman" denebilecek bu kitap hakkında yeterince iyi bir şeyler (hatta idare eder bir şeyler bile) yazamayacağımı bilsem de okuyup çok sevdiğim bu kitap hakkındaki fikirlerimin burda kalmasını istedim. TUTUNAMAYANLAR'ın romanı, Turgut Özben'in arkadaşı Selim Işık için yazdıkları, ya da siz nasıl tanımlarsanız... Her ne kadar Oğuz Atay edebiyata yakın bir isim gibi görünmesede oldukça iyi bir okur ve dolayısıyla da yazardır başka türlü bu romandaki başarısını ve hala çok okunan ve konuşulan bir kitap oluşunu açıklayamazdık. Postmodern romanın edebiyatımızdaki ilk örneklerinden olan bu kitap Selim Işık'ı intihara sürükleyen hayatını, yalnızlığını anlatıyor. Öyle derin bir yalnızlık içindeki Selim Işık, hiçbir zaman arkadaşları ailesi ya da kız arkadaşı tam olarak anlayamıyor onu hepsinin tanıdığı Selim başka, aynı gibi görünsede her birinden Selim Işık'ın başka bir tarafını öğreniyoruz. Turgut Özben'de herkesteki Selimi bir araya getirerek Selim Işık olmayı, Tutunamayan olmayı anlatmaya çalışıyor. Bireyin yalnızlığına sık sık vurgu yapılan, toplumda yitirilen değerler ve toplumun bunun karşısındaki kayıtsızlığına değinilen ve yazıldığı dönemin Türkiyesine, gündemine göndermeleri olan oldukça derin ve okuması zor bir kitap. Derinliğinin yanında benim hiç beklemediğim bir mizahı da var. Okurken çok güldüğüm bölümler vardı. Bu yönüyle yazarın aslında iyi bir gözlemci olduğunu ve yaşadığı toplumu doğru analiz ettiğini de görüyoruz. Bence okumadan önce biraz yazarı tanımak kitabı anlamayı kolaylaştıracaktır. Zaten Oğuz Atay, öldükten sonra daha çok anlaşılmaya çalışılan bir yazar bundan dolayı hakkında
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
Tanıdık bir hikaye
Puan vermedi·140 syf.··
2025 35. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 01 Temmuz 2025 17:55
"Başkasının felaketinin kendi mutlulukları anlamına gelmesinin tuhaf hüznüne kapıldı ikisinde." Livaneli'nin pek çok kitabını da okuduğum için ister istemez aralarında bir kıyaslama yaparken buldum kendimi. Genel olarak kaleminden okumaya alışık olduğumuz uzun betimlemelerini, birbiri ardınca sıralanan olayları bu kitapta bulamadım. Balıkçı, eşi ve oğlunun bir yanıyla iç burkan bir yanıyla gülümseten kısa hikayesi okurken çok tanıdık birinden bahsediyor gibi gelebilir çünkü anlatılanlar bir zamanlar ülkemizin gündeminden düşmeyen göçmenler ve beraberindeki trajedileri. Savaşın göçe zorladığı hayatları biraz daha yakından görmemizi sağlayan bu kitapta kadınların büyük acılara nasıl karşı gelebildiğini de kadın dayanışması ile okuyoruz. Çok yakından gördüğümüz bazı acıları bir ege köyünde ege denizinden gelen esintilerle iç içe bize sunan kitap bir hafta sonu okumanızda yer verebileceğiniz kısa ama güzel bir roman.
Edebiyat
Balıkçı ve OğluZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 202436,5bin okunma
"Neresi olduğunu bilmediğim bir yerim sızlıyor"
9/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2025 24. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2025 03:54
Dokunmadan" benim okuduğum ilk Nermin Yıldırım kitabıydı. Birkaç günde bitirdiğim çok güzel bir kitaptı aynı zamanda. Hayatı hiçbir şeye dokunmadan yaşayıp giden bir kadını anlatıyor fakat bunu en kuytu köşede kalmış duygularımıza dokunarak, varlığını unuttuğumuz çocukluk anılarımızı yeniden renklendirerek yapıyor. 29 yaşında ölümcül bir hastalığı olduğunu öğrenen Adalet'in kısacık ömrünü sorgulamasına ortak oluyoruz. Bu sorgulamada farkında olmadan kendi yaşamınızın derinlerine indiğiniz, kendi geçmişinize yolculuk yaptığınız anlar çok sık olacak. Çünkü Adalet geçmişini ilk günahını bulmak için didik didik ediyor. Bu kısımda siz de durup merak edebilirsiniz kendi ilk günahınızı. Hayatı çocuklukta öğrenmeye başlıyoruz ve bir zaman sonra öyle bir noktaya geliyoruz ki büyümüşüz ve her şeyi bilir olmuşuz ( ya da bildiğimizi zannediyoruz) işte kitap da Adalet ile birlikte ilk günahınızı tekrar hatırlamanıza fırsat tanıyor. Adalet'in geçmişine yolculuk yaparken swvgisizliğin bir çocuk Üzerindeki yıkıcılığını, büyüklerin dünyasının çocukların gözünde ne kadar anlamsız olduğunu (ve çocukların bunları anlamak için ne kadar çabaladığını) fark edeceksiniz. Kendini hayata karşı hep korumuş, hep güvenli alanında kalmış, her seferinde dokunmamak için görmezden gelmiş birinin yaşamı kaçırışını ve bunu aslında ne kadar da farkında olmadan, çocukluğunda geliştirdiği bir savunma olarak yaptığını şaşkınlıkla okuyor olacaksınız. Başından sonuna pek çok kez yanılıp şaşıracağınız, içinizi sızlatacak anlarla dolu, çok güzel bir kitap. Hem hayata dair sorgulamalar hem de görünenin aslında ne kadar farklı gerçeklerle saklı olduğunu hatırlatan bir roman. Adalet'in ilk günahı ve bu günahı kendi mahmesinde yargılamasını okurken zaman zaman kendi yaşamınızı düşünüp sessizliğe
1000k
DokunmadanNermin Yıldırım · Hep Kitap · 201711,5bin okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2025 13. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2025 00:11
"Gevezeliği bırak. Şu anda ömrümün en ehemmiyetli dakikalarını yaşıyorum. Hislerim beni şimdiye kadar asla aldatmamıştır. Müthiş bir şey oldu veya olacak." İçimizdeki Şeytan Sabahattin Ali’nin 1939 da yazdığı romanı İçimizdeki Şeytan; Macide ve Ömer’in arasındaki dalgalı bir aşk hikayesiyle başlıyor. Bu haliyle ilk başlarda tesadüfün gölgesinde yeşeren, naif ve imrenilen bir aşkın büyüyüşünü okuduğunuzu sanabilirsiniz (ben başta öyle düşünmüştüm ve çok da hoşuma gitmişti ). Okudukça yeni karakterlerle tanışacaksınız, Ömer’in en yakın arkadaşı Nihat, Emine hala, Bedri, İsmet Şerif, Emin Kamil…. Her karakterin derin analizleri yapılan romanda aslında bu genç aydınların her birinin dünyaya başka başka pencerelerden bakıp konuştuğunu fasıl sohbetlerinde satır aralarında keşfediyoruz. Baş karakterimiz Ömer, Macide ve Bedri aşk üçgeninde savrulan üç isim. Onlarda hayata dair birer temsil aslında. Bedri gerçek bir aydın, idealist bir öğretmen. Çalıştığı kasabada vatanına hakkıyla hizmet etmeye çalışıyorken hayatın her anında karşılaşacağınız o yargılayan, karanlık ve empati bilmeyen bakışların radarına yakalanıyor işinden ayrılıyor. Bedri aslında toplumda hepimizin kimi zaman kurbanı olduğu kimi zamanda bizzat kendisi olduğu doğruculukla gizli çıkarcılıkla karşı karşıya kalıyor. Macide ise o dönem kız çocuklarının kaderinin nasıl çizildiğini gösteriyor bize. Bir tesadüfle okula başlar birkaç sene devam ettikten sonra yine bir tesadüfle okuldan alınır (ansızın gelen koca kız oldu artık ne işi var okulda, evde otursun nakış öğrensin aydınlanması!). Yazar Macide’yi şanslı olarak düşünmüş ki Macide müzik eğitimi için Balıkesir’den İstanbul’a gelmiş, akraba evinde kalan yapı olarak güçlü bir kadın. Etrafında olup bitenlerin ve hislerinin farkında ve karar vermekten
Edebiyat
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019208,8bin okunma