3/10
·475 syf.··
Beğendi
·
2026 40. kitabı
“Bitmeyen Aşk’ı yaklaşık 15 yıl önce okumuş ve beğenmiştim. Bu yüzden yıllar sonra yeniden elime aldım. Ancak bu ikinci okumada aynı etkiyi bulamadım. Sanırım bunun en büyük nedeni, 15 yıl önceki okurla bugünkü okurun aynı kişi olmaması. Yaş almak, yaşadıklarımız ve yılların getirdiği deneyimler bir kitaba bakışımızı da değiştiriyor. Kitaptaki aşk anlatımı ve karakterlerin duyguları bana bu kez eskisi kadar güçlü gelmedi; yer yer tekrar hissi yaşadım ve hikâye beni içine çekemedi. Normalde bir kitabı yarım bırakmayı pek sevmem, ancak bu kitabı zaten yıllar önce bitirmiş olmam nedeniyle kendimi devam etmeye zorlamanın anlamlı olmayacağına karar verdim. 249. sayfada bıraktım. Bu ikinci okuma bana, bazı kitapların zamanla değişmediğini ama okurun değişebildiğini düşündürdü.”
Bitmeyen AşkPınar Kür · Everest Yayınları · 2003486 okunma
10/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2026 44. kitabı
İlk kitabı heyecanla bitirip nazlı ve yalvaçın hikayesinin derinliğini merak ediyordum.İlk kitap kadar beğendim.Balca nın Nazlı için hissettikleri ve onun uğruna yönlendirdiği hayatı ve bu hayatta Nazlının Balcanın hayatına dokunuşları yönlendirmelerini okurken duygudan duyguya atlıyorsunuz.çoğu yerde gözlerim dolarak okudum aynı acıyı çaresizliği hissettim.yalvaçın aşkına bağlılığını saf sevgisini bağlılığını kalbimde yaşadım.yazar kitaptaki karakterleri öyle bir işlemiş ki kitap hiç bitmesin istiyorsunuz.sırada leyal ve sencer var onları okumayı heyecanla bekliyorum.
Gök KuzgunPınar Salman · Pukka Yayınları · 20265 okunma
Reklam
Puan vermedi·152 syf.··
2026 13. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 18:19
Belli bir süre kitap okuyabileceğimi düşünmüyorum. Sinir krizleri geçirerek okudum. Midem bulanıyor. Melek gibi yaşayan, Melek gibi susan, Melek gibi bakan kadınlar var. Hep vardı. Belki de hep olacak. Ah kadınlarımız...
Asılacak KadınPınar Kür · Can Yayınları · 202611,6bin okunma
İçimizdeki Damlaların Denize Karışma Hikâyesi: Katre
Puan vermedi·136 syf.··
2026 1. kitabı
Pınar Çelikel’in Katre eseri, parçalı anlatısı ve kendi hayatlarının labirentlerinde kaybolmuş kadın karakterleriyle; yalnızlık, vuslat, aidiyet ve modern insanın sıkışmışlığı üzerine yazılmış derinlikli bir öykü kitabı. Kitap, Fethiye'den İstanbul'a, Tire'den İsfahan'a uzanan geniş bir coğrafyada, farklı zaman dilimlerinden kadınların seslerini bir araya getiriyor. Karakterlerin iç dünyası, toplumsal cinsiyet rolleriyle olan çatışmaları ve geçmişin izleri büyük bir cesaretle kağıda dökülmüş. Özellikle anlatıcının, "Dede" figürünün bıraktığı eski notların peşine düşüp kendi kimliğini yeniden inşa etme süreci, metne adeta edebi bir dedektiflik havası katıyor. Eserin merkezindeki "Katre" (damla) metaforu, bireysel acıların ve hayat kırıklıklarının, ortak bir insanlık denizinde nasıl birleştiğini çok zarif betimliyor. Karakterlerin kendi yalnızlıklarını "listeleyerek" (ayrılıklar, güven sorunları, beden algısı gibi) anlamlandırmaya çalışmaları, aslında her okurun kendi iç dünyasında da bir karşılık buluyor. Okurken hem karakterlerin o sarsıcı gerçekliğinde kayboldum hem de yazarın kelimelerle kurduğu o şifalı dünyaya sığındım. Eğer parçalı anlatımları, insan psikolojisinin derinliklerine inmeyi ve geçmişle bugünün nasıl düğümlendiğini okumayı seviyorsanız, Katre mutlaka listenizde olmalı.
KatrePınar Çelikel · Mundi Yayınları · 202419 okunma
Bir Kadın Nasıl Yok Edilir?
Puan vermedi·152 syf.·
2026 82. kitabı
“Bir kadın asılacak.” cümlesiyle başlayan bir kitabın zaten kolay bir şey anlatmadığı en başından belli oluyor. Ama roman ilerledikçe şunu daha net görüyorum: Mesele sadece bir kadının başına gelenler değil, o kadının herkesin gözünde başka bir şeye dönüşmesi. Melek karakteri bende en çok iz bırakan kısım oldu. Çünkü Melek’e bakınca tek bir insan görmüyorsun aslında. Herkes onu başka bir şey olarak görüyor. Kimi için kötü, kimi için kullanabileceği bir beden, kimi için de kurtarılması gereken biri. Ama kimse onu gerçekten olduğu gibi, bir insan olarak görmüyor. Bence kitabın en rahatsız edici tarafı da bu. Hüsrev karakteri ise beni en çok öfkelendiren karakter oldu. Çünkü gücü elinde tuttuğu için her şeyi yapabileceğini düşünüyor. Melek’i bir insan gibi değil, sahip olunacak bir şey gibi görüyor. Onun hayatı üzerinde söz sahibi olduğunu sanıyor. En ağır tarafı da bunu normal görmesi. Okurken sürekli “bir insan bunu nasıl bu kadar rahat yapabilir?” sorusu aklımda kaldı. Melek’in yaşadığı durum da aslında sadece tek bir olay değil, bir düzenin sonucu gibi. Özellikle Hüsrev’in kurduğu bu yapı içinde Melek’in bir cinsel nesne gibi görülmesi ve erkekler tarafından sömürülmesi, onun ne kadar çaresiz bırakıldığını gösteriyor. Bu durum sadece fiziksel değil, aynı zamanda ruhsal olarak da onu yavaş yavaş yok ediyor. Kitapta en çok aklımda kalan cümlelerden biri şu oldu: “Hep susuyorlar. Suçluluğu kesin olanlar.” Bu bana sadece bireyleri değil, genel olarak bir sessizlik halini anlatıyor gibi geldi. Çünkü herkes bir şeyleri biliyor ama çoğu kişi bunu dile getirmiyor. Bu da aslında olanlara ortak olmak gibi. Bir de Melek’i anlatan çiçek benzetmeleri var. “Oysa, dalından koparılmış, vazoda soldurulmuş bir çiçeği ne kurtarabilir?” cümlesi özellikle çok ağır geliyor. Çünkü
Asılacak KadınPınar Kür · Can Yayınları · 202611,6bin okunma
Kanadı kırık bir kuş olmak ya da kadın olmak...
8/10
·152 syf.··
2026 38. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 23:59
Bir kız çocuğu; doğduğu evde önce babasız kalmış, sonra annesi onu görmeyi unutmuş, babalığı dövüp sövmüş, zengin bi eve hizmetçi diye satmış. O evde başına gelmeyen kalmamış. Ama hiç dur diyememiş kimseye, yapma diyememiş çünkü başkaldırı nedir hiç bilmemiş. İtaat etmiş hep. Öleceğini öğrendiğinde bile bir kelime edememiş hakime mahkeme salonunda, işlemediği bir suçtan hem de. Oysa suçu olmayan tek kişi oyken. O hakim, çocukluğundan beri horgörülen. Herkesin sidikli dediği, kokan bi çocuk o da. Ne bilsin o yaşlarda kendine bakmayı. Ev denemeyecek bi evde kendine bakacak hali olmayan annesi ona da bakamamış, temizleyememiş, giydirememiş. Ama o şanslı sayılanlardanmış bir şekilde bulmuş yolunu, kurtulmuş o evden. Onu aşağılık görenler önünde ceket ilikler olunca bu gücü sevmiş belli ki. Çocukluğunun hıncını da, aşağılanmanın nefretini de önündeki biçareden çıkarmış. Kadınlara ölesiye kinli zaten, anasında başlamış bu kini. Karısında devam etmiş ama onlara gücü yetmemiş zamanında. Diğeri de kendini yeni keşfeden, kimliğini bulmaya çalışan yeniyetme. Düşünmeden soyunmuş kurtarıcılığa. Kendine bi karakter arayışında, olan yine kadına olmuş sonunda. Toplumun utancı deriz, ama kimse toplumun bir parçası olduğunu kabul etmez. Herkes parmakla diğerini gösterir. Kendimize bakmayı hatırlatan bir kitap...
Asılacak KadınPınar Kür · Can Yayınları · 202611,6bin okunma
Reklam
Reklam