İnsan sabahtan akşama kadar olmayacak şeyleri bekler durur, ama olmaz. Tekrar tekrar bekler. Hiçbir şey olmaz. İnsan bekler, bekler, bekler, şakakları zonklayana dek düşünür, düşünür, düşünür. Hiçbir şey olmaz. Yalnız kalır insan. Yalnız... Yalnız...
Ne yaparsın, böyledir çilesi aşkın, taş gibi oturmuş bağrıma acılarım.
İç çekişlerin buğusuyla yükselen bir dumandır sevgi.
Duman dağılınca, tutuşan bir ateş olur aşıkların gözlerinde.
Keder indi mi bir kez aşıkların gözyaşlarıyla beslenen bir deniz oluverir.
O koca deniz kimi zaman öfkelenir, kudurur, üç çatallı zıpkınıyla, önüne geçilmez bir güçle saldırır; kimi zaman uysal bir sevgili olur, insanın yüzünü okşayan hafif tatlı meltemlerle, intikam dolu günlerini hafifletir, adeta özür diler.