Puan vermedi·232 syf.··
2026 11. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 18:41
İkilik içinde birlik , zıtlıkla beraber varoluş , dönüşüm , yine yenidenlik ve belki de defalarca kez dönüşerek yeniden varolmanın dili. • • • “… altında tekrar ete kemiğe büründürmeli beni. Dönmeli ki ben, ben olmaktan çıkayım. Toprağa karıştığımda yabani bir ot olup boy vereyim; dönmeli ki otu alıp kaynatmalı başka başka insanlar; dönmeli ki şifa niyetine içsinler beni, hastalıklarına deva, yaralarına merhem olayım. Dönmeli ki ölümlerden hayat doğsun. Dönmeli ki başka başka demlerde, başka başka sıfatlarda vücut bulayım. Dönmeli ki her dem başka bir sûret ile geleyim. Halka dediğin dönmez ise kendini yer bitirir; Bir yılan ki kuyruğunu ısırır. Yılanın gözleri işte bunu hatırlatır.
PinhanElif Şafak · Doğan Kitap · 20244,880 okunma
9/10
·300 syf.··
Beğendi
·
2026 112. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 00:00
Herkese Merhaba Bugün sizlere Hasan Balaban kaleminden Altair - Pinhân kitabının yorumu ile geldim Haziran ayının ilk kitabı 2026 yılı basımlı 300 sayfalık bir kitap •Normalde suç dünyasını, gizemleri kovalamayı çok severim ama bu kitap çıtayı öyle bir yere taşımış ki sadece bir hackerın peşinde koştuğumu sanırken kendimi bir anda Türk mitolojisinin, tasavvufun ve gökyüzü şifrelerinin tam ortasında buldum. •Hikaye, Herakles mahlasını kullanan gizemli bir örgütün ya da siber teröristin saat tam 09.09’da attığı o ürpertici tweetlerle başlıyor. Ama bu bildiğimiz klavye delikanlılığı değil; adamlar attıkları her tehdit dalgasını gökyüzündeki takımyıldızlarıyla şifrelemişler. Serpens Caput, Delphinus, Capricornus, Ophiuchus ve Scutum derken siber dünyadan gelen darbelerle ülkece ekran başında buz kesiyoruz. •Kurgu sadece bilgisayar kodlarından ibaret değil. Bir bakıyorsunuz Profesör Bilgin’in bıraktığı mektuplarla Gök Tanrı ve Erlik Han gibi Türk mitolojisine dalmışsınız, bir bakıyorsunuz Enneagram formülü ve Sufizm bağlantılarıyla tasavvufun o en gizemli dehlizlerinde kaybolmuşsunuz. Fırat Nehri'ndeki o acayip mavi-yeşil ışık ile İstanbul Topkapı Sarayı’nın asırlık duvarları arasında öyle bir köprü kurulmuş ki, bir anda kendinizi kadim bir tarikatın, Altair’in izinde buluyorsunuz. •Mevlüt, Mert, Deniz, Furkan, Hican, Oğuz ve Volkan. Kimse göründüğü gibi temiz değil, herkes arkasında bir şeyler gizliyor ve bu sırlar yüzünden operasyonlar defalarca çuvallıyor. •Pasif savunmanın bitip, ekibin Ankara Merkez, Fırat Ekibi ve İstanbul Ekibi olarak üç kola ayrıldığı an kurgu adeta üç farklı koldan akan bir nehre dönüşüyor. Ve o final... Tam şifreler çözülüyor, taşlar yerine oturuyor dediğiniz anda maskelerin düşmesi ve Altair’in "Ben geldim" diyerek sahneye çıkışı... •Yazarın kalemi o kadar
Altair - PinhânHasan Balaban · Güneşyolu Yayınları · 20253 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
6/10
·232 syf.··
2026 21. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 17:48
Farklı karakterler ve hikayelerle başlayıp hepsini ortak bir noktada buluşturan ilginç bir roman. Kitabın mistik ve sembolik yapısı dikkat çekici olsa da, hayali olaylar, yoğun tasavvufi unsurlar ve eski dil kullanımı nedeniyle anlatım bana zaman zaman ağır ve ağdalı geldi. Bazı bölümlerde karakterlerin ve yan hikayelerin fazlalığı da takibi zorlaştırdı. Buna rağmen farklı atmosferi ve özgün anlatımıyla okunmaya değer bir eser olduğunu düşünüyorum.
PinhanElif Şafak · Doğan Kitap · 20244,880 okunma
10/10
·300 syf.··
Beğendi
·
2026 136. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 04:56
"ALTAİR-PİNHÂN" "Buz gibi ses tonuyla haber spikerinin titreyen dudaklarından "Son dakika! Ülkemiz, tarihin en büyük siber ihanetiyle karşı karşıya! Milyarlarca dolarlık bir soygun... Bankacılık sistemlerimiz çöktü. Az önce kayıtlı tüm bankalardan, yurt dışındaki binlerce farklı hesaba, izi sürülemez bir para transferi gerçekleşti!" kelimeleri döküldü. Stüdyodaki ölüm sessizliğini yırtan telaşlı alt yazılar, sıradan bir pazartesi sabahının nasıl bir anda dijital bir kıyamete dönüştüğünün kanlı canlı ispatıydı. Basit bir vurgun değildi; bu, ülkenin finansal kalbine ustalıkla saplanmış, görünmez bir hançerdi." Altair. Adı bile gizemli, ürkütücü ve bir o kadar da çekici. Hayalet bir ülke. Nerede olduğu bilinmeyen, varlığı tartışılan ama herkesin korktuğu bir yer. İşte bu ülke, bilinmezlikten beslenen bir kaosu tüm dünyaya yayıyor. Bu kaosun ortasında “en iyiler” seçildi. Cesurlar, stratejistler, savaşçılar… Onlara Avcı dendi. Görevleri basit görünüyordu: Altair’i durdurmak. Ama kısa sürede fark ettiler ki, onlar aslında av değil, piyonlardı. Peki, "Altair” Ne Anlama Geliyor? Karşımıza mitolojik ve astrolojik bir derinlik çıkıyor. Altair, Kartal takımyıldızındaki en parlak yıldız olarak bilinirken, mitolojik bağlamda farklı bir anlam katmanına sahip . Bu bağlamda “Pinhân” (gizli, saklı) kelimesiyle birleştiğinde, ortaya “gizli yıldız” veya “saklı kartal” gibi güçlü bir metafor çıkıyor. Yazarın bu isim tercihi, hikâyenin geçtiği hayalet ülke veya Nfortiorium’un gizil gücüyle doğrudan bağlantılı olabilir. Karşımızda asırlık sırlar ile geleceğin anahtarı olduğu belirtilen “Nfortiorium” arasında sıkışmış karakterler var. Yazar, bu kavram etrafında örülen mitolojiyle bizi bir aksiyon hikâyesine bir bilinmezlik ve sadakat anlatısının içine davet ediyor. Zira serinin temel
Edebiyat
Altair - PinhânHasan Balaban · Güneşyolu Yayınları · 20253 okunma
Kehribar Ateşi Kitap Yorumum
9/10
·458 syf.··
Beğendi
·
2026 56. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 22:55
Bazı insanlar hayatına bir anda girer… Ve daha ne olduğunu anlamadan seni kendine ait bir karmaşanın içine çeker.” ‎ ‎Merhabalar canlarım ‎Ben geldim ve bugün sizlere daha sıcağı sıcağına yeni bitirdiğim, severek okuduğum ve aynı zamanda hem yazarla hem de seriyle tanışma kitabım olan Berrak ve Berfin Erdoğan’ın Kehribar Ateşi kitabı ile geldim ‎ ‎Karanlık Bağlar serisinin ilk kitabı olan Kehribar Ateşi; gizem, tutku, çekim, güç savaşları ve karanlık romantizmin iç içe geçtiği, okurken sizi içine çekmeyi başaran bir kurgu olmuş diyebilirim. (Daha ilk sayfalardan itibaren “tam benlik bir kitap” hissi verdi bana ) ‎ ‎Alparslan Ateş, kasabanın gündüzleri tanınan başarılı bir iş adamıyken geceleri dedelerinden miras kalan yeraltı krallığının hâkimi olarak karşımıza çıkıyor Her yıl düzenlediği davet gecelerinden birinde ise en yakın arkadaşının özellikle bahsettiği kız kardeşiyle tanışıyor. ‎ ‎Ve karşımıza çıkıyor o sivri dilli, inatçı ve zekâsıyla dikkat çeken kadın: Armina Pınhan ‎ ‎Armina, ailesinin zoruyla katıldığı bir davette istemediği bir yakınlaşmaya maruz kalınca olaya Alparslan müdahale ediyor. Ardından kendisine sözü olduğunu söyleyerek onu dansa kaldırıyorlar… Ama ah o dans! ‎(O sahnedeki elektrik bana bile geçti desem abartmış olmam.) ‎İkili arasındaki çekim daha ilk andan hissediliyor fakat bu an uzun sürmüyor. Çünkü Armina’nın abisi Arık Böke, Alparslan’ın yakında evleneceğini söyleyerek bu dansın sadece tatlı bir anı olarak kalması gerektiğini söylüyor… ‎ ‎Ama tabii işler pek de öyle ilerlemiyor ‎ ‎Alparslan, kendisine kimsenin veremediği şekilde karşılık veren ve çekiciliğiyle aklını kurcalayan Armina’dan etkileniyor. Ertesi gün ise güvenlikle ilgili bir iş teklifini Armina’ya götürüyor. Fakat gönderilen sözleşme şartları Armina’nın hoşuna gitmeyince
Kehribar AteşiBerrak Erdoğan · Morva Yayınları · 20264 okunma
Aristoteles’in Ruh ile Derdi Ne?
Puan vermedi·192 syf.··
2026 17. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 21:41
Ruhu tanımak bir bütün olarak hakikate büyük katkıda bulunur gibi görünüyor...” Bu eseri eline alacak olan bir okurun öteye olan arzuyu bir kenara bırakması gerekiyor. Ruh Üzerine boyunca göremeyeceğimiz şey: ruhun akıbeti. Aristoteles, bir filozof olmanın yanında, hatta filozofluğunun bile önüne geçecek boyutta bir biyolog olduğu için derdi yaşarken ne olup bittiği. Ruh Üzerine’de konu edinilen “psykhe”, tamamen onun neliği üzerinden beden ile ilişkisi ve beraberinde gelen kuvveler/yetiler üzerine bir çözümle çalışması. Psykhe’nin çeviri karşılığının ‘nefs’ mi ‘ruh’ mu olması gerektiği bir tartışmadır ancak burada buna girmeyeceğiz. Metin zaten psykhe’yi ne olarak gördüğünü açıkça ortaya koymayı başarmaktadır. Eserden konuşmaya başlamadan önce bazı bilgileri vermemiz gerekiyor. Immanuel Bekker’in Aristotelis Opera edisyonunda 402 ile 435b25 numaraları arasında yer alıyor. Üç kitap(rulo) ile karşımıza çıkıyor. Türkçe çevirilerine bakacak olursak eğer Zeki Özcan’ın, Aristoteles yorumcusu Jules Tricot’un Fransızca çevirisinden yaptığı çeviri (Alfa, Birleşik, Sentez gibi yayınevlerinden çıkan çeviri son olarak Albaraka Yayınları tarafından yayımlandı); bir Aristoteles çevirmeni Saffet Babür ile Lale Levin Basut’un hazırladığı çeviri (BilgeSu Yayınları); önce Ömer Aygün ile Y. Gurur Sev’in işbirliği ile yayımlanan (Pinhan Yayınları, 2018.) daha sonra Ömer Aygün’ün tüm titizliği ile uzun yıllar gözden geçirerek hazırladığı yeni çevirisi olmak üzere üç çevirisi var elimizde. Malum bir şahsında var ama onu zikretmesek de olur… Pür-i taksir-i fani, ilk önce ortak çeviriyi yer yer kendisi, yer yer ise Ömer Aygün’ün Klasik Düşünce Okulu’nda gerçekleştirdiği 4 oturumluk (Aristoteles, Peri Psykhês Okumaları) dersleri ile okumuştu. Ömer Aygün’ün çeviriyi gözden geçirdiğini
Ruh ÜzerineAristoteles · Can Yayınları · 0396 okunma