Bazı konularda çok pis aklıma girenler var çıkın bi aklımdan...
nöbet şeklinde gelen bir korku hâli bu. beklediğim sineye basılmadıkça korkmaya devam edecek gibiyim. öyle pis, öyle mendebur bir duygu. ne anlamam gerekiyor bundan
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Uzun tırnak bir tek benim mi midemi bulandırıyor 😒 herkesin kendi tercihi ama o tırnakla lavabo ya sonra mutfağa ... Vs elimiz her yere değiyor ne kadar yıkarsak yıkayalım altında ölmeyen pis hücreler var.
1000Kitap
Sevgimi gösteremiyorum lafına hiç inanmıyorum. Çünkü insan birini gerçekten sevince içinde tutamıyor. Ben mesela sevince çok severim, sevgimi sonuna kadar gösteririm. Ama hak etmediğini düşünürsem direkt silerim. Böyle de pis bir huyum var. *Sezen Aksu
Toplumun kadınları giydikleri şeyler üzerinden sürekli cinselleştirmesinden gerçekten bıktım. Bir kadın ne giyerse giysin, hatta tamamen kapalı giyse bile bir şekilde laf edecek, sorun çıkaracak bir detay bulmayı kesinlikle başarıyorlar. Kendileri yarı çıplak dolaşırken, giydikleri daracık pantolonlarıyla tüm uzuvları belli olurken sorun olmuyor ama bir kadının bileğinin, boynunun, saç telinin ya da koltuk altı gibi rastgele bölgelerinin görünmesi tartışma konusu oluyor. Asıl tartışma konusu kıyafetin açıklığı değil tamamen kadını her an cinsellik odağı olarak gören o hastalıklı bakış açısı olmalı. Sadece giyinişimizle de kalmadı, en temel en insani sağlık durumumuz olan regli ve ped almayı bile bir bir utanç kaynağı haline getirdiler. Bakkaldan ped alırken sanki yasa dışı bir şey alıyormuşuz gibi gizli saklı, alelacele siyah poşetlere tıkıştırılmasından bıktım. İnternetten sipariş verdiğimiz bir iç çamaşırı markasının logosunu gördüğü an sırf o sapkın merakları yüzünden paketi yırtıp içine bakan kargocular var bu ülkede. Bir kadının ne satın aldığını ne giyeceğini dikizlemek için başkasının kargosunu kurcalayanların yaptığı açıkça ahlaksızlıktan başka bir şey değil ama ne hikmetse ihtiyacımız olan bir şeyi gizlemediğimizde asıl ahlaksız biz ilan ediliyoruz. Kadının varlığını, hakkını, bedenini ve mahremiyetini kendi pis dürtülerine meze eden bu aşağılık kişilerden de, bu zihniyeti besleyen bu düzenden de tiksiniyorum.
Alıntı
Nilgün Marmara'nın Defterler kitabında geçen kitaplar: John Berger'ın G romanı (çüktüf [fiktif ile kurulmuş hoş bir sözüm] bir roman!) Elsa Morante'nin Endülüs şalı Öyküleri, bir enfantilenin öykü kurmaca oyunları. BFS yayınları Çeviri Dergisi ve Dün ve Bugün Felsefe: "[Çeviri] kitaplar çok önemli yazılar var - Rilke, Bachmann şiirleri, G. Deleuze'ün "Göçebe Düşünce" yazısı, Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar'1. Cüce Nedim Gürsel'in cüce bulup buluşturmaları "Yerel Kültürlerden Evrensel'e"ymiş... Jean Anouilh'in çoktan çöpe atılması gereken oyunu Becket. ve iyi ki yanımda getirdiğim Rimbaud, Char, Celan, Rilke, Kafka su serpiyor. Iris Murdoch'ın The Sacred and Profane Love Machine adlı bir romanı. Bu okuduğum en yalınkat ve matrak İrisanım romanı. Rosalind Coward-John Ellis'in Dil ve Maddecilik'i. Çok yoğun ve gerekli bir özet. Freud'un Totem ve Tabu'su. Canım Viyana'lı öyle !alçak!gönüllü ve açık ki... Daha çok yüzyıllar diller düşünceler müzesinde rafı duracak. Freud Bedrettin Cömert'in "Croce'nin Estetiği" şu sıra okuduğum, kuşkuyla izliyorum nereye bağlanacak bilmiyorum sonunda, sağlam bir kazığa mı yoksa kırılgan bir dala mı? Bir de senin kayranla bana ulaşan dergiler göreceli ayakta tutuyor ve bu arada oyun savsaklanıyor, sarsaklaşıyor, zaten TEKTÜK perdeli bir parodi aslında. Öykü durdu, bazen şiir -bazen Poème en Prose'umsu fragmanlar- böyle işte, Emelciğim teğelleniyoruz. S.166 Çöl bitiştirildiğinden bu yana zehir zıkkım okuma, pis alışkanlık, uyuşturucu yatırımı: G-John Berger (hıyarının) çüktüf romanı. Heyecanlı sürükleyici!! Endülüs şalı - Elsa Morante enfantile'nin (superlative'leri çok iyi kullanan, 8 yaşında ölen kuzen Veranzio hariç) çocuksu öykü kurmaca oyunları. Bok bile daha kolay yenir yutulur. Neyse ki Çeviri Dergisi (BFS, kitap 1, 985), Dün ve Bugün Felsefe