Ölmüş Bir Subaya
Eee, Cennet'te durumlar nasıl? Keşke söylesen, Çünkü iyi olduğunu bilmek isterim. Söyle bana, sonsuz günü mü buldun, Yoksa sonsuz gece tarafından mı yutuldun? Çünkü gözlerimi kapattığımda yüzün apaçık beliriyor; O eski, neşeli laflarından birini ettiğini duyuyorum; Seni zihnimde yeniden var edebiliyorum, Karanlıkta devriyeye çıkıp gitmiş olsan da. Nefret ederdin siper turlarından; gurur duymazdın Harcayacak güzel yıllarının olmasından başka hiçbir şeyle; Eve dönüp o gamsız kalabalığa katılmayı özlerdin, Zamanı bir dost bilip barış içinde çalışan delikanlılara. Hepsi silindi gitti şimdi. Dikenli telin ötesindesin: Dünyevi hiçbir ihtimal seni sürünerek geri getiremez; İşin bitti artık makineli tüfek ateşiyle, Umutsuz, fiyasko bir taarruzda yere serildin. Bir şekilde hep senin sonunun geleceğini düşünmüştüm, Çünkü yaşamaya öyle büyük bir hırsla bağlıydın ki: Paçayı kurtarıp hayatta kalmak için canını dişine takmıştın, Dünyanın sunacak ne kadar çok şeyi olduğunu çok iyi bilerek. Mermilerle şakalaşır, o bildik mesleki lafları ederdin, Pis işine sadık kalıp onu hakkıyla yerine getirirdin: Şöyle diyerek: "Aman Tanrım! Ne zaman duracak bu? Üç yıl oldu... Hatlarını yaramazsak burası bir cehennem." O yüzden bana senin ölüme terk edildiğini söylediklerinde İnanmak istemedim, bunun doğru olması gerektiğini sezerek. Ertesi hafta, o kanlı Şeref Listesi şöyle diyordu:
"Bir zehri insan,bir kerede yutmalı,ya ölür ya kurtulur. Zehri şurupla, daha bilmem ne haltla karıştırıp yudum yudum içmek pis şey iğrenç şey. Felâketi ağır ağır haber vermek testere ile adam kesmeye benzer. "
Sayfa 327
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Cinsel imgeler antik dünyada yasak değildi. "Pornografi" sözcüğü Yunanca pornographe sözcüğünden gelmektedir ve "orospularla ilgili yazı" anlamı taşımaktadır. O zamanlar bu tür yazılar çoktu. Ayrıca Atina görkemli dik penislere sahip Hermes heykelleriyle doluydu. "Obscene" (müstehcen) sözcüğü hem "açık saçık ve pis" hem de "penis" anlamına gelen ve çoğul kullanıldığında cinsel organları veya kıçı ifade eden Yunanca caenum sözcüğünden gelmektedir. Ama scaena yani "stage” sözcüğünden türemiş ve ob öneki aldığında "offstage", yani alenen sergilenmeye uygun olmayan şeklinde bir anlam kazanmış da olabilir. Etimolojisi ne olursa olsun, açık saçık cinsel yazılar ve resimler Roma'nın her yerinde bulunuyordu ve çoğunun amacı tüketicileri cinsel olarak uyarmaktı. Rönesans Avrupası'nın eğitimli sınıfları, Yunan ve Roma klasiklerini yeniden keşfettiğinde, çoğu kimse Ovidius'un erotizmine ve Martialis ve Juvenalis'in müstehcen dizelerine özel bir ilgi gösterdi. Rönesans gençleri ve yaşlıları antik dönemin açık saçık yazılarından ve seks betimlemelerinden haz alıyorlardı. Fakat "klasiklerle mastürbasyon yapan" çokça eğitimli insan vardıysa da dolaşımdaki cinsel materyal nadirdi. Basım tekniklerinin gelişmesine kadar pornografi malzemeleri, özel tüketim nesneleri oldular. 15. yüzyılın sonunda modern basım ve çoğaltma teknikleri kullanılmaya başladığında, kişisel hazlar kamusal bir olguya dönüştü. Kısa sürede pornografik materyaller bütün sosyal sınıflara ulaştı. Bu materyaller elyazması olarak kalıp sadece seçkinler arasında dolaş-saydı, cinsel tasvirlere muhtemelen sansür uygulanmayacaktı ama pornografi yaygın bir tüketim malzemesi haline gelince sekiler ve dini yetkililer bu yeni olguyu kontrol edip cezalandırma telaşına kapıldılar. Basılı pornonun ilk versiyonları, elyazması
Sayfa 198 - Kolektif Kitap·Kitabı okudu
Sosyoloji
Hayalperestler
Askerler, ölümün gri ülkesinin vatandaşlarıdır, Zamanın yarınlarından hiçbir pay alamayan. Kaderin o büyük saatinde dikilirler öylece, Her biri kendi kavgaları, kıskançlıkları ve kederleriyle. Askerler eyleme yeminlidir; kazanmak zorundadırlar Hayatlarıyla, o alevler içindeki ölümcül zirveyi. Askerler hayalperesttir; silahlar patlamaya başladığında Şömineli evleri, temiz yatakları ve eşleri gelir akıllarına. Görüyorum onları sıçanların kemirdiği o pis sığınaklarda, Ve yağmurun kırbaçladığı, harap olmuş siperlerde; Toplarla ve sopalarla yaptıkları şeylerin hayalini kurarken, Ve o umutsuz özlemin alaycı sızısıyla kıvranırken yeniden kavuşmak için; Resmi tatillere, sinema gösterilerine, tozluklara Ve trenle işe gidilen o sıradan sabahlara.
Bu zaman
Hayat-ı beşeriye bir yolculuktur. Şu zamanda, Kur'anın nuruyla gördüm ki, o yol bir bataklığa girdi. Mülevves ve ufûnetli bir çamur içinde kafile-i beşer düşe kalka gidiyor. Bir kısmı, selâmetli bir yolda gider. Bir kısmı, mümkün olduğu kadar çamurdan, bataklıktan kurtulmak için bazı vasıtaları bulmuş. Bir kısm-ı ekseri o ufûnetli, pis, çamurlu bataklık içinde karanlıkta gidiyor. Yüzde yirmisi sarhoşluk sebebiyle, o pis çamuru misk ü anber zannederek yüzüne gözüne bulaştırıyor.. düşerek kalkarak gider, tâ boğulur. Yüzde sekseni ise, bataklığı anlar, ufûnetli, pis olduğunu hisseder.. fakat mütehayyirdirler, selâmetli yolu göremiyorlar.
Dikiş tutmayan ilişkilere müptela olanlar bilirler, her giden kalın bir kireç tabakası bırakır kalpte. Gözyaşı öyle gözden aşağı akınca kireç yapmaz, gömleğinin yeniyle siler, iki üç kere sümüklerini çekersin. O kolay olanı. Fakat gözden içe doğru akınca çok pis oluyor, çaydanlık dibi gibi bembeyaz oluyor insanın içi... Sen daha çocukluğunun tozunu atamamışken, bir de kireç bağlıyorsun, ne fena. O tortudan illa kurtulman lazım; yapamazsan tadı tuzu olmuyor gönlünde demlediğin yeni aşkların. Keder sökücü cümleler kurup içine bas geceden kalbini. "Geçti" diyebilirsin, "benim için güzel bir deneyimdi, ayrılıklar da bir tecrübe, dilerim mutlu olur" diyebilirsin. Bir Attila İlhan alabilirsin araya; "çünkü ayrılık da sevdaya dahil"... De bunları. Temizle kalbini. Yılmadan, bıçağın ucuyla falan, canını acıta acıta da olsa uğraştığında, ta içine çöreklenmiş o tortuyu kaldırabilirsin. Yoksa dediğim gibi aşk, kalpte demlenir; içini temizlemezsen; içemezsin...
Sayfa 171
Alıntı