Eee, Cennet'te durumlar nasıl? Keşke söylesen,
Çünkü iyi olduğunu bilmek isterim.
Söyle bana, sonsuz günü mü buldun,
Yoksa sonsuz gece tarafından mı yutuldun?
Çünkü gözlerimi kapattığımda yüzün apaçık beliriyor;
O eski, neşeli laflarından birini ettiğini duyuyorum;
Seni zihnimde yeniden var edebiliyorum,
Karanlıkta devriyeye çıkıp gitmiş olsan da.
Nefret ederdin siper turlarından; gurur duymazdın
Harcayacak güzel yıllarının olmasından başka hiçbir şeyle;
Eve dönüp o gamsız kalabalığa katılmayı özlerdin,
Zamanı bir dost bilip barış içinde çalışan delikanlılara.
Hepsi silindi gitti şimdi. Dikenli telin ötesindesin:
Dünyevi hiçbir ihtimal seni sürünerek geri getiremez;
İşin bitti artık makineli tüfek ateşiyle,
Umutsuz, fiyasko bir taarruzda yere serildin.
Bir şekilde hep senin sonunun geleceğini düşünmüştüm,
Çünkü yaşamaya öyle büyük bir hırsla bağlıydın ki:
Paçayı kurtarıp hayatta kalmak için canını dişine takmıştın,
Dünyanın sunacak ne kadar çok şeyi olduğunu çok iyi bilerek.
Mermilerle şakalaşır, o bildik mesleki lafları ederdin,
Pis işine sadık kalıp onu hakkıyla yerine getirirdin:
Şöyle diyerek: "Aman Tanrım! Ne zaman duracak bu?
Üç yıl oldu... Hatlarını yaramazsak burası bir cehennem."
O yüzden bana senin ölüme terk edildiğini söylediklerinde
İnanmak istemedim, bunun doğru olması gerektiğini sezerek.
Ertesi hafta, o kanlı Şeref Listesi şöyle diyordu: