Konudan konuya atlamak denilince de ben (:
Misafir-Sin I (İşaret V) Sindirimi biraz zorlayıcı ve zaman alıcı olduğundan biraz ara vermiştim. Çok lezzetli bilgileri var, yemek için sabırsızlık yaratsa da sadece okuyup geçmek için okumak istemiyorum: Açgözlülüğün de bir sınırı olmalı. (: Açtığım arayı kapatmanın vakti geldi. Bu sefer nasıl bir farkındalık katacak? Bir sonraki kitapta neler olabileceğini artık tahmin bile edemiyorum. Çünkü kaldığım yerde yükseklik korkum dahi oluşmaya başlamıştı: Yetişememiştim. Ve öğrendiklerimin zorlayıcı tarafıyla da yüzleşmiştim. Gerçekten bazı şeyleri kaldırmak çok zordu: Sadece bilmekle yetinebiliyorsanız size zor gelmez. Ama kendinize ve yaşamınıza katma prensibiniz varsa zorlayıcı yanı orada çünkü her şeyi paramparça edip darmadağın hâle getirdi. Bir yandan eskisinden daha iyi bir oluşum yapmak için fırsatken öbür yandan hiçlik ve kaybolmuşluk hissi de veriyor. Ya da kafayı yiyebilecek hissi. Çünkü kaldırmanın zorluğu burası. Sakinlikle, yavaş yavaş, sağlam ve bir şeylerden eminlik sağlayarak gidilmesi lazım. Bu mesela altyapısı olmayan ya da altyapı oluşturmamış insanların dördüncü gözü açılmadan önce üçüncünün açılması gibi: Zihni ya da yüreği pislik içindeyse gözü ne görür sizce? Veya çocuk kadar saf olmadan bir şekilde açarsa nereyi görecek? Kılavuzunu okumadan kullanmaya çalışması yanlış düğmeyle basmasıyla başına ne açabilir? Veya bazı çocuklar da köprü görevi görebilirken siz bilmeden onları nasıl yönlendireceksiniz? Korkmamalarını ya da anormal olmadığını nasıl sağlayacaksınız? Kaçık, büyücü, içine cin girdi muamelesi yapıp üç buçuk atmanızla birlikte ona da üç buçuk attırmanız en olası. Günümüzdeki çoğu çocuk, yetişkinlerden daha yüksek idrakli ama doğru düzgün yönlendirilme sağlanmıyor ve o yüksek enerjiler akmadığı için depresyona ya da başka şeylere meyilleniyor. Nasıl
1000Kitap
İyi başlasam bile olümle bitti (+18)
2 günde ne olmuşsa biraz son nefesimi veriyor gibi hissettim. Ruhum bedenimden çıkmış da boşluğa düşmüşüm, kilitlenmişim, robotik hareket ederken aslında nefes alış verişimde bile gayret göstermem gerekecek kadar tükenmiştim. Bu neyin dalgasıydı ve nasıl bir anda olmuştu bilmiyorum ama bekledim. İçimde ya bir şeyler olüyordu ya da olenler çözülüyordu. Olenlerin cenazesinin kaldırılması izinden geçiyordu. İzin verdim işte. Yaşamadığım ya da farkında olmadan biriktirdiğim bir şeyler varmış demek ki. Bu süreçte biraz agresif ve aşırı sessizdim. Akşam yemeği dışında kalabalığa o kadar katılmadım. Kendimle baş başa kalıp içimin derdini anlamam ve bir şeyler yapmam gerekiyordu. İştahım da kapanmıştı. Kahve bile içmemiştim o derece. Ve demek ki o kadar ağır bir şeydi. Tuhaftı. Sanırım ilk kez buna doğru düzgün bir sebep bile bulamadım. Ama büyümem için tabi ki deri değiştirmem gerekiyordu. Bunun yüreğimin oluyor gibi hissettirişi belki o izinlere geç kalmamdandı. Bize artık baya küçük gelmiş tişörtün verdiği o rahatsızlık, sıkıştırma, boğma ve artık soymak mümkün değil, kurtulmak için kesip atman gerekirdi ya o tarz bir şey oldu. Geç kalınmışlık olmasa acısı da olmazdı. O her neyse bilmediğim için üzülürken geç de olsa daha da geç olmamış olduğu ve olduğu için sevindim tabi ki. Sanki öğlen matın üstünde "Hazırım ya, olmeye hazırım artık. Geleceksen gel. Ne bu, yorgun ve halsizim. Yüreğim okyanusa atılan bir kaya gibi acı çekiyor ama içim rahat. Bu sefer olacak mı, olsunnn. Bitmeden başlamaz, ölmeden doğulmaz. Bedenim mi olecek yoksa benliğim mi?" diye mayışmış halde düşünüyordum. Ve zaman o kadar yavaş aktı ki, saati 5-6 sanarken daha 2 imiş. Son gücümü temizlik perilerine vermiştim. Ne yapayım yaşam alanımın düzenli ve temiz olmasını seviyorum. Olümde dahi düzen ve bütünlük
Hayata Dair
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
(Fazlaca olüm ve olumsuzluk içerir )
İnsan onuru, gururu ve şerefi için yaşamıyorsa ya da yaşarken başkasının onurunu, gururunu ve şerefini zedeliyorsa baştaki kelime artık geçersizdir. En tahammül edemediğim tipler bunlar. Kendisinde bunların varlığı yok diye başkalarında da yok sanıyor. Bu büyük bir hata. Normal ilişkilerde ya başlatmıyorsun ya da anında silebiliyorsun. Ama sevdiğin insanla ilişkinin ortasındayken bu tarz olaylar yaşandığında anında silsen de aptal sevgi var. Mantıksal olarak kapı önüne koyarken sonra koyan sen değilmişsin gibi ağlayabiliyorsun. 😅😅🤦‍♀️ Ya da onun yüzüne nefret kusarken ve değersiz davranırken sevgini gizlemek zorunda kalıyorsun. Bilmiyorum ama özsaygımı zedeleyen insanlara küçükken de sınır çizip direkt silerdim. Bunu da çoğunlukla çocuklar değil büyükler yapardı. Çoğu insanı severken silmiş biri olarak acı vericiydi ama bilmiyorum madem aile ya da dost vs. o zaman o değerli konumları hak edecek olmalıydılar. Düşman gibi davranıp dostluk beklemeyecek gururları ve şerefleri olsundu değil mi? Ortada sevgi varsa içinde olumsuzluğun hiçbir türünü kabul etmiyorum. Evet tartışılır ya da zıtlıklar olabilir ama bunun da saygı versiyonu mevcut. Yapıcı versiyonu mevcut, sakin ve normal üslup versiyonu mevcut. Eee sadece onlara değil de bana mı vardı? Sildiğim insanlar arasında çekirdek ailem de var. Zorundalıktan bazen bir aradayız ama yan yana oturmak bir yakınlık değil ki, mesela otobüste de yabancı bir insanın yanında oturuyoruz? Okula başlarken de öyle. Hayatımda olmaları kopmadığımız anlamına gelmiyor. Bir ara bunu düşündüm, sonradan aileme katılanları o tarz davranışlarında anında silerken ailemi de silmiştim. Hem de o zorundalıktan ötürü maalesef defalarca olmuştu, hiçbiri birinci de sınırlı kalmamıştı. Bu da kendimde olan teorileri destekleyen bir şeydi. Çünkü bazen o
“Hayat siz planlar yaparken başınıza gelenlerdir”
Duygu ve Düşünce
Bir Emevi mirası: Sorumluluğu Allah'a atmak
Kur'an'da anlatılan "kader" kozmoloji için konan ölçüleri-yasaları ifade eder. 1 Bu bağlamda insanın kaderi de "özgür iradesi ile yaptığı seçimler" ekseninde ölçülendirilir. 2  Bu sebepledir ki seçimlerimizin sonuçlarının getirdiği sorumlulukları vardır. İşte bu sorumluluklardan kaçınmak isteyenler kendi tercihlerinin, kararlarının yol açtığı sorunlarla yüzleşmekten kaçmanın yolu olarak tüm bunların kendileri dışındaki faktörleri sonucu olduğunu bunun önceden belirlenmiş bir plan/kader olduğunu iddia ederler. Özellikle de sorumluluk toplumsal ise yani siyasi liderler kendi sorumluluklarındaki eylemleri meşrulaştırmak, bu icraatları sorgulatmamak için "Biz yapmıyoruz; bunları bize Allah yaptırıyor" derler. Bu tarihin en eski siyasi manipülasyonudur: Allah'ı kendine kalkan edinip, sorumluyken kendilerini sorgulanamaz kılmak… Yöneticilerin kaderi kullanıp Allah'ı istismar etme taktiklerinin Müslümanların tarihindeki ilk izdüşümünü Muaviye'de rastlıyoruz.  Peygamberimizin arkadaşlarından Hucr b. Adiy'i Hz. Ali taraftarı olduğu için öldüren Muaviye, tepkiler karşısında zor durumdaydı. "Biz yapmadık, Allah yaptırdı bize" diyerek kendisini sorgulanamaz kılmaya çalışmıştı. Emevilerle birlikte "Zillullahi fi'l-Arz" (Allah'ın yeryüzündeki gölgesi) ve "Sultânullahi fi Arzihî" (Allah'ın yeryüzündeki gücü) gibi sıfatlarla kutsallık kazandırılıyor, sultanların her icraatı, Allah adına sayılıyor dolayısıyla eleştirilemiyordu. Çünkü bu yapan, Allah adına(!) iş yapan birisiydi. Muaviye'den sonra yerine sultan olarak varis bıraktığı Yezid döneminde Kerbela, Harre gibi travmatik katliamlarına, kadınlara tecavüzlere, yağma ve yolsuzluklara vb. büyük yıkımlarına gerekçe olarak bunların Allah'ın önceden belirlediği planı/kaderi olduğunu camilerden vaaz ettirmişti.  Bir başka Emevi
Alıntı
(Rüya) (10.06.2026) (İki polis konuşuyordu. Biri bayandı.) Bayan Polis: Lilithi yakalayacağız Polis:Anlamıyorsunuz Lilithi yakalayamazsınız. Bayan Polis: Yakalanacak Sadece zamanı var Polis: Yanlış anlamayın ama planınız çok dandik bir plan Benim çocukluk arkadaşımdı Boşa vakit harcıyorsunuz 23 ünde cephedeydi-Doğuda bir Albayın en iyi askeriydi- Sonrasında yanlış işlere karıştı atıldı askeriyeden Ben Lilithi kendimden iyi tanırım Zehir gibi kadındır Bayat numaraları yutmaz Bayan polis: Siz öyle zannedin Polis: Zannetmiyorum Biliyorum Siz Lilithi yakalamak için kapan kurayım derken O kurduğunuz kapanı çoktan başınıza geçirmiştir Hemen belli olmaz Sonrasında haberiniz olur
Edebiyat