9/10
·208 syf.··
2026 40. kitabı
Bir adam, ailesi için yeni almak istediği bir evin planında bir tuhaflık sezmesiyle, Okült ile ilgili olaylarla ilgilenen yazara başvurmasıyla başlıyor kitap. Başta evin planına baktığımda bir farklılık ben göremedim açıkçası ama kitap kitaptaki insanlar o kadar zeki ki gerçekten okudukça ve onların tuhaf bulduğu yerleri gözlemledikçe siz de ‘aaaa!’ oluyorsunuz. Bu evin planı ile ilgili bir iç mimara başvuran yazar o mimarla birlikte öyle bir teori oluşturur ki, sonunda hepsinin gerçek çıkması ve de bütün evlerin birbiriyle bağlantılı olup, ortaya çıkartmasınna sebep olur. Okurken o kadar hızlı okudum ki gerçekten her bir sayfasını fena çevirdim. Biraz daha kolay okunan bir kitap çünkü içerisinde evvel çok plan var o yüzden başta hızlı ilerliyor. Ama sonunda son bölümünde yani asıl hikayeyi orada öğreniyorsunuz. Hikayeyi öğrendiğimde bir ritüelden ibaret olduğunu duyunca açıkçası gizemini yitirdi. Ama bu kitabın çok zekice yazılmasına engel değil. Bir kere soluksuz okutan harika bir kitaptı. Tuhaf resimleri okumuş bir insan olarak ben bu kitabını daha kolay okunur ve daha güzel buldum. Keşke bu yazar daha fazla yazsa biz de okusak. Gerçekten böyle kitaplarla tanıştığım için çok memnunum yeni bir soluk geldi. 
Tuhaf EvUketsu · Nox Yayınları · 2026941 okunma
10/10
·512 syf.··
Beğendi
·
2026 38. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 01:00
Merhaba kitap dostlarım ​Bugün sizlere canım yazarım Mehsa'nın, MİH serisinden sonra hayran kaldığım bir başka serisinin ilk kitabı olan Firuze: Kehribar Ateşi ile geldim. ​Mehsa'nın kalemiyle tanışanlar beni çok iyi anlayacaktır. Her kitabında okuru bambaşka dünyalara götüren, karakterlerini yalnızca yazmakla kalmayıp adeta yaşatan bir kaleme sahip. MİH serisini nasıl büyük bir hayranlıkla okuduysam, Firuze ve Ezra'nın hikâyesi de daha ilk kitaptan kalbimde kendine çok özel bir yer edindi. ​Firuze: Kehribar Ateşi yalnızca bir aşk hikâyesi değil; aşiretlerin gölgesinde büyüyen düşmanlıkların, geçmişten gelen sırların, bedellerin ve kaderle sınanan bir sevdanın hikâyesi. ​Karakterler ve Omuzlarındaki Yükler ​Firuze: Güçlü, mücadeleci, ayakta kalmayı bilen bir kadın. Ancak hayatı boyunca çevresindeki insanların yaptığı hataların bedelini ödemek zorunda kalmış. Özellikle de babası Faysal Koçak'ın... Ahhh be Faysal... Kitap boyunca en çok öfkelendiğim karakterlerden biri oldu. Attığı neredeyse her adımın sonu Firuze'ye zarar verdi. Verdiği kararlar da vermediği kararlar da dönüp dolaşıp kızının hayatını daha da zorlaştırdı. Bir baba olarak koruması gerekirken yaşananların yükünü Firuze'nin omuzlarına bıraktı. Bu yüzden okurken ona kızdığım çok fazla sahne oldu. ​Ezra: Ah Ezra... Sanırım uzun zamandır bir erkek karakteri bu kadar severek okumamıştım. Firuze'ye her "İki gözüm" deyişi kalbime işledi. Yıllarca vazgeçmeyen, sevdiği kadını korumak için her şeyi göze alan, sabırla bekleyen ve sevgisini her fırsatta hissettiren bir adamdı. ​Detaylardaki İnce İşçilik ve Unutulmaz Sahneler ​Beni en çok etkileyen detaylardan biri mücevherler oldu. Ezra'nın büyük emek vererek hazırladığı mücevher koleksiyonunu ilk olarak Firuze'ye hediye etmesi, taşların işlenişindeki Helenistik
Firuze 1 - Kehribar AteşiMehsa · Ephesus Yayınları · 202649 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
9/10
·903 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
64 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 20:46
Merhaba sevgili okur, Kitap için hazırlanmış önsözleri okurken gözüm korkmadı değil. Okuma zevkini ve rahatsızlığı aynı anda hissedecek olmak belirsizliği arttırırken, kitabın sekiz senelik bir araştırmanın ve yazarın iki bin ciltlik uzman kütüphanesinin ürünü olduğunu öğrenmek heyecanımı arttırdı. Eco’nun dil cambazlığı ve uydurukçuluğunu merak ederek ve “Her şey her şeyle bağıntılıdır”, “Göstergebilim” ipuçlarıyla başladığım bir okuma yolculuğu oldu. Üç ay süren bir zaman diliminde tamamlayabildiğim, dokuz yüz sayfalık kitabı iki paragrafta anlatamam tabii ki ama bende bıraktığı izlenimi kısaca özetlemek isterim efenim. Okuma yolculuğum “kabala” üzerine araştırmalar yaparak başladı. Kitabın derinliklerine daldıkça merak ettiklerim arttı. Sonra, gül-haç kardeşliği, kurgu evreni, tapınak şovalyeleri, Hasan Sabbah, nostradamus, büyü, sihir, ebcet, simya, mitoloji, sayıların gizemi, felsefe taşı, batıl inançlar ve bilimsel açıklamalar, gizli örgütler ve daha niceleri… derken kendimi derya deniz bir okuma içinde buldum. Okudukça derinleşen, bildiklerimi buz dağının görünen yüzü gibi hissettiğim bir yolculuğa çıktım. Komplo teorilerinin hangisi doğru hangisi uydurma her şey birbirine karıştı. Zaten yazarın amacı da buydu. Diotallevi’nin dediği gibi: "Düzmece bir metni uğraşa uğraşa yeniden kurarak gerçeğe varmak." Bir “şey”in derinine daldıkça o “şey” tarafından sarılırsınız ve görebildiğiniz tek şey gerçeklerden çok derinine daldığınız o “şey”in kendisi olur. Ve siz bunu gerçekliğin ta kendisi zannedersiniz. Kitabın olay örgüsü tam olarak bunu anlatıyor. Lorenza Pellegrini, Belbo, Riccardo hikayenin baş kişileri. Onların dalgaya alarak başladıkları editörlük yolculuğu içinde kayboluşları ve kendi yalanlarına inanmaları hâli insanoğlunun nesillerdir süregelen komplolara
Foucault SarkacıUmberto Eco · Can Yayınları · 20211,950 okunma
Puan vermedi·448 syf.··
2026 49. kitabı
Oyunbozan | Ayça T.K. Selam canım nasılsın Bugün karşınıza son zamanlarda okurken hem çok güldüğüm, hem içimi sıcacık yapan hem de yer yer kalbimi sızlatan harika bir kitapla geldim Eğer siz de benim gibi sahte sevgililik olayını seviyorsanız, aralarındaki o tatlı didişmelere bayılıyorsanız doğru yerdesiniz! Kitap o kadar akıcı, dili o kadar sade ve samimi ki, sayfaların nasıl akıp gittiğini anlamıyorsunuz bile. Başkarakterlerimiz İmge ve Adal. Bu ikisinin aslında ortak arkadaşları var Erdinç ve Elçin çifti ama kader mi dersiniz şans mı, bir türlü yüz yüze tanışmamışlar. Fakat ortak arkadaşları, bu ikilinin pek çok konuda ne kadar benzer düşündüğünü fark edip haince(!) ama çok tatlı bir plan yapıyorlar.İkisini birbirine ayarlamak için, birbirlerinden habersiz bir şekilde numaralarını telefonlarına kaydediyorlar. İmge ve Adal kendilerini bir anda bu çöpçatanlık oyununun içinde bulunca, bizim çılgın arkadaş grubunun pes etmeyeceğini anlıyorlar. İşte tam bu noktada Adal, İmge’ye dahi bir planla geliyor, iyunbozanlık yapmak Plan şu Arkadaşlarına ders vermek için öyle toksik, öyle çekilmez ve kavgalı bir ilişki yaşıyormuş gibi yapacaklar ki, arkadaşlarının onları bir araya getirdiğine bin pişman olmalarını sağlayacaklar Ama evdeki hesap çarşıya uymuyor tabii ki... Görünüşte kusursuz olan bu toksik sahte sevgililik rolünü oynarken, birbirlerini daha yakından tanıdıkça aralarında hiç beklemedikleri, çok gerçek duygular filizlenmeye başlıyor. Yazarın daha önce Nakavt kitabını okuyanlar olduysa o kitaptaki Rüya soyyiğit karakterimizin anne ve babasını okuyoruz Oyunbozan kitabında Kitabı okurken özellikle o sahte sevgililik ve kavga rolü yaptıkları sahnelerde kahkahalarımı tutamadımRol yetenekleri o kadar iyiydi ki " ya sizde kesin gerçekten bir toksiklik var diye
OyunbozanAyça T. K. · Pukka Yayınları · 202653 okunma
Yetersiz ve zorlama bir final..
2/10
·536 syf.··
2026 1. kitabı
Selam, 1000Kitap’ı pek kullanmıyorum ama birileriyle fikirlerimi paylaşmak istedim. Belki de Ben mi yanlış düşünüyorum? falan gibisinden. Eğer haksız olduğumu düşünüyorsanız lütfen belirtin. Kitabı yeni bitirdim ve açıkça söyleyebilirim ki çoğu yerde çok kolaya kaçılmıştı. Tamam da ne alaka ya dedim sürekli. Kitap 530 sayfa ve 400 sayfa boyunca neredeyse hiçbir şey olmuyor ben bir savaş kitabı okuyacağız sanıyordum ama 400 sayfa boyunca ağırlıklı olarak aşk ve ilişki dinamikleri var. Dinamik de hep aynı zaten= (koruyucu + sahiplenici + itaatkâr erkek) ve (cesur + inatçı + güçlü kadın) pfff Yani o kadar şehirler, krallıklar düşüyo abi 15 ay önce Saige dangalağı küçücük kızın ölümüne yol açıp kendi de esir düşüyor ki bunun öncesi de var, yani en az iki seneye yakın diyarda savaş var VE bunlar oturmuş hâlâ düğün dernek yapıyorlar! DAHA YENİ tüm krallıkları çağırıp bir plan yapmaya çalışıyorlar, o da hiçbir fayda sağlamıyor. Sağlıyorsa da kitap bunu bize anlatma gereği duymuyor bir daha adı geçmiyor hiçbirinin onun yerine yok Drystan, yok Irithel, küvet veya aşk sahneleri biz çok iyi yönetiyoz dimi aşkım? Evet aşkım... Nah iyi yönetiyonuz btw Üst üste düğün kutlama yapanlar mı ararsın, milletin krallığı yanarken sözde imparatorluğun aşk meşk derdinde olması mı. Valla Reika haklıydı; bunların alıklıkları kadının canına ne kadar tak ettiyse artık. Zaten bence 4 kitap boyunca yazılmış en iyi metin Reika’nın itirafıydı: 24 tane sorumsuz ebeveynin planladığı 2. sınıf bir Hunger Games; evlilik dışı doğmuş ve masum bir kızın bile boynunu kırabilecek (öyle varsayıyordu) kadar ileri giden eğitimsiz bir tavernaciyi imparatoriçe yapamaz, YAPMAMALI! Karakter gelişimleri zaten çok komik. Zaiden lavuğu kitapta bir yerde diyor ki: "General / komutan ordusu ile birlikte olmalı, onurlu
1000Kitap
Diyarların YazarıAdora Yağmur · İndigo Kitap · 202681 okunma
Spoiler
5/10
·647 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 11:30
Yani o kadar doldum ki hangi birini desem gerçekten bilmiyorum. Serinin en güzeli kitabı denilen ve 9 puan alan bu kitap beni gerçekten hayal kırıklığına uğrattı. Ben ilk kitabını daha çok sevmiştim en azından yarısında romance okusak da bir şeyler olmuştu ve son kısmı kaynaklı kitabı kurtarmıştı ilk kitap denilip devam edilebilecek şekildeydi ama bu kadar Rhys hayranlığının sebebini anlayamadım açıkçası. Kitap 3 kısımdan oluşuyor. İlk kısımda Tamlin den nefret ettirme çabası ve Tamlin in yaptığı her şeyin zıttını yapan Rhys e iteleme çabası hakim. Çok yapay bulduğum bir tercih ettirme şekli yani Tamlin tamam saçma şeyler yapıyor da o kadar nefretler içinde yanılıp tutuşulacak bir karakter değil bence. Sonuçta 2 ay öncesine kadar aşkından öldüğü hayatını ortaya koyduğu bir karakterdi. Neyse Rhys tabiki Feyre ye daha özgürlük tanıyan karakterini ortaya koyması için alan açan bir karakter. İkinci kısımda tamamen Feyre ve Rhys ilişkisi zaten. Ben ilk kısımlarda bir yerde sanırım Kazan dan bahsediliyor böylece evren genişliyor, Feyre Rhys tarafından teste tabi tutuluyor Dokumacının evine gidiyoruz yok Kemik koleksiyoncusuna gidiyoruz buraları aşırı heyecanlı ve severek okudum ve ilerisi için de hyplandım açıkçası. Ama sanırım kitabın en güzel kısımları oralardı. Mesela kralın kazanı bulmasından bahsediliyor keşke bunları görebilseydik, Amren kitabın şifresini çözmeye çalışıyor, Azriel ve Cassian mucizevi bir şekilde girilen Hybern Kralı nın sarayına gidip geliyor oraları öğreniyor nasıl gireriz çıkarız dakikasına kadar plan kuruyor ama biz bunları görmek yerine Rhys ve Feyre okuyoruz ve bu olayların hepsi deus ex machina, mucizevi bir şekilde aniden çözülüveriyor. Durum böyle olunca tabi okur evrenden kopuyor ve mantık hataları çok daha fazla gözüne batmaya başlıyor.
Sis ve Öfke SarayıSarah J. Maas · Dex Yayınları · 20204,677 okunma