Seni kenara alalım Fyodor.
Duygu yoğunluğundan boğulduğum bir kitap oldu.Gerçekten inanılmaz bir sevgi/keder bütünlüğü var.Evet bütünlük diyorum çünkü keder ve hüzün karakterleri birbirine bağlıyor.Bu yüzden hayret ettiğim hatta zaman zaman sıkıldığım dahi oldu.Sarılırken ağlıyor, severken ağlıyor ve sinirlendiklerinde yine ağlıyorlar.
Neler yok ki bu kitapta... İntikam, pişmanlık, aldatma, aldanma, yoksulluk, fazlasıyla yoksulluk, saf düşünceler, katılaşmış kalpler, gurur sonra şöyle esaslı olanından ve gözyaşlarıyla kendini ele veren sevgi..
Sevmediğim kısımları söyleyecek olursam birbirlerini severken ağlayıp koklaşmaları, birbirlerini seviyorlar diye ve sırf karşıdaki üzülmesin diye aldatmalara dahi sessiz kalmaları beni müthiş derecede "sıktı".Bunlara rağmen sevgiye yenilen bir inatla karşılaştığıma, Azorka ve Nelli'yi tanıdığıma ve bu hayatta herkesin mutlu olamayacağını iyice anladığıma memnun oldum.
Bir süre Dostoyevski okumayı düşünmüyorum zira bu kadar duygu bana fazla geldi.Belki de yanlış bir zamandı bilmiyorum.Keyifli okumalar dilerim, ağlamadan.