Puan vermedi
... "Annem hakkında yazıyorum çünkü onu dünyaya getirme sırası sanırım bende." "Özen gösterdiği yegane nesne kitaptı. Kitaplara Dokunmadan önce ellerini yıkardı." Bir Kadın Annie Ernaux Özgün Adı:(Une Femme) 2022 Nobel Edebiyat Ödülü Zihinsel ve fiziksel olarak çökmüş, hafızası sıfırlanmış bir anne, küçük bir Normandiya kasabasında doğmuş, Paris banliyölerınde bir hastanenin Geriatri koğuşunda ölen annesinin portresini çiziyor okura. Bır anne ve kızı arasındaki hem zayıf hem de sarsılmaz bağı, onları ayıran dünyaları anlatan, tarafsız bir dille yazılmış bir eser, yazarın belki de en dokunaklı metni. Yazar, okurken Fransa yakın tarihi ve devrin sosyolojisini derinlemesine teneffüs ettiriyor, annesi bu sosyolojide yaşamış bir kadın, girişimci ruhuyla bir kahve dükkanı açıyor ve işletiyor, kitap annesinin cenazesini almasıyla başlayarak geçmişe bir yolculuğa götürürken, jenerasyon farkı nedeniyle annesiyle ilişkisinin azaldığı yetişkinlik dönemlerini okumak çok ilginçti. Otososyobiyografi #toplumsalbellek Bireysel anılardan yola çıkılarak toplumsal olayları da anlatan edebi tür. Uzun zamandır listemde olan kitabı sonunda okudum. __"Burada Platon dinleyebilmem için annem patates satıyor" diye düşünmek beni derin bir üzüntüye boğuyordu." #birkadın #unefemme
Bir KadınAnnie Ernaux · Can Yayınları · 20233,845 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 4. kitabı
·
429 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 13:17
Simyacı, belki de hayatımda okuduğum en popüler kitaplardan biriydi, öyle ki öğrencilerim ve arkadaşlarımdan hiçbir başka kitapta olmadığı kadar dikkat çekti. Bu yüzden incelemede yazacağım hiçbir şeyin yeni olmayacağını tahmin edebiliyorum. Kendi görüşlerimi yazmadan önce de inceleme okumayı pek sevmem, o yüzden bu yazı size hiçbir şey katmadıysa peşinen özür dilerim. (Eser miktarda spoiler içerebilir.) Kitabımız bir çobanın hikayesini anlatıyor, gördüğü bir düşün peşine düşen bir çobanın hikayesini. Birinci sayfasından sonuncu sayfasına kadar ezoterik öğelerle dolu, ruhsal, evrensel, tanrısal bir güç ve kader anlayışına sahip bir anlatısı var. İşaretler, semboller, rüyalar, ruh, evrenin dili, sıkça geçen semboller. Felsefi olarak evrenin tanrı yaratımı bir özü olduğuna ve insanın yalnızca bu özden gelen sese kulak vererek ve diğer her şeye kulak kapatarak ulaşabileceğine dikkat çekiyor. Öyle ki tarihte yaşamış gerçek simyacıların yaptığı gibi bilimsel bir metodoloji izleyen İngiliz simyacı, akıcılığını bir kenara koymadan "doğru yola" girmiş olmuyor ve çöl simyacısıyla karşılaşmak şerefine nail olamıyor. Kişisel menkıbesinin peşinden koşan çobanımız, kaderin daima bir planı olduğunu, kalbini dinlemenin onu doğru yola götüreceğini, evrendeki tüm yaratılmış şeylerin bir ruhunun olduğunu ve nihayet aşkın evrenin özüne ulaşacak bir anahtar olduğunu sırasıyla öğrenmiş oluyor ve tüm bu sürecin bilgeliğiyle artık bir çoban değil simyanın sırlarına ermiş bir kişi olmuş oluyor. Nihayetinde kitapta bir yerde de bahsedildiği gibi son mesaj en büyük hazine kişinin gözünün önünde ama ancak bakmayı bilen kişi bunun farkında olabiliyor. Kişisel olarak kitabın rahat okunuşu ve sade dili ile okunmayı kolaylaştırdığını ve hikayesiyle keyif verdiğini söyleyebilirim, okurken hiç
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024246,4bin okunma
Reklam
Puan vermedi·201 syf.··
2026 75. kitabı
Sokrates'in Savunması, Atina hukuku tarafından gençlerin ahlakını bozmak ve şehrin tanrılarına inanmamakla suçlanan filozofun, mahkeme heyeti önünde yaptığı tarihi ve felsefi konuşmaları aktarır. Platon, hocasının idama mahkum edilme pahasına hakikatten, adaletten ve sorgulanmayan bir hayatın yaşanmaya değer olmadığı fikrinden ödün vermeyişini destansı bir dille kayda geçirir.
Sokrates'in SavunmasıPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202564,6bin okunma
9/10
·179 syf.··
2026 62. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 20:19
Platonun bu kitablari felsefeye yeni başlayanlar uçun bezen çetin gorune biler.Kitab Tamamilə sual-cavab üzərində qurulub ve İnsan zehnini işlətməyə məcbur edir. Platonun novbeti sorğu sual dialoqa esaslanan kitabi ,bu kitablarini en çox sevmeyimim sebebi antik yunan /roma felsefesine olan sevgim ve dialoqlarin bir terefinde hemise Sokratin olmasidir.Bildiyimiz kimi Platon Sokratin telebesidir ve demek olarki butun kitablarin ekser hissesini Sokratin heyatina ,dialoqlarina,Sokrat felsefesine hesr etmişdir ve onun sozlerini yazmişdir .Platon okuyarken eslinde siz Sokrati oxumuş sayilirsiz ve onu daha yaxindan tanimiş olursuz. Platon bu əsərdə Sokrat ilə gənc riyaziyyatçı Theaitetos arasında söhbət qurur. Onlar insanın necə bildiyini, həqiqətin nə olduğunu və biliyin tərifini araşdırırlar. Bilik hissiyyatdırmı?,Bilik doğru fikirdirmi?,Bilik əsaslandırılmış doğru fikirdirmi?
TheaitetosPlaton (Eflatun) · Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları · 1997354 okunma
Madalyonun Diğer Yüzü : Şölen Var
10/10
·112 syf.··
2026 63. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 16:07
Antik Yunan denince aklımıza hemen felsefe, demokrasi, sanat ve bilimin altın çağı gelir. Peki, o hayranlıkla baktığımız medeniyetin temelleri atılırken, toplumun yarısını oluşturan kadınlar neredeydi? İsmail Gezgin, Şölen Var ile bizi o parıltılı mermer sütunların arkasına, felsefi tartışmaların yapıldığı ama kapılarının kadınlara sıkı sıkıya kapatıldığı "symposion" (şölen) odalarına götürüyor. Kitap, Platon ve Ksenofon gibi dehaların metinleri üzerinden, bu şölenlerin sadece birer "yeme-içme ve felsefe" buluşması olmadığını, aksine erkek egemen sistemin (patriyarkanın) kurumsallaştığı ve kutsandığı birer iktidar alanı olduğunu gözler önüne seriyor. Gezgin, aşkı ve bilgiyi yücelten o muazzam antik felsefe metinlerinin, aslında kadını nasıl dışladığını ve aşağıladığını satır aralarını kazıyarak gösteriyor. Mitolojinin ve ritüellerin, erkek iktidarını meşrulaştırmak için nasıl birer araca dönüştürüldüğünü okumak ufuk açıcı olduğu kadar sarsıcıydı da. Arkeoloji, mitoloji ve toplumsal cinsiyet çalışmalarına ilgi duyan herkesin kitaplığında mutlaka bulunmalı. Mutlaka okuyun, okutun. İsmail Gezginİsmail Gezgin
Şölen Varİsmail Gezgin · Pinhan Yayıncılık · 20267 okunma
Puan vermedi·204 syf.··
2026 1. kitabı
Bazı kitaplar okunmaz; insanın zihninde uzun süre yankılanır. A'mâk-ı Hayal benim için tam olarak böyle bir eserdi. Kitabı bitirdiğimde hissettiğim şey bir romanı tamamlamış olmanın huzuru değil, yıllardır cevap vermekten kaçtığım bazı sorularla yeniden baş başa kalmanın ağırlığıydı. Modern insanın en büyük trajedilerinden biri, hakikati bilgiyle karıştırmasıdır. Raci'nin yolculuğu da tam olarak bu yanılgının içinden başlıyor. Çok okuyan, düşünen, sorgulayan ama bütün bunlara rağmen içindeki boşluğu dolduramayan bir insan görüyoruz. Bu yönüyle Raci bana göre yalnızca bir roman karakteri değil; yaşadığı çağdan bağımsız olarak her dönemin entelektüel insanını temsil eden bir figür. Kitap boyunca karşılaştığımız semboller, rüyalar ve metaforlar ilk bakışta mistik bir atmosfer kuruyor gibi görünse de aslında çok daha derin bir meseleyle ilgileniyor: İnsan neden hakikati dışarıda arar? Neden sürekli başka düşüncelere, başka öğretilere, başka cevaplara yönelirken kendi içine bakmayı ihmal eder? Bugün elimizin altında sınırsız bilgi var. Birkaç saniyede dünyanın herhangi bir düşünürüne ulaşabiliyoruz. Buna rağmen varoluşsal boşluklarımız geçmiş çağlara göre daha azalmış değil. Hatta belki de daha da büyüdü. A'mâk-ı Hayal'i okurken sık sık bunu düşündüm. Çünkü Raci'nin yaşadığı zihinsel bunalım, aslında modern insanın dijital çağdaki yalnızlığından çok da farklı değil. Ahmed Hilmi'nin başarısı burada ortaya çıkıyor. Kitap bir öğretiyi doğrudan dayatmıyor. Okuru bir sonuca zorlamıyor. Bunun yerine onu sürekli soruların içine bırakıyor. Hakikat nedir? Ben kimim? Gördüğüm dünya gerçekten gördüğüm şey midir? Yoksa bütün algılarım zihnimin bana oynadığı bir oyundan mı ibarettir? Özellikle Aynalı Baba karakteri üzerinde uzun süre düşündüm. Çünkü o benim gözümde yalnızca
A'mâk-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202122,3bin okunma
Reklam
Reklam