“Tuhaftır yaşam, acımasız mantığın faydasız bir amaca yönelik gizemli düzeni. Hayattan en fazla kendinizle ilgili bir şeyler öğrenmeyi umabilirsiniz -ki o da çok geç öğrenilir- bir alay telafi edilemez, bastırılamaz pişmanlık yaşanır…… Düşünebileceğiniz en yavan, en heyecansız mücaledir bu. Elinizle tutup kavrayamayacağınız bir bulanıklığın içinde, ayağınızı basacağınız bir zemin ve çevresinde hiçbir şey olmayan, izleyiciden, gürültüden, şan ve şöhretten, o büyük kazanma ve zafer arzusundan, büyük mağlubiyet korkusundan yoksun, donuk, hissiz bir kuşkuculuğun hastalıklı ortamında, kendi çaba ve becerinize pek inancınız olmadan ve hatta hasmınızın çabasına daha da az inanarak yaşanan bir mücadele. Şayet akıl ve bilgeliğin doruk noktası bu ise, o zaman yaşam, bazılarımızın düşündüğünden daha da büyük bir bilmecedir. “