Devlet futbol oynamaz ama satranç oynar..
8/10
·372 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 08:58
Platon’un Devlet eseri, sadece antik bir felsefe metni değil, günümüz dünyasını anlamak için de muazzam bir kılavuz. Kitap adalet ve ideal toplum arayışıyla başlasa da, özellikle son bölümlerde yönetim biçimlerinin yozlaşmasını anlattığı kısımlar beni derinden sarstı. Platon’un oligarşi, demokrasi ve tiranlık analizlerini okurken, bugün Türkiye'de bizzat deneyimlediğimiz pek çok toplumsal ve siyasi kırılmanın yüzyıllar öncesinden öngörüldüğünü fark ettim. Platon, yozlaşmanın temel nedenini liyakat sisteminin çöküşüne bağlar. Yönetenlerin ortak çıkarı bırakıp kendi zenginliklerini ve güçlerini koruma hırsına kapılmalarını anlatırken, günümüz Türkiye’sindeki ekonomik adaletsizlikleri, kurumsal yozlaşmayı ve kutuplaşmayı görmemek imkansız. Bugün medyanın gücüyle yaratılan algı operasyonları ve kutuplaştırma siyaseti, Platon’un uyardığı bu tehlikenin tam bir karşılığıdır. Sonuç olarak Devlet, bana sadece felsefi bir teori sunmadı; adalet, liyakat ve hukukun üstünlüğü kaybolduğunda bir toplumun nasıl hızla sürüklenebileceğini gösteren güncel bir Türkiye aynası oldu.
Felsefe-Düşünce
DevletPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201932,9bin okunma
Puan vermedi·80 syf.·
2026 1. kitabı
Francis Bacon’ın "Yeni Atlantis" (New Atlantis) eseri, hem felsefe tarihi hem de bilim kurgu/ütopya edebiyatı için tam bir dönüm noktasıdır. Kitabın adı zaten doğrudan Platon’a (Eflatun) bir naziredir. Platon, Timaios ve Kritias diyaloglarında Atlantis adında, lüks ve kibir yüzünden tanrılar tarafından cezalandırılıp sulara gömülen muazzam bir uygarlıktan bahseder. ​Bacon bu esere "Yeni Atlantis" diyerek Platon’a şu mesajı gönderir: ​"Senin Atlantis’in gücünü, zenginliğini ve bilgisini kibre, savaşa ve sömürgeciliğe alet ettiği için helak oldu. Benim 'Yeni Atlantis'im ise bilgiyi Allah korkusuyla ve insanlığın hizmetinde kullandığı için ayakta kalacak." *** Roman, Peru’dan yola çıkan bir geminin Pasifik Okyanusu’nda kaybolmasıyla başlar. Azıkları tükenen, hastalıktan kırılan ve ölümün eşiğine gelen mürettebat, kendilerini haritalarda hiç görünmeyen gizemli bir adanın açıklarında bulur. ​Gemicilerin ulaştığı adanın adı Bensalem’dir. Bu isim rastgele seçilmemiş, İbranice iki kelimenin birleşiminden oluşturulmuştur: ​Ben: "Oğul" anlamına gelir. ​Salem (Şalem/Selam): "Barış" veya "Kudüs" (Yeruşalim) anlamına gelir. ​Yani Bensalem, kelime anlamıyla "Barışın Oğlu" veya "Yeni Kudüs" demektir. *** Gemiciler adaya yanaşmak istediklerinde, diğer klasik ütopyaların aksine vahşi bir dirençle karşılaşmazlar. Aksine, son derece organize, temiz, dindar ve yardımsever bir halkla karşılaşırlar. Kendilerine hemen ilaç, yiyecek ve kalacak yer (Yabancılar Evi) sağlanır. ​Bacon burada okuyucuya ilk mesajını verir: İdeal bir toplum, yabancıya korkuyla değil, kurumsallaşmış bir merhamet ve düzenle yaklaşır. *** Adanın kalbinde olan bilim merkezine Süleyman Evi (Solomon's House) denir. Kitapta adanın eski krallarından Solamona’nın bu merkezi kurduğu ve buraya İsrail Kralı Hz.
Yeni AtlantisFrancis Bacon · Maya Kitap · 20243,407 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ahmet Arslan - İlkçağ Felsefe Tarihi 5
Ahmet Arslan’ın büyük bir akademik titizlikle kaleme aldığı felsefe tarihi serisinin ilk dört cildini, özellikle Platon’un diyaloglarını, akıl yürütmelerini ve Atina’nın canlı entelektüel atmosferini büyük bir keyifle okudum. Ancak beşinci ciltte ciddi bir kopuş yaşadım. Yaklaşık 200 sayfa boyunca okumaya devam etmeye çalışsam da bir noktadan sonra kitap benim için felsefi bir keşif olmaktan çıkıp zoraki sürdürülen bir okuma deneyimine dönüştü. Bunun sebebi Ahmet Arslan’ın anlatımı değil, ele aldığı dönemin düşünsel karakteridir. İlk dört ciltte Thales’ten Aristoteles’e, Epikuros’tan Stoacılara kadar farklı görüşlerin özgürce çatıştığı, sonucun önceden belli olmadığı bir düşünce ortamı vardı. Filozoflar insanı, doğayı ve bilgiyi açıklamaya çalışırken sürekli yeni sorular üretiyor, bazen birbirlerini çürütüyor, bazen de kendi sistemlerinin sınırlarına ulaşıyorlardı. Okuyucu olarak bu sürecin nereye varacağını önceden kestiremiyordunuz. Beşinci ciltte ise benim açımdan bu özgür araştırma ruhu büyük ölçüde kayboluyor. Düşüncenin amacı artık hakikati aramak değil, önceden kabul edilmiş bir hakikati temellendirmek haline geliyor. Tanrı’nın varlığı, vahyin doğruluğu veya dini otoritenin meşruiyeti gibi temel öncüller sorgulamanın konusu olmaktan çıkıyor; felsefenin görevi bunları savunmak ve sistemleştirmek oluyor. Elbette bu dönemin düşünürleri ciddi mantıksal çalışmalar yapmış, önemli kavramsal problemlerle uğraşmışlardır. Ancak benim açımdan sorun tam da burada başlıyor: Akıl yürütmenin hareket alanı baştan belirlenmiş görünüyor. Sonuç değişemeyeceği için tartışmaların büyük bölümü bana gerçek bir felsefi araştırmadan çok, mevcut inanç sistemini rasyonel bir çerçeveye yerleştirme çabası gibi geliyor. Bu nedenle kitapta sıkça karşılaşılan "Bir", "Logos", "Taşma", "Ruh"
Felsefe
İlkçağ Felsefe Tarihi 5Ahmet Arslan · Alfa Yayınları · 2023266 okunma
9/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2026 00:00
Aklın Rüyası, felsefe tarihi yazımı içinde “okunabilirlik” ile “tarihsel ciddiyet” arasındaki nadir denge noktalarından birinde duruyor. Kitap, Antik Yunan’dan Rönesans’a kadar Batı düşüncesini kronolojik bir hikâye gibi anlatmakta. Bunu da fikirlerin birbirini nasıl doğurduğunu gösteren bir entelektüel anlatı olarak yapıyor. Gottlieb, filozofları kutsal figürler gibi ele almıyor; onları hata yapan, tartışan, kimi zaman da açıkça yanılan insanlar olarak sunuyor. Bu tavır, metni daha “insani” yapmış ama bazı cümlelerini de itiraza açık bırakmış. Bu yüzden zaman zaman "Haydi ya öyle miymiş!" cümlesini kurarken buldum kendimi. Platon ve Aristoteles bölümleri kitabın omurgası sayılabilir. Gottlieb burada hem açıklayıcı hem de eleştirel bir yaklaşım göstermiş. Platon’un ideal dünyasını tarihsel bağlamına yerleştirirken, Aristoteles’i daha sistematik ve “bilimsel düşünceye yakın” bir figür olarak göstermiş. Sonuç olarak kitap, felsefeye teknik uzmanlıkla değil, tarihsel bir merakla yaklaşanlar için yararlı olabilecek bir başlangıç olabilir. Felsefe tarihine aşinaysanız şaşırtıcı cümleler okuyabilirsiniz.
Aklın RüyasıAnthony Gottlieb · Vakıfbank Kültür Yayınları · 20252 okunma
9/10
·179 syf.··
2026 62. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 20:19
Platonun bu kitablari felsefeye yeni başlayanlar uçun bezen çetin gorune biler.Kitab Tamamilə sual-cavab üzərində qurulub ve İnsan zehnini işlətməyə məcbur edir. Platonun novbeti sorğu sual dialoqa esaslanan kitabi ,bu kitablarini en çox sevmeyimim sebebi antik yunan /roma felsefesine olan sevgim ve dialoqlarin bir terefinde hemise Sokratin olmasidir.Bildiyimiz kimi Platon Sokratin telebesidir ve demek olarki butun kitablarin ekser hissesini Sokratin heyatina ,dialoqlarina,Sokrat felsefesine hesr etmişdir ve onun sozlerini yazmişdir .Platon okuyarken eslinde siz Sokrati oxumuş sayilirsiz ve onu daha yaxindan tanimiş olursuz. Platon bu əsərdə Sokrat ilə gənc riyaziyyatçı Theaitetos arasında söhbət qurur. Onlar insanın necə bildiyini, həqiqətin nə olduğunu və biliyin tərifini araşdırırlar. Bilik hissiyyatdırmı?,Bilik doğru fikirdirmi?,Bilik əsaslandırılmış doğru fikirdirmi?
TheaitetosPlaton (Eflatun) · Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları · 1997355 okunma
Bir devletin kaderi onu yönetenlerin karakteri kadar iyidir.
10/10
·372 syf.·
2026 31. kitabı
Devlet – Platon Bazı kitaplar yalnızca bir hikâye anlatır, bazıları ise insanı kendi düşünceleriyle baş başa bırakır. Devlet onlardan biri. Platon, “Adalet nedir?” sorusundan yola çıkarak ideal bir devlet tasarlar. Ancak kitap ilerledikçe anlıyoruz ki anlatılan yalnızca bir devlet değil; insanın kendisidir. Çünkü adalet önce insanın içinde başlar. Eser boyunca bilgi, erdem, eğitim ve yönetim üzerine düşündürücü fikirlerle karşılaşıyoruz. Özellikle mağara alegorisi, insanların çoğu zaman gördükleriyle yetindiğini; hakikatin ise sorgulamaktan geçtiğini anlatan unutulmaz bir metafor. Bugünün dünyasında Platon’un tüm fikirlerine katılmak mümkün olmayabilir. Ancak onun asıl amacı bir yönetim sistemi önermekten çok, “Nasıl daha iyi bir insan ve daha iyi bir toplum olabiliriz?” sorusunu sordurmaktır. Kitabı bitirdiğimde geriye kalan şey, belirli bir yönetim biçiminden çok şu düşünce oldu: Adalet önce insanın içinde kurulmalıdır. Çünkü kendi ruhunda düzen kuramayanların kurduğu toplumlarda gerçek adaletin ortaya çıkması zordur. Belki de Devlet’in asıl değeri burada yatar. Platon bize mükemmel bir devlet vaat etmez; daha iyi bir insan ve daha bilinçli bir toplum olmanın mümkün olup olmadığını sordurur. Ve aradan geçen yüzyıllara rağmen bu soru hâlâ güncelliğini korur. “Hakikate giden yol, mağaranın duvarındaki gölgelerden şüphe etmekle başlar.” Kitabın temel sorusu: Adalet nedir? Platon, diyalog boyunca şu sorunun peşinden gider: “Adil olmak neden iyidir?” Bir insan haksızlık yapabiliyorken neden adil kalmalıdır? Bu soruya cevap verirken ideal devleti kurar ve aslında devleti anlatırken insan ruhunu anlatır. Üç sınıf – üç ruh hali Platon’a göre hem devlet hem de insan üç parçadan oluşur:
DevletPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201932,9bin okunma