Merhabaalar, Mehtap Fırat'tan yepyeni bir seriye başladım. Aşka Düşüş serisini o kadar çok görüyordum ki mutlaka bir an önce okumalıydım. Hadi gelin size düşüncelerimi aktarayım.
Melek Güçlü, yıllarca kalbinde sakladığı ve kırmızı kapaklı defterine yazdığı aşkını sessizce yaşarken, kader onu üniversite yıllarında Murat Özkan’la yeniden karşı karşıya getirir. Ancak hayallerindeki aşk ile gerçekler birbirinden çok farklıdır. Murat’ın seçimleri, ikisini de beklenmedik duyguların ve zorlu kararların içine sürüklerken, geçmişin izleri ve değişen hayatları ilişkilerini çıkmaza sokar.
Melek, ana karakterimiz. Benim de yaralı kekim, aşık kuşum. Bilmiyorum belki lise yıllarında az çok hepimiz bir platonik aşk yaşamışızdır. Bu yüzden Melek bana çok tanıdık geldi. Okurken çok gerçek hissettim. Tabi Melek, aşkının karşısında dik duran bir kadın olarak karşımıza geliyor. Onun aşka saygı duymasının yanında kendine değer vermesini sevdim.
Murat karakterini okuyanların çoğu genelde sevmedi. Bu kadar playboy tavırları ve bazı dengesiz tutumları sayesinde ben de açıkçası Murat'a karşı biraz mesafeliyim. Ne kadar travmatik şeyler yaşa da kadınlara karşı tutumunu saygısızca buldum. Zaten Melek'e karşı da bir öyle bir böyle. Çık adam gibi dimdik dur karşısında kızın, yok istemiyorsan bırak gitsin. Duygularından emin olamayan insanların karşı tarafı ikilimde bırakması çok saçma. Melis, bu kurgu dediğinizi duyar gibiyim ama ne yapayım, sinirleniyorum...
Mehtap Fırat'ın kalemiyle daha önce tanışmamıştım. Bu kitap sayesinde yazarın samimi diliyle tanışmış oldum. Akıcı bir kitaptı, okurken zorlanmadım. Karakterlerin, kurgu içindeki konumunu bence yazar çok net çizgilerle çizmiş. Bu karakter ne alaka moduna girmedim hiç her karakterin yeri oldukça belliydi. Bu kısım hoşuma gitti. Kitabın