Deneyimleme, bir insanın gerçekte yapabileceği bir şeyin yerini alacağı için makul olmalı. Laten olsun; makulun ötesinde olmalı. Götün teki bu işe zamanını harcıyorsa, tren seyahati, eroin etkisindeki bir Playboy Tavşanı kullanılarak tatlandırılmalı. En azından, morfin etkisinde
olmalı. Camın önünden geçen sıkıcı, boktan dağları izlerken, uyuşturucu yüzünden kafanız güzel olur; pek tatlı meme uçlarınızı okşarsınız.
40'a kadar yalan götünde yuva yapmışsa 40'tan sonra "dürüst" olamazsın. 40'a kadar tembel biriysen 40'tan sonra çalışkan olamazsın.
40'a kadar çulsuzsan 40'tan sonra piyango vurmazsa zengin olamazsın. 40'a kadar playboy, 40'tan sonra aile babası olamazsın. Ve en acısı 40'a kadar vicdanına, insafına, merhametine bir an olsun söz hakkı tanımadıysan 40'tan sonra insan olamazsın.
Cinsel doğamızın gerçekliğiyle aramızdaki bu bölünmüş kişilikli ilişki, kamuya açıklananla özel arzu arasındaki aynı bölünmüş hassasiyeti uzun süredir yansıtmakta olan eğlence şirketleri için hiç de yeni bir haber sayılmaz. 2000'de, The New York Times gazetesi, " Wall Street Pornografi ile Buluşuyor " manşetiyle General Motors şirketinin Hustler imparatorluğunun sahibi Larry Flynt'tan daha fazla pornografik film sattığını duyurdu. General Motors'a bağlı DirecTV'ye 8 milyondan çok Amerikalı üyeydi ve uydu yayını sağlayıalardan ' öde ve izle ' seks filmleri satın almak için yılda 200 milyon dolardan fazla para harcıyorlardı. Benzer şekilde, Fox News Network'ün ve önde gelen ulusal muhafazakar gazete The Wall Street Journal'ın sahibi Rupert Murdoch da uydu yayımı şirketi aracılığıyla Playboy'un dergisi, kablolu ve internet yayınının toplamından daha yüksek hasılat yapıyordu. Yine muhafazakar değerlerin destekçisi olan AT&T de Hot Network'ü ile ülke çapından bir milyondan fazla otel odasına hard core porno satmaktaydı.
Eğer tek eşliliğin doğal, evliliğin insanlar için evrensel ve çekirdek aile dışındaki herhangi bir aile yapısının da sapıkça olduğunda ısrar eden insan cinselliğinin geleneksel kalıplarına bağlı kalırsak, Amerika'daki zıvanadan çıkmış cinsel ikiyüzlülüğü açıklayabilmek mümkün değildir. Kendimiz hakkında, kürsüden verilen vaazlara ya da Hollywood tarzı ' kendini iyi hisset ' fantezilerine değil, insan cinselliğinin gerçek kökenlerini ve doğasını aydınlatan sürüyle bilimsel verinin cesurca ve utançtan arınmış şekilde değerlendirilmesine dayanan yeni bir anlayışa ihtiyacımız var. Kendi erotizmimizle savaş halindeyiz. Kendi açlıklarımız, beklentilerimiz ve hayal kırıklıklarımızla savaşıyoruz. Din, siyaset ve hatta bilim bile, biyolojinin ve milyonlarca yılda
(O günden bu yana hiçbir şey değişmedi; oysa bugün kadınlar, kendi radyo veya TV programlarında, gazete sütunlarında veya dergilerde kendileri hakkında beyanlarda bulunmak için her zamankinden daha fazla fırsata sahipler. Ancak erkeklerin kadınlar hakkındaki eski, tozlu fikirlerini oraya buraya yeni detaylar ekleyerek tekrarlayıp durmaktan başka bir şey yapmıyorlar. Takipçilerine gerçekte ne kadar zavallı bir güruh olduklarını göstermek yerine, kadın onurunun zirvesine sutyen veya vajinal sprey reklamlarını reddederek ulaşılıyor. Kadın orijinalliğinin zirvesine ise, bir kadın dergisinin Playboy vari çıplak bir erkek posteri bastığı an ulaşılıyor. İşte başka bir Kadın Özgürleşmesi hareketinin başarısız olmasının nedenleri bunlardır: Savaştıkları düşmanlar aslında dostlarıydı ve gerçek düşman fark edilmeden kaldı. Bir kez daha, cinsel dayanışma sabit fikri (bu koşullar altında olsa olsa bir sendika ile dayanışma), kadınları yanlış stratejiye sürükledi. Ve bunun farkında değillerdi. Mücadeleleri neredeyse sadece erkekler tarafından desteklendi. Ancak Amerikalı erkek altında yaşadıkları için, erkekler tarafından zulme uğradıkları sanrısıyla, erkeklerin esnekliğini kadın gücünün bir işareti sanıp daha da yüksek sesle bağırdılar. Ve kimse alınmadı. New York Times'tan Christian Science Monitor'a, Playboy'dan Newsweek'e, Kissinger'dan McGovern'a kadar herkes Kadın Özgürleşmesi'nden yanaydı. Onlara karşı erkek yürüyüşleri düzenlenmedi, kimse gösterilerini engellemedi. Ve hiçbirinden erkeklere yönelik bitmek bilmeyen karalamalarının hesabı sorulmadı; Kadın Özgürleşmesi'ni baskılayan bir Senatör Joe McCarthy yoktu, F.B.I. onlara karşı parmağını bile kıpırdatmadı.)
Yargılarımız kaypaktır, çabuk değişir.
Biz kusurlu ve yetersiz olana da kötü diyoruz, korku ve endişe verici olana da. Bizim arzularımızı gerçekleştirmeyen şeylere kötü damgası vuruyoruz, ama amacımıza engel olana da. Bugün tüm topluma kötü gelen şey, yarın baş tacı ediliyor…
Ne güzel söylemişler… Fakirin gayrimeşru çocuğu olursa piç, zenginin olursa yasak aşkın meyvesi olur. Fakir kız peşinde koşarsa sapık, zengin koşarsa playboy olur… Kavramların bile cepteki paraya göre değiştiği bir dünyada adalet arıyoruz…