“ Benim canımdan ileri arkadaşım,
benimle ne güçlüklere katlanan kardeşim,
canımdan ileri Enkidu,
benimle ne güçlüklere katlanan kardeşim
gitti bütün insanların ortak yazgısına!
Üstüne kapanıp gece gündüz ağladım,
izin vermedim gömülmesine
yedi gün yedi gece boyunca
belki çığlıklarımdan uyanır diye,
kurtlar düşünceye değin burnundan!
Onun ölümünden sonra gözüm dünyayı görmedi,
bir çapulcu gibi dolanıp durdum yaban yazında.
işte senin karşındayım şimdi İçkicibaşı,
görmeyecek miyim ölümü, çok korktuğum ölümü?”
İçkicibaşı Gılgamış’a dedi ki:
“Nereye koşuyorsun böyle, Gılgamış?
Eline geçmeyecek aradığın yaşam.
Tanrılar insanoğlunu yarattıklarında yalnız ölüm oldu ona verdikleri,
kendi ellerinde tuttular yaşamı!
Karnın dolu olsun yeter Gılgamış, sen ona bak,
gününü gün et, keyif sür, çalgılarla gece gündüz gül oyna,
hep güzel giysiler olsun üstünde,
başın temiz olsun, bedenin yıkanmış olsun,
elinden tutan yavruna bak,
karın mutluluğu tatsın göğsünde,
budur insanoğlunun tek yapacağı.”