DaDa

DaDa
@poemsjargon
Kendiliği,müstakil oluşu, karaduygululuğu, ötekiliği ve sıkı şiiri sever. Bu mecrayı, saydam bir not defteri olarak kullanıyor. * Paylaşımlarım, onlara kattığım subjektif yorumlar dışında, hukuki olarak asıl sahiplerini bağlar.
Aziz'in, 'Nasıl' düşünürsen, öyle görürsün cenneti
(...) Cennetin en hoşuna giden yanı buydu işte. Rehberin, iki limon ucu gibi kendisine çevrilmiş memelerinin uçlarına baktı, içi gitti. Bu denli güzel meme niçin iki tanecik olsun diye düşünmeye kalmadı, bir de baktı ki, rehber, sık üzümlü bir iri salkım gibi saçından ayağına dek hep meme olmuş. Melek bir meme salkımı biçimindeydi. Bu denli çok memeden daha çirkin bişey olamazdı. Gönlünden geçirip kızı eski biçiminde gördü ve o zaman işte, gözü kızın apış arasına gitti. Ah işte orası! O doyumsuz güzelliği tanımlamak cennette bile öndenetime uğrardı. İyi ruh, rehberin o en güzel yerini düşünürken, rehber salt o yerinden bir salkım biçimine dönüştü. Meleğin her yeri, ağzı, burnu, kulakları, her yeri apış arasına dönmüştü. İyi ruh, bu korkunç çirkinliği görünce, Tanrı’nın işini bildiğini, insanın neyinin ve neresinin çift, neyinin ve neresinin tek yaratılmasının uygun olduğunu ancak O’nun bildiğini düşündü. Rehber, yine o güzel melek oldu. İyi ruh kendi önüne bakıp, ya rehber de onu önündeki organından bir salkım olarak görürse diye düşündü. Yirmi yıl önce olsaydı neyse ne, ama hele şimdi... Kötü şeyleri kafasından atmak için başını bikaç kez salladı. (...)
Sayfa 60 - ADAM·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Tanrısal Adalet
Var varanın, kır kıranın, ali kıran başkesenin, sözü geçmez boş kesenin, güvenmez sözüne kimse kimsenin, çoktur sayısı darılanın küsenin, dolu olup yağanın boran olup esenin, uzatmayalım sözü her neyse, ne onun ne benim ne senin, esenin besenin kösenin, kasanın masanın, asanın kesenin, garip oğlan örneği göbeğini kendi kesenin, sözümüz burdan dışarı benzesin benzemesin, şişip şişip götün göbeğin ensenin, işte böyle bir yerde bir zamanlar... Durun durun, ay aman, o zaman ne zaman, o yer hangi yer? Bunu söylemeye mangal kadar yürek ister. O yürek ne sende var hemşire, ne bende var birader... En iyisi biz ödlekler, masal dinler masal söyler ve korku dağları bekler, fare deliğinde yiğitler ve kurtarmak için paçasını yazar da şöyle geneller: Ne zaman o zaman, hangi yer o yer? Her zaman ve her yer... (...)
Sayfa 50 - ADAM·Kitabı okudu
Du Bakali N'olecak Boğaziçi’nin Karadeniz Boğazı'na yakın Anadolu yakasında, denizkıyısı üstünde bir çayevi... O çayevinin hemen bütün müşterileri, hep o semtin insanları olduklarından ve oraya sıksık geldiklerinden birbirlerini tanırlar. Çoğu da emeklidir. Emekli olunca konuşmaları doğal olarak çoğunlukla geçim sıkıntısı, pahalılık, sürekli zamlar ve benzeri konular üstüne oluyor. O sabah da yine her zamanki gibi önce ev dertlerinden başlayıp ülkenin sorunlarından konuşmaya geçtiler. Hükümet enflasyonu yüzde otuzda tutacağına söz vermişti, oysa yüzdesekseni buldu. Yüzdeseksen, ha? Peki, ne olacak? Alamanya’ya, Fransa’ya,İsveç’e işçi gönderdik,yine yetmedi; taaa Arabistan’lara, Avustralya’lara işçi gönderdik, yine yetmedi. Şimdi de Sovyetler Birliği’ne işçi gönderilecekmiş. Gitmeye istekli işçiler öyle yığılmışlar ki, sıra kapmak için birbirlerini ezmişler. Allah Allah!.. Yahu, komünist Rusya’ya bile işçi gönderecekler ha? Paranın komünisti, faşisti, dini imanı olur mu arkadaş, para paradır, gelsin de nerden gelirse gelsin. Ben komünistin parasını alıp cami yaptırdıktan, kuran kursu açtıktan sonra bir günahı yok ki... Üstelik sevabı bile var. (...)
Sayfa 15 - ADAM·Kitabı okudu

DaDa

, bir kitap okudu
10/10
·128 syf.·
Beğendi
·
3 günde okudu
·
2026 26. kitabı
Nikolay Gogol
7.8/10 · 1.367 okunma
* Burun
(...) İyi ama, nasıl oluyor da burun pişmiş bir ekmeğin içinden çıkıyor, sonra nasıl oluyor da İvan Yakovleviç?.... Hayır, aklım ermez bu işe. Gerçekten, aklım ermez. Ama en çok şaştığım, en çok akıl erdiremediğim başka bir nokta da, yazarların bu türlü konuları alıp işlemeye kalkmaları. Inanın bana, bu açıklanamaz. Akıl erdiremiyorum. Önce, ülkenin bundan hiçbir yararı yok; sonra... Yararı gene yok. Ne olduğunu bir türlü anlayamıyorum... Ama ne derseniz deyin, bazı noktalar... Öyle ya, hangi işin bir şaşırtıcı yönü yok! Gene de insan, biraz düşününce bu öyküde bir şeyler bulmuyor mu? Ne derlerse desinler, yeryüzünde bu türlü olaylar oluyor; binde bir, ama oluyor!..
Sayfa 60 - Cumhuriyet·Kitabı okudu