#272579218
Spoiler olabilir.
Sevgili okur, kitap hakkında ille de bir inceleme yazma girişimi şart olmasa da kendimce yazmayı deneme, duygu ve düşüncelerimi aktarabilmeyi değerlendirme açısından bir şeyler söylemek istiyorum. Tabi bir de 'bir inceleme yazacağım okurken burnunuz düşecek' şeklinde yaptığım iddiasız paylaşımdan sonra yazmamak olmazdı.
Nikolay Gogol tanımam etmem, ilk okuduğum eseri Üç Öykü ilk kez ilkokulda okumuştum ve yıllar içinde aklımda tek yer eden Kovalev'in burnu olmuştu. Neden burun? diye o zaman da sorgulamıştım ancak bir tür ürkme ile karışık gülmece idi benim için. Şimdi tekrar okuduğumda burun ile ilgili önem arz ettiğini düşündüğüm bir kaç şey söylemek istiyorum:
İlk olarak burun, duyu organlarımız arasında solunum fonksiyonu itibariyle en önemlisi ve yüz bölgesinde yüze bitişik ancak yine de bir çıkıntı olduğu için yüzden ayrı ve düşmesi pat diye mümkün olmasa da zarar alabilecek en öndeki nefer diyebiliriz.
İkinci olarak; muhtemelen estetik operasyonlar içerisinde burun estetiği ilk sırada yer alıyordur ve dolayısıyla yüze ilk bakıldığında dikkati celbeden görsellikte. Buna ilaveten ergenlikte meşhur sivilcelerin yoğun olarak çıkıp hemen hepimizin deşelediği irinleri barındırdığı ve de sümük gibi ifrâzat içerdiği için pek de sevilesi değil. Yani en düzeltilmesi gereken diye düşünülüp en çok ellediğimiz organımız diyebiliriz.
Üçüncü olarak deyim ve atasözlerimizde; burnu iyi koku alır, her şeye burnunu sokar, burun kıvırır.. gibi kullanımlardan yola çıkarak yine buruna bir liderlik vasfı verilmiş olduğu düşünülünce hikayenin 'burun' ismini alması konusunda Nikolay Gogol cidden kafa yormuştur.
Bir berberin dırdır hanımından illallah edip soğan ekmek yemesi ve ekmekten burun çıkması ihtimaldir ki berbere de vurgu
Üç Öykü; Burun, Fayton ve Palto adlı üç öyküden oluşmuş klasik bir eser. Kitap çok ince olduğu için keyif kaçırmamak adına öykülerin konularından bahsetmeyeceğim. Ancak şunu söyleyebilirim ki, Burun öyküsü son derece absürd iken Fayton öyküsü gerçeğe oldukça yakın işlenmiş. Gogol'ün meşhur Palto'suna gelecek olursak; O, yaşamın ta kendisi. Rus aristokrasisinin her öykünün temelinde yer alması ise, verilmek istenen mesajlardan biri sanırım. Yazarların ustası olan Gogol'ü her okura tavsiye ederim. =)
Üç ÖyküNikolay Gogol · Cumhuriyet Yayınları · 19991,368 okunma
Üç tane ünlü ve absürd komedi ürünü olan öykü var karşımızda. Burun, Fayton ve Palto. Benim de kendi öykülerimde işlemeyi sevdiğim, okumayı da sevdiğim küçük insanların hayatlarıyla alakalı bu öyküler. Bir şube müdür yardımcısı, bir taşra soylusu, bir yazı memuru gibi. Hayatları işleriyle, ellerindekiyle geçen insanlar bunlar.
Burun oldukça garip başlayan ve döneminin Rusya'sına iyi göndermeler yapan bir öykü. Zaten o dönemde Gogol yayınlatamıyor ama sanşstır ki Puşkin dergisinde bu öyküyü yayımlıyor. Burnu kaybolan ve onu aramak için gazeteye ilan veren bir şube müdür yardımcısıdır konu, kılıklara giren burnunun peşine düşmüştür. Oldukça eğlenceli ve komik bir öykü olduğunu söyleyebilirim.
Fayton kısa ama güzel bir öykü. Bir taşra soylusunun generale yeni aldığı muhteşem faytonu göstermek için davet etmesi fakat bu daveti unutmasını okuyoruz. Sonunda ciddi ciddi güldürüyor.
Palto Gogol'un en ünlü öyküsü olsa gerek. Memurlara, bürokrasiye, çalışan sınıfa, insanın hayatının küçüklüğüne, basit bir yazıcının sert St. Petersburg kentine dayanamamasına dair. Okurken merak ediyor, bir yandan da karakterimize üzülüyorsunuz. Dönüp dönüp tekrar okunacak bir öykü.
Genel anlamda çok güzel öyküler ve ben oldukça kaliteli bir çeviri olan Cumhuriyet çevirisinden, yani Orhan Veli ve Erol Güney çevirisinden okuma fırsatı buldum. Gogol okumaya devam edeceğime eminim.
Son olarak da kitabın önsözünden Palto'ya dair güzel bir pasaj bırakayım:
Bir gün Gogol'un yanında ava çok meraklı zavallı bir memurun öyküsü anlatıldı. Bu memur, bin bir sıkıntıyla biriktirdiği 200 rubleyle güzel bir av tüfeği almış. Yeni tü feğiyle ilk ava çıktığı gün bir sandala binmiş. Ama tüfek nasılsa suya düşüvermiş. Memur evine döndüğün de yatağa düşmüş. Büyük bir üzüntü
Üç ÖyküNikolay Gogol · Cumhuriyet Yayınları · 19991,368 okunma
Rus edebiyatının bu büyük hiciv ustası, "Palto", "Burun" ve "Bir Delinin Hatıra Defteri" gibi öykülerinde, Çarlık bürokrasisinin insanı nasıl hiçleştirdiğini trajikomik bir dille anlatır. Küçük memurun dramı üzerinden, toplumsal hiyerarşinin ve statü takıntısının bireyi nasıl ezdiğini ve deliliğe sürüklediğini gösterir. Gogol'ün "Hepimiz Palto'dan çıktık" sözünü doğrulayan bu öyküler, sistem eleştirisinin edebiyattaki en güçlü ve en insani örneklerindendir. Gerçekçilikle fantastik öğelerin iç içe geçtiği bu metinler, toplumsal çürümeyi bireyin ruhsal parçalanışı üzerinden okumamızı sağlar.
Burun, fayton ve palto..
Birbirinden farklı 3 kısa hikaye..
Burun, absürtlüklerle dolu ilginç bir hikaye.. Fayton, sıradan bir öykü.. Palto ise öykümüzün kahramanı olan Akakiy Akakiyeviç'in müzmin, acıklı ve bir okadar da samimi öyküsünü anlatıyor bizlere.
Fyodor Dostoyevski gibi bir zat bile Nikolay Gogol etkisinde kalıp hatta onun kitablarına cevap yazacak kadar kayda alıyorsa dedim kim bu #y:548. Henüz baş yapıtlarını okumadım çünkü tatlıyı en sona bıraktım. Üç Hikaye (Burun, Fayton, Kaput) çok keyif alarak bir solukta okudum. Üç hikayeden oluşuyor. Burun, fayton, kaput. Bir gün Gogol'un yanında ava çok meraklı bir memurun hikayesi anlatılıyor. Bu kişi binbir zorlukla biriktirdiği 200 bin rubleyle güzel bir silah alıyor ve yeni tüfeği ile sandala binip ava çıkıyor ama tüfeği sandaldan düşürüyor. Kahrından yataklara düşüyor, buna dayanamayan arkadaşları aralarında para toplayıp yeni bir tüfek alıyor ancak o şekilde iyileşiyor. Bunu dinleyen herkes gülüyor Gogol hariç. Kafasında palto( kaput) un hikayesi beliriyor. Nerde ne zaman okuduğumu bilmiyorum ama bir yerde de şunu okumuştum: ' kendimi eski Rusya'da yıllarca bir palto almak için para biriktiren biri gibi hissediyorum' demekki oda burdan doğmuş. Keyifli okumalar
Gogol’ün en beğenilen 3 hikayesini; Burun, Fayton ve Palto’yu bir araya getiren bu kitap, benim en sevdiğim kitaplarımdan. Ne zaman gerçek hayatta yaşanan absürtlüklere şaşırsam alıntı yapmak ya da arkadaşlarla paylaşmak için sayfalarını çeviriveriyorum.
Gogol, Rus edebiyatının sonradan gelecek bütün büyük üstatlarını etkilemiş büyük bir hiciv yazarı. Sansürün ve baskının kol gezdiği o yıllarda derdini, meramını bu kadar başarılı ve komik anlatabilmek her babayiğidin harcı değil. Rus insanını ''budalaca şeyler yapmaktan çekinmiyor ama budalaca şeyler yaptıklarının ortaya çıkmasından ödleri kopuyor'' şeklinde tanımlamış olan Gogol, bu tespitini öykülerine de yansıtmış. Rus edebiyatının en büyük ve en sevdiğim yazarlarından biridir.
“Burun” ilginç bir hikayedir; bir şube müdürü yardımcısının burnunun gece ansızın kaybolması ve sonra şehirde Danıştay üyesi kılığında dolaşmasını anlatır. Bu absürt hikayesinde ince göndermelerde bulunur Gogol. Öncelikle burun semboliktir; Batı seçkinciliğini temsil eder, nitekim şube müdürümüz Kovalev de temizliğine düşkün, titiz bir karakterdir; bu özellikleri ile -işe dair yetkinlikleri ile değil- daha üst pozisyonlar kapma peşindedir. Kokan Rusya’sını -hikayede berber Yakovleviç ile temsil edilir- beğenmez Kovalev, kendini daha üstün görür. Burun o kadar havalıdır ki, şehirde dolaşırken kendi sahibini bile tanımaz ve küçümser. Sahibi, yani Kovalev de, Danıştay üyesi kılığına girdiği için, kolay yaklaşamaz kendi burnuna; zira rütbe ve sınıfa her daim dikkat etmek gerekir. Hikayedeki gazete sahnesi gerçek Rusya’nın bir fotoğrafı gibidir; ilan sayfasında bir tarafta kaybolan finosunu bulana yüzlerce ruble veren asil bayanlar, diğer tarafta ise kullanılmış ayakkabı pençesini satmaya muhtaç garibanlar dizilidir.
Velhasıl son derece absürt
Üç hikayeden oluşan kısacık bir kitap. Burun öyküsü hoşuma gitti. Fazla vaktinizi almaz . Yazarın dili, yazdıklarını okumak iyiydi şimdiden iyi okumalar.
•Nikolay Vasilyeviç Gogol Rus Edebiyatının inşaatını oluşturan büyük yazarların doğmasını sağlamıştır.
•Daha önce iki kardeşini kaybeden ailesi Gogol’un üzerine titremiş ve kendisini şımarık büyüttüğünden çocukluğunda kimseyle yakınlık kuramayan Gogol kendisini edebiyatın derin sularına bırakmış ve lise dönemini şiir ve öykü yazarak geçirmiştir.
•İş hayatı vasat bir memurluk, başarısızlık ve parasızlıkla ilerlerken Şube Müdürlerinin kendisine göre aptalca olan yazılarını temize çekmekten bıkmış ve tekrar yazmaya sığınmıştır.
•1831 yılında basılan “Dikanka Yakınlarında Bir Çiftlikte Akşam Toplantıları” kitabında yazmış olduğu öyküler kısa zamanda beğenilmiş ve yüzünü güldürmüştür.
Kısa zamanda dostluk kuracağı Puşkin: “Şimdi Dikanka Akşamlar’ını bitirdim. Bu öyküler beni şaşırttı. İşte gerçek, içten bir neşe. Kimi yerleri de ne kadar şiirli, duygulu. Bu çeşit yapıtlar bizim edebiyatımızda o kadar yeni ki, üzerimde bıraktığı şaşkınlık etkisi hala geçmedi. Söylediklerine göre, dizgiciler, kitabı dizerken gülmekten katılıyorlarmış.” diyerek yorumlamıştı kitabı.
•Herkesi acımadan eleştiren Belinski ise: “Gogol güçlü, olağanüstü bir yeteneğe sahip... O, edebiyatın, yazarların başıdır.” demiştir Gogol için, üstelik Gogol daha henüz büyük eserlerini yayınlamamışken.
•Yeni eserler yazmış ve Puşkin’den çok büyük övgüler almıştır. ‘Fayton’ ve ‘Burun’ adlı iki öyküyü de kendi çıkardığı dergide yayınladı.
•BURUN ve FAYTON adlı iki hikayede hayatın içinden, neşeli ama bir o kadar da iğneleyici ince mizahı ile sıradan karakterlerle yeni ama çok etkileyici bir edebiyat ortaya çıkardı.
Mizahı güçlü ve bir o kadar da öfkeliydi. Edebiyatında kullandığı güçlü mizah, dostu Puşkin’in ölümünden sonra sona ermiş, Gogol acılara boğulmuş, tekrar eski yalnızlığına ve ağlamaklı günlerine geri
Nikolay Vasilyeviç Gogol (Rusça: Николай Васильевич Гоголь) (31 Mart 1809 - 4 Mart 1852), Ukrayna asıllı Rus roman ve oyun yazarı. En çok tanınan eserleri Palto, Bir Delinin Hatıra Defteri ve Ölü Canlar’dır.
Gogol orta hâlli toprak sahibi bir ailenin çocuğu olarak Ukrayna’da Soroçinski köyünde dünyaya gelir. Gogol’ün çocukluğu köy hayatı ile ve yoğun Kazak kültürü etkisinde geçer. Bu hayatın etkisi ileride yazacağı eserlere de yansıyacaktır.
Gogol, gençlik yıllarında şiir ve edebiyata ilgi duyar. 1828'de Petersburg’a gider. Orada memur olmayı ve bir şekilde geçinmeyi umar ancak işler umduğu gibi gitmez. Gogol, Petersburg’dan Almanya’ya gider ancak orada da parası bitene kadar kalabilir. Tekrar Petersburg’a dönüp iş arayan Gogol bu sefer çok düşük bir maaşla da olsa devlet memuru olarak çalışmaya başlar. Bu görevden de bir sene sonra ayrılır.
1809 yılında günümüz Ukrayna topraklarında yer alan Veliki Soroçintsi’de doğmuştur. Gogol, 1836’da Puşkin’in çıkardığı Sovremennik adlı dergide, yergili öykülerinin en neşelilerinden biri olan Araba’yı ve eğlenceli ve iğneleyici bir üslûpla yazılmış gerçeküstücü öyküsü Burun’u yayınlar.
Yazar, yazı sanatında büyük ölçüde Puşkin’in etkisi altındadır. Öyle ki, onun eleştirileri ve telkinleri olmadan yazamayacağını düşünür. Yazarın Puşkin’le olan arkadaşlığı, onu aldığı acımasız eleştirilerden de koruyan en büyük güçtür.
Gogol’un ilk ciddi ve dikkat çeken eserleri Ukrayna hayatı ile, halk deyişleri ile süslü halk hikâyeleridir.
Gogol 1831 – 1832 yıllarında yazdığı bu hikâyeleri, Dilanka Yakınlarındaki Çiftlikte Akşam Toplantıları adlı kitapta toplar. Bu öyküler Rus edebiyat dünyasında Gogol’ün bir anda parlamasına yol açar. 1835 yılında Mirgorod ve Arabeski adlı eserlerini de yayımladı. Bu kitaplarında da halk hikâyeleri, özellikle Kazak geçmişi işlenmiştir.
Hikâyelerinde günlük hayatı ve bayağı kişilikleri zaman zaman mizahi zaman zaman öfkeye varan bir şekilde yeriyordu.
Eski Zaman Beyleri, Arabeski bu yergi kitaplarının ilkleridir. Arabeski kitabındaki hikâyelerinden biri olan Bir Delinin Hatıra Defteri bir memurun rutin hayatını ve işi yüzünden nasıl sıkıldığını anlatır. Hikayenin sonunda memur akıl hastanesine yatırılır. Portre adlı eseri ise dünyanın kötülüklerden kurtulamayacağı vurgusu ile sonlanır.
Büyük komedisi Müfettiş adlı eseri ile bürokrasiyi alay derecesinde yeren Gogol, eserinin sahnelenmesi ile tüm şimşekleri üzerine çeker. Tepkiler yüzünden Rusya’dan ayrılmak zorunda kalır. Roma’da Puşkin’in tavsiyesi ile en büyük eseri olan Ölü Canlar’ı yazarken Puşkin’in öldüğü haberini alır. Bu haber onun için “Rusya’dan gelebilecek en kötü haber”dir. O zamana kadar Puşkin’i düşünmeden dikkate almadan hiçbir şey yazmayan Gogol için bu haber gerçekten bir yıkım olmuştur. Puşkin’in ölümünün yıkıcı etkisine karşın 1842 yılında iki önemli eseri olan Ölü Canlar’ın 1. cildi ve uzun hikâyesi Palto’yu bitirir ve yayınlar. Ölü Canlar dönemin Rusya’sının çürümüşlüğünü gerçekçi bir biçimde gözler önüne sererken Palto’da sıradan insanların yaşadıkları acılar, maruz kaldıkları haksızlıklar, ve yaşadıkları yoksulluk tüm gerçeklikleriyle, okuyucuyu sarsacak bir ustalıkla gözler önüne serilmektedir. Bu eser de dönemin en büyük eserlerinden biri olarak nitelendirilecektir. Rus edebiyatına sıradan insanların gerçekçi bir girişi olarak da nitelendirilebilir Palto. Öyle ki Dostoyevski hikâyeye hitaben “Hepimiz Gogol’ün Palto’sundan çıktık.” diyecektir. Ancak öykü yayınlaması ile soylu kesimin tepkisini tekrar Gogol üzerine çeker. Dönem aydınlar üzerinde büyük baskıların uygulandığı karanlık I.Nikola dönemidir. Gogol düzen savunucuları tarafından Rus insanını aşağılamakla onun kötü yönlerini göstermekle, halkına ihanetle suçlanır. Ancak onun yapmak istediği halkını aşağılamak değil onu bu hale sokan yozlaşmış düzeni tüm gerçekliği ile gözler önüne sermektir. Maruz kaldığı bu suçlamalar yazarın ruhsal sağlığına da ciddi zararlar vermiştir.
Puşkin’in ölümünden sonra Gogol’ün popülaritesi daha da artar. Bu ilgi Gogol’da bir öncülük hissi yaratır ve kendine toplumu değiştirmek, insanlara yol göstermek gibi misyonlar edinir. Bu dönemde eski yaratıcılığını kaybettiği söylenebilir. Dine karşı ilgisi artar ve daha önce eleştirdiği kiliseyi dahi övmeye başlar. Bu davranış hayranlarının tepkisini çeker ancak o bu tepkilere dinsel yorumlar katar ve Tanrı’nın gönlünü almak için ona daha da yakınlaşır. 1848’de kutsal toprakları ziyaret etmek için Filistin'e gider. Moskova’ya geri dönen Gogol, orada Matvey Konstantinovski adlı gerici bir rahibin etkisi ile 1852 yılında Ölü Canlar romanının ikinci bölümünün el yazmalarını yakarak imha eder. Bu davranışından 10 gün sonra 42 yaşında Moskova’da ölür.
Eserleri
İki Soylu Kişinin Öyküsü
Masallar
Müfettiş
Palto
Ölü Canlar
Burun
Bir Delinin Hatıra Defteri
Portre
Eski Zaman Beyleri
Taras Bulba
Fayton
Kumarbazlar
Dava
Evlenme
Petersburg Hikayeleri
Dikanka Yakınlarındaki Bir Çiftlikte Akşam Toplantıları