Bayıldım! Serideki en eğlenceli ve en aksiyonlu kitaptı bence. Katilbot’umuza bir de dostu Miki (her ne kadar Katilbot dostum olamaz dese de bence çok iyi dost oldular.) eklenince daha tatlı ve komik anlar oluştu.
Bu kitabımızda Katilbot GrayCris’in aleyhinde delil toplamak için yolculuğa çıkıyor. Her zaman olduğu gibi bu yolculuğunda da kendisini birilerini korumakla zorunlu hissederken buluyor ve aksiyon böylece başlıyor.
Yaptığı planlar, hissettiği duygular çok büyüleyiciydi.
Asi bir Güvbirim’in bu kadar tatlı olacağını kimse bilemezdi bence.
Bilimkurgu severlerin mutlaka okuması gereken bir kitap. Kısacık ve akıcı olması sebebiyle daha siz Katilbot’a doyamadan bitmesi üzücü olsa da en sevdiğim seriler arasına çoktan girdi bile.
Okurken zihnimin bir köşesinde hep Sherlock vardı. Sir Arthur Conan Doyle benim için en iyi yazarlardan biridir. Ne kadar insanların çoğu yazar yerine Sherlock karakterine hayranlık duysa da ben yazarın başarısını daha ön planda tutuyorum ve yazara bir hayranlık besliyorum.
Bu kitabı okurken sevgili Dupin ve ev arkadaşı beyefendiyi okurken, Holmes ile Watson gözümün önündeydi. Holmes daha ukala olmasına karşın, Dupin daha ağırbaşlıydı. Doyle’un eserleri daha hareketli ve heyecanlıyken bu kitap biraz daha durağan ve daha felsefik ilerledi.
İkisini kıyaslıyorum çünkü Sir Arthur Conan Doyle’un bu kitaptan esinlendiği çok belli. Gerek karakterlerin durumu olsun, gerek dedektiflerin genel özellikleri bunu her şekilde hissediyorsunuz.
Kitabın ağır olduğunu ve Doyle’un Sherlock’unu daha çok sevsem de Poe’nun Dupin’i edebiyattaki ilk dedektif olma özelliğine sahipmiş ve Christie gibi büyük yazarlara da ilham kaynağı olduğu için bu andan itibaren Poe’nun kitabı gözümde daha değerli ve daha önemli.
Yazarın genç yaşta hayatını kaybetmesi de bence daha nitelikli eserler verememesinin nedenlerinden biridir. Bu benim şahsi düşüncem kimilerine göre bu sorunun farklı nedenleri olabilir.
Kitap ağır ve biraz durağan ilerliyor falan desem de kesinlikle polisiye severlerin okuması gerekiyor.