Öncelikle kitanı yazan ve çeviren herkese teşekkür ederim. Kitap gerçekten harika bir kitap, çok akıcı, heyecanlı, merak uyandırıcı ve sizi düşünmeye zorluyor. İbni Sabbah ile bol bol empati yapmış bulundum. Bir çok konuda haklı olduğunu düiünüyorum. Tabi kitabın yazarı bile hasan sabbahın iğrenç şeyler yaptığını söylüyor. Kitabın sonunda çevirmen ile Vladimir Bartol konuşuyorlar. Kitap aslında 2. Dünya savaşının diktatörlerini eleştirmek için yazıldığı söylenmiş. Hatta ilk başta Mussolini'ye ithafen yazıldığını söylemiş fakat hükümet bunu kabul etmemiş ve herkes karşı çıkmış. Hassan Sabbah hikayesi doğrumudr bilinmez çünkü elimizde hiç kanıt yok. Olayların gerçekleştiğine, moğolların alamut kalesinin "SPOILER içeriyor bundan sonrası." altında petrol bulup tünel kazıp petrolü ateşe verip kaleyi patlattığına dair herhangi bir kanıt yok ve alamut çevresinde o kaleyi gösteren bir yer yok. (Tabi dağ'da maralar varmış bildiğim kadarıyla.)
Hassan Sabbah meselesinin gerçek olup olmadığı bir yana ama eğer gerçekse gerçekten çok kuralcı, diktatör, insanları kullanan ve kendi amacı uğruna başkalarının hayatını çalan, bencil ve akıllı birisi olduğu ortara. Şimdi ki zamanımızda da böyle insanlar her yerde. Zafere giden her yol mühabtır tarzında düşünüp kimseyi umuramayan insanlar (yöneticiler) çok fazla.
Kitapda bol bol dini, kişiliği ve hayatı sorguluyor İbni Sabbah. İbni Tahir ile son sohbetini dinleyince gerçekten adama hak vermeye başladım ama Meryem, Süleyman ve Yusufu düşündüğümde o hak vermemin onların hayatına maal oldupunu hatırlıyorum ve kendime kızıyorum. İnsanlar kendi amaçları uğrunda herşeyi yapabilen bencil yaratıklar olduğunu kendimden görmüş oldum. (bu düşüncem ile)
İbni Tahir'in kaleye gelmesiyle hareketlilik başlıyor ve hiç hız kesmiyor. Acaba Hasan neyin
İnsanların kayıtsızlığını ve miskinliğini görünce onlar için kendimi feda etmeye değmeyeceğine karar verdim. Onları uyandırıp gözleribi açmaya çalıştım bir süre. Sence halkın ezici çoğunluğu hakikatın ne oldupuna aldırıyor mu? Umurlarında bile değil! Sadece rahat bırakılmak ve hayal güçlerini besleyecek masallarla kandırılmak istiyorlar. Peki ya adalet? Şahsi ihtiyaçları karşılığında müddetçe onlar için bu kavramın da zerre kadar ehemmiyeti yok.