Köylerdeki, çiftliklerdeki, dağlardaki insanlar başkenttekiler kadar hızlı düşünemezler, fikirleri daha ağır ve daha ihtiyatla özümserler ve kendi anlayışlarına göre işlerler.
Emile Zola okuyan herkesin bildiği şudur ki:
Kitap başlar başlamaz konusu sizi içine alır, kişiler ve olaylar çok hareketlidir, sonu yıkıcıdır ve kitap kaç sayfa olursa olsun hep sürükleyicidir.
Rougon - Macquart serisinin 17. kitabı Hayvanlaşan İnsan aslında seri dışı okuma yapmaya en müsait kitaplarından biri. Ve bundan dolayı serinin önceki kitaplarından daha fazla okunmuş.
Emile Zola'nın bu seride en bilinen kitabı Germinaldir. Ama ben Hayvanlaşan İnsan'ı psikolojik tahlillerden dolayı çok daha başarılı buldum. Yazarın aldatma üzerine yazdığı her kitabında olduğu gibi nedenlerin zemini öyle kuvvetli ki hiçbir açık kapı bırakmıyor okuyucuya. Bu saçma ya da yersiz diyebileceğiniz bir cümle kuramıyorsunuz.
Roubaud Severine ile evlenmiştir. Paris'e gittikleri bir gün Severine parmağındaki yüzükle ilgili ağzından bir söz kaçırır ve Roubaud kıskançlık krizine girer ve bir cinayet tasarlar. (Burada çok ayrıntı vermek istemiyorum.) Sonrasında bu cinayetten kurtulma çabaları işlenir. Cinayete tanık olmuş olan baş kahramanımız Jacques, Severine'in hayatına girer. Jacques psikolojik sorunları olan bir gençtir. Çıplak bir kadını gördüğünde öldürme hissi ile kendini kaybetmektedir. Roubaud, Severine, Jacques baya bir karakterin hayatlarının birbirine geçtiği, birden çok ölümün olduğu, sonunun gözyaşı ile bittiği bir eser.
Severine'in manipülasyonları, Roubaund'nun kıskançlık krizleri, Jacques'in psikolojik sorunlarının okuyucuya bolca sahnelenmesi zaten bir Zola klasiği. Çok başarılıydı.