"gülsene bir kere..." diye fısıldadı kulağıma.
"seni gülümserken görmeyeli yıllar oldu"
"sen gülersen bende gülerim," dedim.
ancak ikimiz de gülebilecek gibi durmuyorduk.
özgür alnını omzuma yerleştirip başını iki yana salladı.
"olmuyor, beceremiyoruz gülmeyi..."
"birlikte ağlıyoruz, birlikte ölüyoruz, birlikte acı çekiyoruz, ama birlikte gülemiyoruz. işte bizden çalınanlar...küçük bir tebessüm."
"geri alamayacağız."
"geri vermeyecekler."
bütün vücudunu santimetrekarelere ayırıp birer birer öpmeliyim. ve sonra sımsıkı sarılmalıyım sana. böylece ölmeliyiz. ardından yıllar geçip bizi buldukları zaman etlerimiz çürümüş olsa da kemiklerimiz ayrılmamalı birbirinden. hadi gel. nefes almak hüner değil, seninle ölmek istiyorum.
sana değinceye dek sürüklüyorum kaderimi.
göz kapaklarımı,
sana açılan pencerelerden sayıyorum.
durmaksızın, tek perdelik
oyunlar yazılıyor sırtımda
bense fetihler başlatıyorum
odanın beşinci duvarında
alnımı kırıştırıyorum,
-sen ve fetihler
kaburgalarımın arasında-
gözlerimi
kırışan alnıma inat,
yoksun diye açmıyorum
aslında en başından beri içimde
sana şehirler saklıyorum.