Bu çağın yorgun yolcuları olarak kalbimizi beyhude korkularla heba etmemeye niyet edelim. Kainatın özü olarak yaratılan insan, nasıl olur da üç günlük dünyanın geçici gailelerine kalbini esir eder? İbrahim'i ateşin ortasında serinlik ve selametle buluşturan irade; bugün bizim de kalbimizdeki yangınları söndürmeye, bizi darlık kuyularından çıkarmaya muktedirdir. Yeter ki kalbimizi O'na raptedelim.
Kalbe bu mihnet yani bu sıkıntı ve eziyet hali yeter. Allah da kuluna yeter. Rabbimiz kalbimize öyle bir itminan ve ruhumuza öyle bir inşirah lütfetsin ki, O'ndan başka hiçbir kapı aramayalım.
Duamızdır: "Ey kalpleri evirip çeviren Mukallibe'l-Kulûb, gönlümüzü senin rızana bağla. Biz Sen'i bildik, Seni bulduk, senin yardımın bize kâfidir." Amin.
Ve's-Selâm.