Yalnızca yirmi sekiz yaşında olduğu halde, kendini yaşlı biri olarak görüyor, bir erkeğin kadınlar üzerine bilebileceği her şeyi bildiğini düşünüyordu.
Gerçekten de bir gün, gençliği simgeleyen bu davranışlardan kendim de vazgeçebilecek miyim? Bu davranışlara öykünmekten, akıllı uslu hayatımda bu akıldışı etkinlik için küçük bir yer bulmaktan başka bir şey yapabilecek miyim? Bütün bunların yararsız bir oyun olmasının ne önemi var? Ve bunu bilmemin ne önemi var? Oyundan, sırf yararsız olduğu için mi vazgeçeceğim?
Kendimizi birden yabancı bir kentten kovulmuş, zevklerinden yoksun bırakılmış iki insan gibi görmeye başladık ve şimdi bizim için bu kentin toprakları dışında kalmış gibi gözüken arabamıza sığınmaktan başka bir şey kalmamıştı geriye.
İnsan bir şeye harfi harfine inandığında, inanç o şeyi saçmalığa iter. Bir politikanın gerçek savunucusu, politikanın safsatalarını hiçbir zaman ciddiye almaz, yalnızca bu safsatalar ardında gizlenen pratik amaçları ciddiye alır. Çünkü politik klişeler ile safsatalar biz onlara inanalım diye yaratılmamışlardır; onlar daha çok örtük olarak benimsenmiş mazeretlerdir. Onları ciddiye alan safdil kişiler bu klişelerde ve safsatalarda er geç çelişkiler keşfedecekler, isyan etmeye başlayacaklar ve sonunda rezilce birer sapkın ya da dönek olup çıkacaklardır.
Banklarda oturan genç kız çiftlerini incelemek üzere belediye parkına geri döndük; kimi zaman öyle oluyordu ki kızlardan biri hoşken ötekisi hiç de öyle olmuyordu.
"Doğanın tuhaf bir yasası bu," dedim Martin'e, "çirkin kadın daha hoş olan arkadaşının parıltısından yararlanmayı umuyor ve hoş olan da arkadaşının çirkinliğinin yarattığı fonda daha büyük bir parıltıyla parıldamayı umuyor; bundan bizim için çıkan sonuç, dostluğun bitip tükenmez sınamalardan geçtiği.