Eğer sevdiğim halde, karşımda bir sevgi doğuramıyorsam, yani sevgim bir karşı sevgi üretmiyorsa; yaşamımı seven bir insan olarak dışa vurmam beni sevilen biri haline getirmiyorsa, sevgim güçsüz ve yetersiz demektir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İnsanın doğa ve onu yönlendiren
toplumsal güçler ile ilişkisi bir zorunluluk sonucudur. Bu zorunluluklar sınırının ötesinde ise, gerçek özgürlük alanı, yani insanın kendisini ve insanca güçlerini geliştirmesi yer alır. Ancak bu özgürlük, zorunluluklar dünyasındaki sorunların doğru olarak çözümlenmesinden sonra gündeme gelir. Bu konuda ilk yapılması gereken şey de, insanların kendilerine
daha çok zaman ayırabilmeleri için, çalışma gün ve saatlerinin kısıtlanmasıdır.
Kendini efendi sanan, ezilene efendilik, ezene uşaklık eden, balsızlara bal vermeyip, balı yalnız kendileri yiyen uşakların uşakları pırtlamadan laf edemesinler.
Kuyunun dibinden "Dım dım da dım, dım dım da dım dım... Vermem de vermem... Vermem de vermem!" diye bir ses duyulur. Derken Yoksul Mehmet Ağa'nın karşısına elinde bir tambura ile bir adam çıkar. Adam ama ne adam... İki karış boyu var, sırtında kocaman bir kambur. Bir ayağı da topal, bir gözü kör, bir kolu çolak, biçimsiz, suratsız, ters pis bir herif... Elinde tuttuğu tamburayı hem çalar, hem de Yoksul Mehmet Ağa'nın etrafında seke seke fırfır dönmeye başlar.
Talmud'da, gerçeğin bastırılması olayını şiirsel bir dille anlatan şöyle bir efsane vardır: Bir çocuk dünyaya geldiğinde, melekler onu alnından öperek, doğum anına dek bütün bildiklerini unutmasını sağlarlar. Çünkü eğer çocuk bildiklerini
unutmazsa, yaşamı dayanılmaz olacaktır.