Kim ne derse desin, Dada ve Sürrealizm’in Pandora’nın kutusunu açar gibi salıverdiği sözcük sürüleri, iyi bir maksat olmaksızın geri çekilecek türden değildir. Yavaşça ama emin bir şekilde, bugün ve bu çağda hala öğretildiği gibi, edebiyatın budala kasaba ve şehirlerine girecekler ve, yoksul ve zengin kesimleri kolayca şaşırtarak, çok sayıda kuleyi sakince yok edecekler. Çabalarımız sayesinde şimdiye kadar temellerinden sarsılan tek yapının şiir olduğunu düşünen nüfus, hazırlıklı değil; şuraya buraya önemsiz hendekler kazmakla yetiniyor. İnsanlar, cümlenin mantıksal mekanizmasının tek başına, insanda hayatı anlamlı kılan duygusal şoku ateşlemekten aciz olduğunu açığa vurduğu gerçeğine aldırmıyormuş gibi yapıyor. Kıyasla, bu kendiliğinden veya daha kendiliğinden, dolaysız veya daha dolaysız faaliyetin ürünleri, Sürrealizm’in kitaplar, resimler ve filmler şeklinde gitgide artan sayılarda sundukları gibi, insanın önce şaşkınlıkla baktığı, ama şimdi kucakladığı ve yerleşik düşünme biçimini yeniden örgütlemek için çekingenlikle güvenmeye başladığı ürünlerdir. Biliyorum: bu insan henüz her insan değil, ve böyle olması için ona zaman tanımalıyız.
*Sayfa 85