Bilinçsizliğin gecesinden hayata uyandığında irade
kendisini sonsuz ve sınırsız bir dünyada, h epsi mücadele eden, hepsi acı çeken, biteviye yanılıp sükutu hayale
uğrayan sayısız fert arasında bir fert olarak bulur; ve
sanki sıkıntılı, eziyet verici bir rüyaymış gibi derhal gerisin geri eski bilinçsizliğe koşar. Yine de o zamana kadar
arzusu sınırsız, taleplerinin sonu gelmezdir ve her tatmin edilmiş arzu bir yenisini doğurur. Bu dünyada imkan dahilinde olan hiçbir tatmin onun şiddetli arzusunu
dindirmeye, taleplerinin önüne nihai bir hedef koymaya
ve yüreğinin dipsiz kuyusunu doldurmaya kifayet etmez.
Bu çerçeve içerisinde şimdi d üşünelim, hangisi olursa
olsun bu tatminlerle genel olarak nedir insanın eline geçen? Çok kere her gün bitip tükenmez çaba ve sürekli
tasa ile sefalet ve ihtiyaç ve kapıda bekleyen ölümle boğuşarak zorla elde edilen bu hayatın safi sürdürülmesinden başl�a hiçbir şey. Bu hayatta her şey dünya mutluluğunun boşa çıkmaya yahut bir vehim olarak anlaşılmaya yazgılı olduğunu ilan eder. Bunun sebepleri derinlerde, bizzat eşyanın tabiatında yatar. Dolayısıyla birçok
i nsanın h ayatının kısa ve sıkıntılarla dolu olduğu görülür. Nispeten mutlu olanlar da çoğu kez sadece görünüşte mutludu rlar, eğer d eğilse, uzun ömre sahip olanlar gibi, bunlar nadir istisnaları ...
Tristan Tzara nın dadayı Sanat, sanatı Dada olarak tarif edişi.
Bundan böyle geleneksel anlatımı bir yana bırakmış, onunla işini bitirmiş şiirleri okuyacağım. Dada Johann Fuschgang Goethe, Dada Stendhal. Dada Dalai Lama, Buddha, İncil ve Nietzsche. Dada dada’m. Dada mhm dada da. Bu bir ilişkilendirme ve başlangıç için bağı biraz gevşetme meselesidir. Başkalarının uydurduğu kelimeleri istemiyorum. Bütün kelimeler başka insanların uydurması. Ben kendi şeylerimi, kendi ritmimi, kendi sesli ve sessiz harflerimi istiyorum, ritmi ve kendim olan her şeyi eşleştirmek için. Eğer titreşim yedi yarda uzunluğundaysa, ona uyacak yedi yarda uzunluğunda kelimeler istiyorum.
*Dada Manifestoları — Tristan Tzara*