Artık yönetim çok farklıydı. Yıl 2027; krallık sistemiyle yönetilen bir topluma gözlerimizi açıyoruz. Açlığın diz boyu olduğu, krallığa tezat davranışlarda bulunup fikir yürütenlerin hapisle, cezayla, işkenceyle ya da ölümle yüzyüze kalacakları bir sistemin içindeyiz. Yasaklı kitaplar, müzikler ve düşünceler; bu üç maddeden birini çiğnerseniz idamla yargılanma ihtimaliniz oldukça yüksek.
Bu suçlardan birini işleyen avukat Eftalya Atalar'ın babası Adnan Atalar'dı. Üstelik milletvekililiği yapan Adnan bey artık toplumun lanetlediği bir isim hâline gelir. Eftalya krallığa yakın olmak adına onların istediği işleri almaya, onlar gibi fikir birliği içinde olarak suçlu birinin hayatını kurtarır. Bu sebepten ötürü de babasını suçlu bulanların masasında oturarak ödülünü almak zorunda kalacaktır. Adnan beyi kurtarmak için kirli işler yapacak ve aynı zamanda onların açılarını kollayacaktır. Cezaevi ziyareti esnasında dikkatini çeken Turgay Demir Çeviker adındaki mahkumla da aynı nedenlerden tanışacaktır. Özgürlük... O da en az Eftalya kadar bu yönetimden nefret ediyordur. Turgay'ı özel kılan ise BL adında bir örgüt kurup liderliğini yapıyor olmasıdır. Peki bu ikili krallığı çökertebilecek mi? Sizce sevdiklerinizi korumak için ne kadar ileri gidebilirsiniz?
Yazar bu kez bizi distopya türüyle karşılaştırıyor. Her kurgusunda kendi farkını ortaya koyduğunu düşünüyorum. Hiçbir kurgusu bir öncekine benzememekle birlikte bambaşka karakterlerle tanıştırıyor. Henüz serinin bana göre çok başındayız, ikinci kitabın pek çok sürprize gebe olduğunu düşünüyorum. Eftalya'nın güçlü duruşu ve içini kemiren adalet-özgürlük çelişkisini sevdim. Kurgunun her an bir şey olacak gibi bizleri huzursuz etmesinden oldukça hoşlandım. Turgay ve Eftalya'nın akılcıl diyalogları, yan karakterlerin yer yer