postmodernizm, amaçsız entelektüelin ruhsuz dünyasının açığa çıkmasıdır. niçin ve neden sorularının azaldığı bir dönemde postmodern düşüncenin ortaya çıkması tesadüf değildir.
nietzsche'den etkilenen pannowitz. aristokratik, militarist ve milliyetçi değerleri yaşama geçirecek postmodern insanlar düşüncesini savunur. nietzsche'nin üst insan kavramı yerine postmodern insanlar terimini ileri sürer.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Stirner, hiçbir siyasi kimliğin varlığımızı tam olarak ifade edemeyeceğini öğretir bize. Aynı şekilde hiçbir ideolojinin Ben'in iddialarını, ihtiyaçlarını, arzularını ona şiddet uygulamadan yeterince temsil edemeyeceğini öne sürer. Stirner, ortaklıklara dayalı kimlik kategorileriyle yargılanmayı reddederek, bizi köleleştiren özler alanından felsefi ve siyasi olarak uzaklaşmanın gerekliliğini ileri sürer. Stirner'e göre, bir öz ile diğeri arasında fark yoktur; aslında tüm özler âlemi, insanlara musallat olan ve onlara tahakküm eden bir hayaletler, “hortlaklar” dünyasıdır. Bu anlamda Stirner felsefesi post-kimlikçi, post-ideolojik bir siyaseti ima ve davet eder. Bu şekilde modern paradigma içinde kalan klasik anarşizmi geride bıraktığı söylenebilir ve anarşizmden sonra gelen ve postmodern paradigma içinde yer alan postanarşist bir çerçeve onu anlamak için çok daha anlamlı hâle gelir. Ancak bu, Stirnerci siyasetin özgürlükle ilgili klasik anarşist kaygıları terk ettiği anlamına gelmemektedir. Stirnerci isyan ne moderniteye ne de postmoderniteye rahatça sığan bir düşüncedir. Her açıdan tasnif etmesi de ehlileştirilmesi de güç bir reddiyedir.
Sayfa 131·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
..bu bir romansa bile, kelimenin modern anlamıyla bir roman sayılmaz..
Sayfa 100 - Ayrıntı Yayınları·Kitabı okudu
Postmodern öyküler çoğu zaman bir öykü yazma oyununu andırır.
Zaten yarım olan aklını, şans oyunları, araba markaları, futbol ve porno sayesinde tamamen yitiren erkek, o eski otoritesinin özlemi içerisinde, kadının kendine saygı duymasını beyhûde yere bekleyedursun; seveceği, saygı duyacağı, sözüne itibar edeceği, şefkatli kollarına sığınabileceği, gölgesinde kendini huzur ve güven içerisinde hissedeceği, iradesini, sevgiyle ve rızayla teslim edebileceği o yiğit ve merhametli erkeği masallarda kaybeden postmodern kadın da, özgürlüktü, çalışmaktı, para kazanmaktı, feminizmdi, kadın haklarıydı, pozitif ayrımcılıktı derken; tamamen kontrolden çıkmış, tanrının, devletin, toplumun ve erkeğin egemenliği altında geçirdiği binyılların intikamını alırcasına, tamamen başına buyruk bir hale gelmiş ve Tanrı vergisi şeytanî zekâsıyla bizi bile tahtımızdan edecek kadar fütursuz bir yaratığa dönüşmüştür.
Sayfa 71·Kitabı okudu
Edebiyat