Şarabın tükenip mumların sonuna yaklaştığı ve ay ışığının kusursuz olduğu bir gece karıma, Sen gördüğüm bütün kadınlardan daha güzelsin."demiştim.
Bunları söylerken doğrudan ona bakıyordum, o da döndü, bana baktı. Şükürler olsun ki o anda bir matematikçi gibi düşünmemişti. Öyle yapsaydı, iltifatımın saçma olduğunu, hiç de doğru olmadığını söylerdi. Çünkü sözlerim doğru olsaydı şu sonuç çıkacaktı: Gördüğüm bütün kadınların hepsinden daha güzel olmakla, aynı anda benim sevgi dolu bakışlarımın da hedefi olduğu için, kendisinden de daha güzel olması gerekirdi, ki bu olanaksızdı.
Senin hoşuna gitmeyen bir şeyi yapmaya başladığımda ve sen bana başarısız olacağımı söyleyerek beni tehdit ettiğinde, senin görüşlerine duyduğum saygının derinliği, gelecekte bile olsa mutlak başarısızlığı kaçınılmaz kılardı. Kendi yaptıklarıma olan güveni yitirdim. Başarısız ve kuşkuluydum. Yaşım ilerledikçe değersizliğimin kanıtı olarak karşıma çıkarttığın örneklerin sayısı da arttı; giderek belli bir açıdan haklı çıktın.
Biraz desteklenmeye, sıcak bir yaklaşıma, yolumun açık tutulmasına ihtiyacım vardı ancak sen bunun yerine yolumu kapattın. Mutlaka bunu başka bir yola gitmem için iyi niyetle yaptın. Ama ben buna uygun değildim.