Puan vermedi·264 syf.·
2026 20. kitabı
Kitabın çıkış noktası 1968 Prag Baharı ve sonrasında yaşananlar olsa da anlattıkları yalnızca belli bir döneme ya da ülkeye ait değil Kundera bu romanda hafıza, unutma ve iktidar arasındaki ilişkiyi ele alıyor. Kitapta “unutuş” iktidarın bilinçli bir silahıdır. İnsanlar geçmişlerini unuttukça direnme güçlerini ve ahlaki pusulalarını kaybederler. Acıları, baskıları, yaşanmışlıkları hatırlamak bir “direniştir” Kitaptaki bir diğer tema ise “gülüş” İki türlü gülüş vardır. Gülmek salt coşkun bir gülüş değil alaycı bir gülüştür bazen. Bu alaycı gülüş otoriteyi küçültmenin ve kutsallığı bozmanın da yolu. Bu iki farklı gülüş halini melek ve şeytan hikayesi üzerinden anlatıyor yazar. Bence oldukça vurucuydu Kitabı okurken aklıma Calvino’bun görünmez kentleri geldi. Kentler, sakinlerinin geçmişini kayıplarını ve anılarını içinde barındıran bir depo gibidir. İnsnalar anılarını yitirdikçe kentlerini de unutur. Bir kenti anlamak bugünü görmekle değil geçmişin izlerini okumakla mümkündür. Şimdi tüm dünyada “belleği olmayan” kentler oluşturuluyor. Sürekli yeni bir bilgiyle karşılaşırken, geçmişimizi ve yaşadıklarımızı hızla geride bırakmaya çalışırken bir tür belleksizleşme yaşamıyor muyuz? Dediğim gibi bu kitap yalnızca bir dönemin politik atmosferini değil, hafızanın insan ve toplum için neden bu kadar önemli olduğunu anlatıyor. Okuduktan sonra uzun süre düşündüren kitaplardan biri. Kitap tavsiyedir efendim.
Gülüşün ve Unutuşun KitabıMilan Kundera · Can Yayınları · 20191,398 okunma
8/10
·496 syf.··
2026 34. kitabı
Hem çok gerçek hem müthiş bir kurgu, hem tarihi bilgilerle hem felsefi düşünceleri çarpıştırmayla bezeli, hem de insanın, insanlığın, devletlerin, dini oluşumların kötücüllüğü, güç uğruba yarattukları ötekileştirme ve nefreti çırılçıplak ortaya seren bir anlatı… Eco’nun kurgusal zekası ve donanımına hayran kalınası… Ama mutsuz bir içerik var, huzursuz, karanlık…
Hayata Dair
Prag MezarlığıUmberto Eco · Doğan Kitap · 20171,234 okunma
Reklam
5/10
·315 syf.··
2026 5. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 00:34
Öncelikle bu kitabı bitirebildiğim için kendimi tebrik ediyorum. Kitabın adı çok ilgimi çektiği için okumaya başlamıştım. Kitap insan ilişkilerinin ne kadar kırılgan ve karmaşık olduğunu anlatıyor ama çok karışık geldi bana. Thomas ve Teresa kısımları haricinde çok sıkıldım Prag ve savaşlar beni çok çekmedi. Daha çok aşk ilişkileri kısımlarımla ilgilendim. Önerir miyim, önermem. Sadece sonunu merak ettim diye devam ettim ama sonu da çok saçma bitti.
Varolmanın Dayanılmaz HafifliğiMilan Kundera · İletişim Yayınları · 198613,2bin okunma
8/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 09:08
​"İnsanlar bir komplonun varlığına inanmak için gizli kanıtlar aramazlar; tam tersine, kendilerini tehdit altında hissettikleri an, suçlayacakları düşmanın zaten her zaman şüphelendikleri kişi olduğunu duymak isterler. Onlara nefret edecekleri hazır bir düşman verin, gerisini onlar halleder." ​Umberto Eco, Prag Mezarlığı isimli bu kitabında kitle psikolojisinin bu en zayıf noktasını acımasız bir tarihsel hicivle yazıya dökmüş. Roman, 19. yüzyıl Avrupası’nın karanlık dehlizlerinde rehberlik ederken, modern Yahudi karşıtlığının ve komplo teorilerinin laboratuvar ortamında nasıl adım adım imal edildiğini gözler önüne seriyor. ​Yazarın, "Bu romandaki ana karakter dışındaki herkes gerçekten yaşamıştır ve her şey gerçektir" sözleriyle özetlediği eser, kurmaca ile acı gerçeklerin iç içe geçtiği bir klasik. Romanın merkezinde, 18. yüzyıl sonu Paris'inde yaşayan, hafızasını kısmen kaybetmiş ve geçmişin izlerini kişiye özel bir günlük tutarak bir araya getirmeye çalışan Yüzbaşı Simone Simonini yer alıyor. Simonini, kitaptaki tek kurgusal karakter; ancak üstlendiği rol tarihsel olarak dehşet verici. O, tarihin en büyük ve en kanlı iftiralarından biri olan Siyon Liderlerinin Protokolleri adlı sahte belgenin arkasındaki hayali üretici. ​Eco, bu pespaye sahtekarın gözünden, tarihin akışını değiştiren büyük komploların, gizli servis manipülasyonlarının ve kitleleri peşinden sürükleyen nefret söylemlerinin aslında ne kadar bayağı, şahsi çıkarlara dayalı ve uydurma metinlerden türediğini çarpıcı bir şekilde anlatıyor. ​Simonini’nin çıkar uğruna uydurduğu hikayeye göre; Yahudi liderler gece yarısı Prag'daki eski Yahudi mezarlığında toplanmakta ve dünyayı ele geçirme planları yapmaktadır. Bu edebi uydurma, trajik bir şekilde zamanla gerçek bir istihbarat belgesi gibi piyasaya
Prag MezarlığıUmberto Eco · Doğan Kitap · 20171,234 okunma
Ben Pauline'i Arıyorum Ama O
Puan vermedi·368 syf.··
2026 50. kitabı
Merhaba Sevgili Okur Kitap, yıllar önce kısa bir yaz mevsiminde yaşanmış Burak ile Pauline adında bir kadının karşılaşmanın insanın içinde nasıl derin izler bırakabileceğini anlatıyor. Felsefe akademisyeni Burak, hayatında Buket ile her şey yolunda görünse de geçmişin bir köşesinde saklı kalan bir hatıranın peşinden gitmekten kendini alamıyor. Tesadüfen aldığı bir haber onu arkadaşı Ediz ile Avrupa'nın farklı şehirlerine uzanan sıra dışı bir yolculuğa çıkarırken, Pauline'i arayışı zamanla bir insanı bulma çabasından çok daha fazlasına dönüşüyor. Floransa'dan Prag'a, Berlin'den Madrid'e uzanan bu serüvende Burak; aşkı, özlemi, kaçırılmış ihtimalleri ve yıllardır taşıdığı duyguları yeniden sorguluyor. Geçmişle bugün arasında gidip gelen hikâye, okuru da "İnsan gerçekten kimi arar?" sorusuyla baş başa bırakıyor. Aşk, aidiyet, hatıralar ve kendini keşfetme temalarını merkeze alan bu kitap, insanı kalbin en derin sorularıyla yüzleştiriyor. Bazen yıllar sonra çıktığımız yolculukların amacı bir başkasını bulmak değil, kendimize ulaşmaktır. Siz de insanın kendi iç yolculuğunun izini süren, duygusu yoğun bir okuma arayışındaysanız mutlaka şans vermelisiniz. ✿Hep kitapla kalın
Ben Pauline'i Arıyorum Ama OBurak Çapraz · Edebiyatist Yayınevi · 202559 okunma
9/10
·368 syf.··
2026 37. kitabı
Ben Pauline’i arıyorum ama o...” Bazen birini aramak, aslında kaybettiğimiz bir zamanı, kaçırdığımız bir treni ya da en çok da eski kendimizi aramaktır. Sevgili Burak Çapraz’ın kaleme aldığı bu özel romanı deneyimleme şansım oldu. 90’ların İstanbul’unda başlayan, yıllar sonra bir film afişiyle fitili ateşlenen ve Floransa’dan Paris’e uzanan entelektüel bir arayış hikayesi...Felsefe akademisyeni bir adamın, gençlik aşkının izini sürmek için Floransa, Prag, Berlin ve Paris sokaklarına uzanan yolculuğunu anlatıyor. Ama bu sadece bir aşkı arama hikayesi değil; sanatla, sinemayla ve derin sorgulamalarla örülü entelektüel bir labirent. Sayfaları çevirirken sadece kahramanın adımlarını takip etmedim; felsefenin, sinemanın, müziğin ve resmin içinde sanatsal bir yolculuğa çıktım. Sakin, içe işleyen ve bitirdiğinizde sizi kendi geçmişinizle baş başa bırakan zarif bir anlatım. Eğer şu sıralar ruhunuzu besleyecek, sizi Avrupa sokaklarında felsefi bir keşfe çıkaracak bir roman arıyorsanız, listenize mutlaka ekleyin. “Her arayış, aslında bir eve dönüş hikayesidr.”
Ben Pauline'i Arıyorum Ama OBurak Çapraz · Edebiyatist Yayınevi · 202559 okunma
Reklam
Reklam