"Nova, sakın yengeci de öpeyim deme. Isırır."
"Bir deneyeyim. Belki prense falan dönüşür."
Masala yaptığım atıfı hemen anladı. Tüm masalları ezbere bildiğini sandım.
"Kurbağa o!" diye itiraz etti.
"Yine de şansımı deneyeceğim."
"Ben zaten bir prensim, başka prens aramana gerek yok."
"Şansımı deneyip öptüm ama maalesef. İblis iblistir!"
"O hâlde prensim" dedim, gözlerimi ocaktaki ateşten ayırmadan. We Lui'nin çok sevdiği bir Konfüçyüs sözünü hatırlatayım ben de sana, "Mutlu olmak için içinde bulunduğunuz andan daha iyi bir zaman olduğuna karar vermek için beklemekten vazgeçin. Mutluluk bir varış değil, bir yolculuktur. Pek çokları mutluluğu insandan daha yüksekte ararlar, bazıları da çok alçakta. Oysa mutluluk, insanın boyu hizasındadır.. "
Küçük prensim
Kalbimin köşkünün
En eğlenceli odasına yerleştin.
Rüzgâr'ın bir esti
Uçuş uçuş neşe ile doldurdun her yeri
Getirdin bana sevgiyi
Bir kez daha yüreğim tatlandı
Kalbim sevginin kaynağı ile selamlaştı.
Yaşamım özümle tokalaştı
Hayat bana parladı
Ruhumun sesi derinlerden yükseldi
İşitti senin yüreğinin hassasiyetini
Yelkenleri döndürdün kendi etrafında
Gücünü gösterdin onlara
Nazik ve telaşsız
Bir meltem esintisi gibi
Kalbimi okşadın
Güzel prensim
Her anımda dahası ile
Hep var ol, hep sağ ol
Seni seviyorum bir tanem