...sonraları öğrendim ki bu üç renkli bere, Karayipler'de çok yaygın olan Afrika kökenli Rastafari inanışının bir işaretiydi, ırkçılığa ve her türlü sömürüye karşı çıkışın simgeydi... Yeşil, sömürgecilerin aldığı toprağı; sarı, o toprağın zenginliğini ve kırmızı da, uğruna dökülen kanı simgeliyordu.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Uzun zamandır Camus'u okumayı düşünüyordum, fakat hangi kitabından başlanmalı, nasıl devam edilmeli pek de bir fikrim yoktu. Tesadüf eseri rastladığım "veba" dikkatimi çekti, böylece çıkış yolumu bulmuş oldum. Orta çağ'da binlerce insanın kaybına neden olan "kara ölüm" bu kez de Oran kentini kendine mesken tutuyor. Veba; bir salgının bir şehri nasıl kendi içinde hapsetiğinin, açlığın, sefaletin, aynı zamanda umudun, inancın yardımlaşmanın da adı oluyor.
Kitabı, olay örgüsünü, anlattıklarını sevsem de belki de yazarı ilk defa okumamdan dolayı dilini anlamakta zorlandım anlar oldu. Uzun cümleler bazen beni yorup kitaptan kopmama neden olsa da genel olarak keyifle okuduğum, yazarın diğer kitaplarını da okuma isteği uyandıran iyi bir başlangıç oldu benim için. Keyifli okumalar...
...onun bir kalbi vardı. Onun, yaşamak için dünyaya gelmiş insanların her gün ölümünü gördüğü yirmi saate katlanmasına yarıyordu. Onun, her gün her şeye yeni baştan başlamasına yarıyordu. Bundan böyle yalnızca bu kadarlık bir yüreği vardı. Bu yürek nasıl olur da yaşam verebilirdi?