Rüyaevi bu. Kapısında bir tuhaf numara.
İsteyen çıkıp istediği yere gidebilsin diye.
Ama kapılar insana, çıkıp gitsin diye mi
Girsin diye mi, rüyada bile olsa.
Hatırlamaya çalıştığı bir cümlesi belki de hiç olmadı.
Gri siyah bir nefesti külden dumandan.
Karaydı ve isli. Kasım'da ağaçlar vardı, yaban üvezleri.
Dünya her günkü yerdi, onunki rehin bir hayat sanki.
Ben iğdenin gümüş aydınlığında
duruyorum çoktandır bir yanım karanlık.
Biraz uzaktan bakınca:
İki baca, sanki kurum bağlamış
Uzunsa da birbirine, alevi değmiyor artık.