“Dünya sürprizlerle ve gizlerle dolu. Yakınımızdaki birilerini tanıdığımızı düşünürüz ama zamanla bilmediklerimizin bildiklerimizden çok daha fazla olduğunu görürüz, zamanla daha az tanınır karşıdaki, zamanla daha çok karanlık nokta oluşur. Aydınlanan çok şey olsa bile karanlıkta kalanlar her zaman daha fazladır.”
Onu düşünmekten kendimi alamıyorum, şimdi acının ne olduğunu gerçekten biliyordum. Ayağını bir cam parçasıyla kesmek ve eczanede dikiş attırmak değildi bu. Acı, insanın birlikte ölmesi gereken şeydi. Kollarda, başta en ufak güç bırakmayan, yastıkta kafayı bir yandan öbür yana çevirme cesaretini bile yok eden şeydi.
Uzun uzun burnumu çektim.
"Önemi yok, onu öldüreceğim!"
"Ne diyorsun sen küçük; babanı mı öldüreceksin?"
"Evet yapacağım bunu. Başladım bile. Öldürmek, Buck Jones'un tabancasını alıp güm diye patlatmak değil! Hayır. Onu yüreğimde öldüreceğim, artık sevmeyerek... Ve bi gün büsbütün ölecek."
"Bu küçücük kafada ne büyük bir hayal gücü!"