Hepimiz hikâyenin bir yerinde hatalar yaptık çünkü bize verilenlerle büyümeye mecburduk. Ama şimdi bunu onarma gücü var elinde, hepimizin bu gücü var. Bilişsel çarpıtmalarını, sorunları çözerken benimsediğin yanlış baş etme yöntemlerini gözden geçirebilir, zihnindeki kendilik algını yeniden inşa edebilirsin. Örneğin güven problemini çözmek için kontrolcü ya da kıskanç birine dönüşebilirsin. Bu sorunla başa çıkma yöntemin 5 birimlik problemi, 25 birime çıkarır. Sen ona güvenmeye çalıştığını zannederek kıskanç, kontrolcü, problem çıkaran ve agresif birine dönüşürsün. Başa çıkma yöntemlerin bu şekilde hatalı olabilir, bir sorunu ortadan kaldırmak için seçtiğin yol seni başka bir problemle yüzleştirebilir. Ben de Az Değilim Serhat Yabancı
Sadece BL okurları anlar (problem çözerken bu sonuç çıktı ağlıcam 😭)
1000Kitap
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Her dağı aştığınızda göreceksiniz ki aşılacak bir dağ daha orada sizi bekliyor. Bunu bir çeşit oyun olarak düşünebilirsiniz. Hayatın seviyeleri her zaman kolay ya da zor olmayacak. Karşılaşılan dağ bazen büyük bazen de küçük olacak. Küçük dağın arkasındaki büyük dağı görememe sebebiniz karşılaşılan sorun sebebiyle başka hiçbir şeyle ilgilenememe görememe sorunudur. Aslında problem çok basit olsada siz kendinizi o kadar kaptırmış olursunuz ki çözümün burnunuzun ucunda olduğunu dahi göremezsiniz. Burada da aklımız devreye giriyor. Akıl kendine oynanan oyunları sever. Bazı akıllar oyunu erken kavrar ona dahil olur ve oyunun üstesinden gelir. Bazı akıllar ise ona oynanan oyunun farkında dahi değildir. Belki de artık delirdiğini dayanamadığını düşünür. Oysaki bu tamamen yanılsamadan ibarettir. Kalp ile aklın arasındaki en büyük fark kalbin bir oyunun içine düşmemesidir. Kalp her zaman duyguyla işler akıl ise mantıkla. Mantık ve duygu çoğu zaman birbirine ters düşer çünkü herhangi bir duygu durumu içindeyken mantıklı bir karar almak mümkün değildir. Bu yüzden arkadaşımızın bizimle paylaştığı sorunu büyük bir soğukkanlılıkla çözerken aynı sorunu kendimiz yaşarken aynı özveriyi gösteremeyiz.
Psikoloji
problem çözerken ''Formülü neydi '' diye hafızamızı zorlamak düşünmek değil, Düşünmek konu felsefesinden kopmadan hipotezden hükme erişmektir. formül ise hükmün terimlerle simgelenmiş görüntüsüdür. İşte bizim eğitim sistemini aşamadığı duvar. Ali Şamlıoğlu
Eğitim Sistemi
Matematik Öğretimi(Murat Altun) Kitabından
Yapılacak çalışmalarda öğrencilerin matematiği değerli bulmalarını sağlayacak etkinliklere yer vermek çok önemlidir. Bu temel tedbirin yanı sıra, öğretmenin aşağıdaki noktalara dikkat etmesi gerekir: i. Öğretimin ilk yıllarından itibaren öğrenciler gelişmişlik düzeylerine uygun matematik etkinliklerle karşı karşıya getirilmeli, onların kapasitelerini zorlayacak etkinliklerden kaçınılmalıdır. ii. Matematik derslerinde uzun ve can sıkıcı ödevlerden kaçınılmalı; alışılmış alıştırmaların yanı sıra, öğrencilerin ölçme yapmalarını ve veri toplamalarını gerektiren ödevler de verilmelidir. iii. İşlem kavramları ve bu işlemlerin teknikleri öğretirken ezberleme yerine bunların anlamlar üzerinde durulmalı, işlemlerin tekniklerini açıklayıcı ders materyali, kavram ve algoritmalar pekişinceye kadar öğrencilerin görebilecekleri mekânlarda bulundurulmalıdır. iv. Öğretmen matematikte aynı sonuca ulaşan yöntemlerin çokluğunu sezdirmeden öğrencilerin bulduğu farklı çözümleri önemsemelidir. v. Çocuklar gerek işlem ve çizim yaparken, gerek problem çözerken yeterli zaman kullanabilmeli, yetiştirememe kaygısı içinde bırakılmamalıdır. Ayrıca öğrencilerin problem çözme ve işlem yapma sırasında düştükleri hatalar hoşgörü ile karşılanmalı, bu hataları giderici, onarıcı ve yol gösterici çalışmalar yapılmalıdır. vi. Matematiğin eğlendirici, dinlendirici yani öğrencileri tanıtıllmalı, matematik öğretiminde oyunlaştırmış etkinliklere yer verilmelidir. vii. Matematiksel etkinlikler sırasında öğrencilerin kendi düşüncelerini açıklamaları için fırsatlar verilmeli, başarılı öğrencilerin hızlı çözümlerinin, yavaş olan öğrencileri bloke etmesi önlenmelidir.
Farabi, el-Medinetü'l Fazıla (İdeal Devlet) kitabında İslam coğrafyasının bilim ve felsefenin merkezi halini almaya başladığı kendi dönemiyle ilgili "Felsefe ana vatanına geri döndü" der. Felsefeyi eski Yunan'ın Keldanilerden aldığının birçok eserde geçmesi, Sokrates'in eski Yunan çoktanrıcılığına karşın -bariz olarak anlaşılan- tektanrıcılığı savunmuş olması, bilimlerin çoğunun İslam’ın altınçağı olan 8.-12. asırlar arasındaki dönemde Müslüman ilim adamlarınca kurulmuş olması gibi konular daima romantik (duygusal) ateistlerin canını sıkan konulardır. "Müslümanlar maldır, hiçbir halt icat edemezler/etmemişlerdir. İslam, insanları ve toplumları ilerleten değil gerileten uydurmaca dinlerden biridir. Kuran'la bilimsel ilerlemenin uzaktan yakından alakası yoktur" kanaatindeki, tarih bilgisi zayıf (kendi medeniyetinin geçmişte büyük atılımlar gerçekleştirmiş olduğu ve içindeki şekilci-taklitçi yapıyı tasfiye ederse gelecekte de büyük atılımlar yapabilme potansiyelinde olduğu gerçeğini yadsıyan), inancını-tarihini-coğrafyasını bilim ve kültürde de emek gaspçısı Emperyalist Batı'nın propagandalarıyla karalayacak kadar aşağılık kompleksi içinde bulunan kesim hoşlanmayacak ama söylemek zorundayım: Batılılar sadece bilimde gelişme kaydetmişlerdir; Müslüman bilim adamları ise sıfırdan bilim kurmuşlardır ve bu sıçramaları da Kuran'a borçludurlar! İnsanlık tarihine bakıldığında bilim hep yavaş yavaş ilerlemiştir; ancak belli bir dönem vardır ki resmen sıçrama yapılmıştır. Bu dönem asr-ı saadet sonrası dönemdir, yani Kuran’ın tarih sahnesine çıkışından hemen sonraki dönemdir. Günümüzdeki bilimlerin çoğunun kurulduğu bu parlak dönemden sonra İslam dünyası Ebu’l Hasan el-Eşari ve Gazali gibi şekilci ve mutaassıp kafaların fikirlerinin etkisine girip bilim ve düşüncede gerileyince