8/10
·536 syf.··
2026 20. kitabı
Grace’in hafızasını tamamen kaybetmiş bir halde uyanıp, elindeki somut verilerle ve fizik kurallarıyla kimliğini sıfırdan inşa etme süreci beni gerçekten içine çekti. Uzayın o tekinsiz karanlığında hayatta kalma mücadelesinin duygusal bir savrulma yerine disiplinli bir problem çözme maratonuna dönüşmesi, anlatıyı çok sağlam bir mantık zeminine oturtuyor. Özellikle Rocky ile kurulan stratejik ortaklık ve aradaki o teknik iletişim köprüsü, dilin ve matematiğin en saf halini kullanarak bir gelecek inşasının nasıl mümkün olabileceğini gösteren harika bir örnek. Her bilimsel deneyin ve hesaplamanın birer veri seti titizliğiyle işlenmesi, zihnimdeki o durağanlığı tamamen dağıtıp beni net bir nedensellik zincirinin içine bıraktı. Kitaptaki o yüksek kontrastlı sahnelerin ve geminin o yapısal tasarımının beyaz perdeye taşınacak olması, zihnimde canlanan o karelerin nasıl bir karşılık bulacağını görmek adına heyecan verici; çünkü bu hikaye sadece bir macera değil, bir krizin rasyonel bir disiplinle nasıl yönetilebileceğinin en somut kanıtlarından biri.
1000Kitap
Kurtuluş ProjesiAndy Weir · İthaki Yayınları · 20251,725 okunma
Puan vermedi·383 syf.··
2025 15. kitabı
John Dewey’in "Demokrasi ve Eğitim" Eseri Üzerine Bilimsel Bir İnceleme: Eğitimi Hayatın Kendisi Olarak Yeniden Düşünmek Özet Bu makale, 20. yüzyıl eğitim felsefesinin ve sosyal düşüncenin en etkili isimlerinden biri olan John Dewey'in 1916 tarihli başyapıtı "Demokrasi ve Eğitim" (Democracy and Education) üzerine analitik bir inceleme sunmaktadır. Çalışma, Dewey'in pragmatist felsefesinin eğitime nasıl yansıdığını, "deneyim" (experience) ve "büyüme" (growth) kavramlarını eğitimin merkezine nasıl yerleştirdiğini ele almaktadır. Dewey'in, eğitimi sadece gelecekteki bir yaşama hazırlık süreci olarak gören geleneksel anlayışı nasıl radikal bir biçimde reddettiği ve bunun yerine eğitimi "hayatın ta kendisi" olarak tanımladığı vurgulanmaktadır. Makale, Dewey'in okulu "minyatür bir toplum" olarak kavramsallaştırmasını ve eğitimin, demokratik bir toplumun sürdürülebilirliği için vazgeçilmez bir araç olduğu yönündeki temel tezini analiz etmektedir. Sonuç olarak, eserin yayınlanmasından bir asırdan fazla süre geçmesine rağmen, günümüz eğitim reformları ve 21. yüzyıl becerileri tartışmaları için hala temel bir referans noktası olduğu savunulmaktadır. Anahtar Kelimeler: John Dewey, Demokrasi ve Eğitim, Pragmatizm, İlerlemeci Eğitim, Deneyimsel Öğrenme, Eğitim Felsefesi. 1. Giriş John Dewey'in 1916 yılında yayınladığı "Demokrasi ve Eğitim", endüstrileşme, kentleşme ve kitlesel göçlerin toplumsal yapıyı kökten dönüştürdüğü bir çağda kaleme alınmıştır. Bu eser, sadece bir eğitim teorisi kitabı değil, aynı zamanda bir sosyal felsefe ve siyaset manifestosudur. Dewey, bu çalışmasında, hızla değişen bir dünyada eğitimin rolünün ne olması gerektiğini sorgular. Geleneksel eğitimin, bilgiyi pasif bir şekilde aktaran, ezbere dayalı ve hayattan kopuk yapısını sert bir dille eleştirir. Bu
1000Kitap
Demokrasi ve EğitimJohn Dewey · Yeryüzü Yayınevi · 200434 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·328 syf.··
2025 13. kitabı
Freud, bilinçdışı kavramını ortaya attığında elinde yalnızca gözlem, sezgi ve klinik deneyimler vardı. Bu nedenle onun bilinçdışı kavramı daha çok bir metafor gibi işliyordu: şehvetle, bastırılmış arzularla, çocukluk travmalarıyla dolu, mantıksız bir karanlık dünya gibiydi. Mlodinow, bu anlayışı saygıyla anmakla birlikte, çağdaş nörobilimin sağladığı içgörülerle yeni bir bilinçdışı modeline yöneliyor. Ona göre, artık bilinçdışı yalnızca bastırılmış duyguların değil, aynı zamanda hızlı kararların, otomatik davranışların, sosyal uyumun ve hayatta kalma becerilerinin beyin tarafından yönetildiği bir evrimsel avantaj olarak karşımıza çıkıyor. Mlodinow için yeni bilinçdışı, gerçeklikle daha barışık ve işlevsel bir anlatı sunuyor. Tehlikeli bir durumda saniyeler içinde karar alabilen, sosyal ipuçlarını analiz eden, önyargılar üreten ve dikkat süreçlerini yöneten bir yapı olarak karşımıza çıkıyor. Mlodinow’un ifadesiyle, doğa bizden pek çok süreci bilinçli zihnimizden uzak tutmuştur çünkü bu süreçlerin hızla ve kesintisiz işlemesi hayatta kalmamız açısından kritik bir rol oynamak zorunda kalmıştır. Böylesi yeni bir dünyada bilgi yalnızca ne olduğu ve içeriğiyle ilgili değil, nasıl sunulduğu ve anlatıldığıyla da anlam kazanabiliyor. Örneğin, bir yemeğin tarifinin okunmasının zorluğunun o yemeğe ilişkin yargılarımızı nasıl etkilediği üzerine kitapta anlatılan bir deney hayli ilgi çekicidir. Eğer tarif okunması zor bir yazı karakteriyle yazılmışsa, o yemeğin daha zahmetli ve zor olduğu sanılır. Aynı durum egzersiz tarifleri için de geçerlidir. Bu, “fluency effect” adı verilen bir bilişsel sapmaya işaret eder: Bilginin işlenme kolaylığı, o bilginin içeriğine dair yargımızı değiştirir. Yani aslında karmaşık görünen şeyler, sadece öyle göründükleri için daha karmaşık sanılırlar.
1000Kitap
SubliminalLeonard Mlodinow · Okuyan Us Yayınları · 2018282 okunma
10/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2025 163. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2025 00:00
"İLKOKULDA YARATICI DRAMA" "Doğaçlama, kişilerin önceden hazırlanmadan veya bir metin üzerinden çalışmadan anlık olarak sahnelemele içeren yöntemdir. Yaratıcı drama alanında bu çalışmanı bulguları, doğaçlamanın öğretmenler ve çocuklar arasında devam eden ilişkisel aktiviteyi incelemeleri için analitik bir araç olarak kullanılabileceğini ve duyarlı öğretim anlayışlarını derinleştirme potansiyeline sahip olabileceklerini gösterir. Doğaçlamada kişiler belirli bir kurala bağlı kalmadan ve performansın pek çok öğesini anlık olarak bırakabilirler." Günümüz eğitim anlayışı artık sadece bilgiye ulaşmayı değil, o bilgiyi işleyebilmeyi, paylaşabilmeyi ve empatiyle anlamlandırabilmeyi de önceliyor. Bu noktada, klasik öğretim yöntemlerinden sıyrılarak çocukların bireysel potansiyellerine ulaşmalarını sağlayan en etkili araçlardan biri de yaratıcı drama. Geleneksel eğitim yöntemlerinin öğrencilerde sınırlı etki bıraktığı günümüzde, yaratıcı drama giderek daha fazla önem kazanan bir öğrenme yöntemi. Çocukların sadece bilgi değil, hayal gücü, empati ve ifade becerileri kazanmaları da artık eğitimin önemli bir parçası. Yaratıcı drama, bireyin yaşantılarından ve hayal gücünden yola çıkarak bir durumu, olayı ya da kavramı canlandırarak, rol alarak ve doğaçlama yaparak öğrenmesini sağlayan bir eğitim yöntemidir. Tiyatro değildir ama tiyatro tekniklerinden yararlanır; sahneye koymak için değil, öğrenmek, sorgulamak ve deneyimlemek için vardır. Gaye Yılmaz ve Tuğçe Özcan'ın "İlkokulda Yaratıcı Drama Uygulamaları 1" adlı kitabı, ilkokul öğretmenleri, drama liderleri ve bu alana ilgi duyan herkes için yaratıcı dramanın pedagojik değerini ve ilkokul düzeyinde nasıl uygulanabileceğini detaylı bir şekilde sunan önemli bir kaynak. Bu kitap, ilkokul seviyesinde öğretim yapan eğitimcilere
Edebiyat
İlkokulda Yaratıcı Drama Uygulamaları 1Tuğçe Özcan · Ceres Yayınları · 20248 okunma
Puan vermedi·202 syf.··
2024 6. kitabı
Kitaptan bir alıntı ile başlamak istiyorum “..kişi, beynin ön kısmına yerleştirilmiş olan kuvve-i hayaliyeyi bir muhbir gibi kabul etmelidir. Beynin arkasında bulunan kuvve-i hafızayı ise hazine vekili gibi kabul etmelidir. ” Yani İmam-ı Gazali (1058) prefrontal korteksin yaratıcı düşünme ve hayal kurma, parietal korteksin ise mekansal hafıza ve bilgileri organize etme işlevlerine değiniyor. Buradan beynin yapısına dair derin bir bilgiye sahip olduğunu anlıyoruz. Beyin, vücudun kontrol merkezi olarak işlev görür ve çok sayıda karmaşık süreci yönetir.Beyin hem bilişsel işlevlerin hem de bedenin tüm fizyolojik süreçlerinin koordinasyonundan sorumlu bir organdır.Düşünme, hafıza, öğrenme, problem çözme, dil öğrenme, planlama, muhakeme ve karar verme, duyguların işlenmesi, sosyal ilişkilerde nasıl davrandığımız ve çevremizle nasıl etkileşime girdiğimiz vs hepsi beynin sorumluluğunda. Bunları günümüz şartlarında detaylıca biliyoruz. Peki Kalp? Modern bilim, kalbin esas işlevini vücuda kan pompalamak olarak tanımlar. Kalp, dolaşım sisteminin merkezinde yer alır ve sürekli olarak kanı tüm organlara, dokulara ve hücrelere taşır. Bu süreçte oksijen ve besin maddelerini hücrelere ulaştırırken, karbondioksit ve atık ürünleri de vücuttan uzaklaştırır. Durum böyleyken biz neden cümlelerimizde hep kalbe atıfta bulunuyoruz? Kalbini kazanmak, kalbini kırmak, kalbi temiz, kalpten kalbe yol vardır, kalbini almak, kalbine söz geçirememek… İmam-ı Gazâlî neden beynin sırları ve faziletleri değil de kalbin sırları ve faziletleri üzerine yazmış?
Kalbin Sırları ve Faziletleriİmam Gazali · Çelik Yayınevi · 01,308 okunma
"Felsefe bir çağın yargıcıdır"
10/10
·270 syf.··
2024 31. kitabı
Popper, tek hücreli organizmaların ve hayvanların problem çözme yetilerini ele alarak Darwin ve biyolojinin basitçe üç aşamalı bir şemasını oluşturarak işe başlar: Problem, çözüm denemeleri ve ortadan kaldırma. Bu şema, bilimsel gelişmenin temel bileşenlerini ortaya koyarken, bilimin bir biyolojik olgu olduğunu ve bu süreçlerin bilime uygulanabileceğini savunur. Bu bağlamda, Popper’ın düşünceleri, bilimin sadece bir gözlem ve deney süreci olmadığını, aynı zamanda bir problem çözme etkinliği olduğunu da yine bilimin içinden örneklerle ifade eder. Duyusal algılar veya gözlemler, bilimin temelini oluşturmaz; bunun yerine, bilim problemler üzerinden gelişir. Problemin varlığı, gözlemleri anlamlandırmak için bir zemin sağlar. Sağduyu ve duyusal algılar, bilimsel süreçte yardımcı araçlar olarak işlev görse bile esas olan, belirli problemler etrafında şekillenen çözüm denemeleridir. Popper’a göre, bilim, önceki bilgileri eleştirel bir bakış açısıyla sorgulayan bir yöntemle başlar. Burada en önemli mahiyet bilimin doğasının dogmatiklikten uzaklaşması ve eleştirel bir yaklaşım benimsemesidir. Bu bağlamda, bir düşüncenin dil aracılığıyla formüle edilmesi, nesnellik kazanmasını sağlamakta ve bilimsel bilginin toplumda paylaşılabilir hale gelmesine olanak tanımaktadır. Popper’ın belirttiği gibi, “bilim öznel beklentilerden değil, dil aracılığıyla formüle edilmiş önermelerden oluşur.” Bu durum, bilimin bireysel duygulardan bağımsız olarak ilerlemesini sağlayan bir süreçtir. İlk okurken amip ve Einstein kelimelerini yan yana görmek beni güldürse bile Popper aralarındaki farkı sorar ve örnek vererek açıklamaya çalışır: amip bir hata yaptığında yok olurken, Einstein hatalarını arar. Bu, bilim insanlarının bir kuramı bir nesne gibi ele alabilme yetilerini ifade eder; yani bilim
Felsefe
Hayat Problem ÇözmektirKarl R. Popper · Yapı Kredi Yayınları · 2022425 okunma