Sefiller ve Victor Hugo... Doyasıya okunmuş bir 1.cilt...
Hakkınızda ne söylesem, içeriğe ne kadar değinirsem değineyim bir şeyler daima eksik kalacak. Senin önünde sadece saygıyla eğilmek daha makul geliyor. 1. cilt şimdilik sona erdi. Öyle güzel bir serüven oldu ki dolu dolu 850 sayfanın bitmemesi için yavaş yavaş sindire sindire okudum.
Yapı olarak hoşuma giden şeyler; kusursuz bir şekilde, bir çarkın dişlileri gibi işleyen olay örgüsü ve karakterler, mekan ve zaman arasında kurulan kusursuz bağlantılar. Bu bağlantıların öncesinde ise eserin yazıldığı döneme ince bir işçilikle değinmek... Örneğin :Marius'un emekli bir albayın oğlu olduğunu öğrenmeden önce o albayın katıldığı 1815 Waterloo Savaşı hakkında bilgi verilmesi, Jan Valjean ile kürek mahkumluğu arasındaki ilişkiden önce 1800lü yılların Fransa'sının ceza hukukuna inceden değinmek. Dini konulara girmeden önce 1820li yılların kadın rahip okulları hakkında ilginç bilgiler vermek vs.
Tarih, sosyoloji, felsefe, siyaset, din... Her şeyden var. Roman olmakla kalmayıp 1789 Fransız Devrimini tarih sevmeyen birine dahi anlatış ve beyne işleme var. Hepsinin ortak buluşma noktası ise Paris. Burjuva ve fakir halkın birlikte yaşadığı, İhtilale, ayaklanmaya, aşırı kralcılara, Napolyon aşıklarına, ateistlere, dinsizlere, rahibelere, fahişelere ev sahipliği yapan Paris.
Farkındaysanız, olaylar hakkında tek kelime dahi etmedim. Sadece yapı olarak ele almaya çalıştım. Jan Valjean, Cosette, Thenardier, Rahip Bienvenü, Fauchlevent... Bu isimlere istediğim kadar değineyim, okumadığı sürece kimselere geçmeyeceğinin o kadar farkındayım ki.
Okuyunuz, okutunuz. Okumadan ölmeyiniz mümkünse. (Bu cümleleri henüz finaline dahi ulaşmamış, 1.cildini yeni bitirmiş bir vatandaş söylüyor!)
2.cilt...
Sefillik tam olarak neye göre bir