Yusuf Karakartal

Yusuf Karakartal
@profatanamayanokur
AKÜ/ Yüksek Lisans
Samsun
149 okur puanı
Ekim 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
10/10
·680 syf.··
2021 14. kitabı
·
75 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2021 08:32
Pessoa... Nasıl bir kitap yazdın sen azizim. İlk defa bir kitabı bitirdikten sonra yalnızlık hissediyorum desem, inanın zerre yanılmam. Kitap şöyle başlayarak ne çizgide gideceğini açıkça ortaya koyuyor aslında : "Öyleyse kim kurtaracak beni var olmaktan? Hayatımı toprağa veriyorum." Kitabın genel bir özetini çizmek ise ne yazık ki benim adıma imkansız. Yalnızca yalnız kalmış duyguların, yalnız kalmış bir ruhun ve yalnız kalmış bir kalbin feryadıdır diyebilirim. Karamsar olan tüm gerçekliklerin kitabı. Sıkıntının kitabı... İnsanın kendisine dahi söylemeye cesaret edemediklerinin, kaçışların, düşünceleri, hisleri dışa vuramayanların, anlatacak kelime bulamayanların yakarışları... Eylemsizliği kısaca şöyle özetler Pessoa : "En çok anlamak yoruyor bizi. Yaşamak, düşünmemektir." Aldatılmışlığı ve insanlığın sahteliği ve ikiyüzlülüğünü ise şu şekilde anlatır : "Dostluğa az da olsa yeteneğim vardı, ama hiç dostum olmadı. Ya beni hayal kırıklığına uğrattılar ya da dostluk kavramı, düşlerimin bir hatasıydı. Hep insanlardan uzak yaşadım. Yalnızlığım arttıkça da kendimi daha iyi keşfettim." Tükenmişliği ise şöyle : "Her şey için ayrı ayrı hissetmeye kalktığımda ne çok ölüyorum." Var olmamayı, kendin olmayı ise şu şekilde... "Ne zevk, ne ün, ne iktidar: özgürlük, yalnız özgürlük." Ve daha nice dolu dolu, tek bir kelimesi ise boş olmayan ifadeler, imgeler, teşbihler... Sizi sıkmayan bir roman bekliyorsanız, elinizi dahi sürmeyin ona. (mutlu son istiyorsanız gidin masalcı dede falan dinleyin dostlarım). Bizi hiç var olmamış bizle baş başa bırakın. Felsefe kitabı mı hayır, roman mı peki, hayır, felsefi roman mı, hayır. Bir kitaptan daha fazlası, tüm bir dünyanın karanlık ve yalnız tarafı, sadece oku sevgili okur, sıkılacaksın, hem de çok, arana mesafe dahi girecek yer yer
Edebiyat
Huzursuzluğun KitabıFernando Pessoa · Can Yayınları · 202514,5bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·407 syf.··
Beğendi
·
2021 10. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2021 02:08
Metin Toker... Üslubuna bayıldığım, muazzam bir kalem. Türkiye'nin günümüze yakın tarihini çeşitli kaynaklardan okuyan çoğu insan, yetkin olmayan, yazmış olmak için yazılmış, sıkıcı eserlere alışmıştır ve bundan hep şikayetçi olmuştur. Demiştir ki : Allahım Türkiye'nin şu sıkıntılı dönemlerini sıkmadan, boğmadan anlatacak bir kitap yok mu? Var hocam var. Direterek herkese tavsiye ettiğim bir yazar, daha doğrusu bir gazeteci. Bilirsiniz gazeteciler köşe yazılarında daima sıkıcı olmaktan uzak, çarpıcı ifadelere yer vermelidir ki okuyucusu artsın ve gazeteler daha çok satsın. Metin Toker de İsmet Paşa'lı, CHP 'li, DP' li, AP'li yılların muhteşem kalemi. Görselde gördüğünüz kitap ise onun muazzam kitaplarından sadece biri. Not Defterinden... 1973 ile 1980 arası yıllarda Türkiye'deki siyasi çalkantıyı, yıllarca süren koalisyonlar dönemi, CHP-AP kavgaları, İnönü - Demirel kavgalarını, bir türlü düzelmeyen ekonomiyi, sağ sol olaylarını, istikrarsız dış politikayı anlatan bir eser. En önemli özelliği de hiç şüphesiz Toker'in haftada bir gün yazdığı gazete yazılarının derlemesi olması. Okurken sanki en yakın dostunuzla siyaset ve politika konuşuyormuş gibi hissediyorsunuz. Oldum olası bilimsel terimlerin insanı boğduğu kitaplardan nefret etmişimdir. Ama burada öyle değil. Burada anlatı var. 70'lerin Türkiye'sine tanık olma, o günleri yaşama var. En önemlisi de yine anne ve babalardan öğrenilen yanlış duyulmuş maziye dair doğrular var. Kıbrıs Savaşı, anarşi olayları, olmayacak partilerin sırf hükümet olma uğruna, hiç olmayacak partilerle işbirliği içine girme durumu var. Örneğin: Aşırı sağcı Erbakan ile merkez solcu Ecevit'in koalisyon kurması gibi ki ülkeyi felakete sürüklemiştir. Bunun yanında otel köşelerinde milletvekili ayartmaktan tutun sırf tek başına hükümet kurma
Tarih
Not DefterindenMetin Toker · Milliyet Yayınları · 19812 okunma
Sefïller
10/10
·1724 syf.··
Beğendi
·
2021 4. kitabı
·
56 günde okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2021 16:11
Sefiller ve Victor Hugo... Doyasıya okunmuş bir 1.cilt... Hakkınızda ne söylesem, içeriğe ne kadar değinirsem değineyim bir şeyler daima eksik kalacak. Senin önünde sadece saygıyla eğilmek daha makul geliyor. 1. cilt şimdilik sona erdi. Öyle güzel bir serüven oldu ki dolu dolu 850 sayfanın bitmemesi için yavaş yavaş sindire sindire okudum. Yapı olarak hoşuma giden şeyler; kusursuz bir şekilde, bir çarkın dişlileri gibi işleyen olay örgüsü ve karakterler, mekan ve zaman arasında kurulan kusursuz bağlantılar. Bu bağlantıların öncesinde ise eserin yazıldığı döneme ince bir işçilikle değinmek... Örneğin :Marius'un emekli bir albayın oğlu olduğunu öğrenmeden önce o albayın katıldığı 1815 Waterloo Savaşı hakkında bilgi verilmesi, Jan Valjean ile kürek mahkumluğu arasındaki ilişkiden önce 1800lü yılların Fransa'sının ceza hukukuna inceden değinmek. Dini konulara girmeden önce 1820li yılların kadın rahip okulları hakkında ilginç bilgiler vermek vs. Tarih, sosyoloji, felsefe, siyaset, din... Her şeyden var. Roman olmakla kalmayıp 1789 Fransız Devrimini tarih sevmeyen birine dahi anlatış ve beyne işleme var. Hepsinin ortak buluşma noktası ise Paris. Burjuva ve fakir halkın birlikte yaşadığı, İhtilale, ayaklanmaya, aşırı kralcılara, Napolyon aşıklarına, ateistlere, dinsizlere, rahibelere, fahişelere ev sahipliği yapan Paris. Farkındaysanız, olaylar hakkında tek kelime dahi etmedim. Sadece yapı olarak ele almaya çalıştım. Jan Valjean, Cosette, Thenardier, Rahip Bienvenü, Fauchlevent... Bu isimlere istediğim kadar değineyim, okumadığı sürece kimselere geçmeyeceğinin o kadar farkındayım ki. Okuyunuz, okutunuz. Okumadan ölmeyiniz mümkünse. (Bu cümleleri henüz finaline dahi ulaşmamış, 1.cildini yeni bitirmiş bir vatandaş söylüyor!) 2.cilt...  Sefillik tam olarak neye göre bir
Edebiyat
Sefiller (Kutulu 2 Cilt Takım)Victor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2019105,2bin okunma
Öteki Ben'in Hikayesi
9/10
·188 syf.··
2021 3. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2021 00:30
 "... ben dolambaçlı yollara sapmadan, düzgün, açık yollarda yürürüm çünkü o yolları önemsemem ve onları başkalarına bırakırım. Belki sizden de benden de temiz olanları aşağılamak niyetinde değilim... Yani benden de temiz olanları Krestyan İvanoviç, sizi kastetmek istemedim. İmalı sözlerden de hoşlanmam; iki yüzlülüğe de tenezzül etmem; iftiradan ve dedikodudan tiksinirim. Maskeyi sadece maskeli balolarda takarım, insanların arasında dolaşırken değil.. " Bu sözler Dostoyevski'nin " başyapıtım" dediği Öteki adlı eserin ana karakteri olan Yakov Petroviç Golyadkin'e ait. Bu cümlelerin yöneltildiği kişi ise doktor Krestyan İvanoviç. Golyadkin oldukça dürüst, gerçekçi ve saf birisi olarak karşımıza çıkıyor. Bu cümleyi tekrar baştan okuyun ve düşünün. Bir hasta neden sürekli bu cümleleri tekrarlayıp durur. 9. dereceden memur olan Golyadkin, zaman içinde toplumdan soyutlaşmaya başlar ve mesleğiyle birlikte daima düşmanlarının olduğunu iddia eder, sürekli etrafını, herkesin hal ve hareketlerini, kendisi hakkındaki görüşlerini incelemeye başlar. Müdürünün evindeki partiye gider ancak içeri alınmaz. Bu durum onu derinden sarsar ve gizli kapaklı çabalarla bir şekilde partiye girmeyi başarır. Başından bazı şanssızlıkların geçmesinin ardından kapı dışarı edilir. Kırılma noktasını ise bu durum oluşturur. Evine giderken kendisine tıpa tıp benzeyen biriyle karşılaşır. Bu kişi onunla aynı adı ve soyadı taşımaktadır. Hatta o gün aynı işyerinde göreve başlamıştır. Buradan sonrasını anlatmak özete kaçacağından susma hakkımı kullanıyorum. Hikayenin özüne gelecek olursak, yazıldığı dönem itibarıyla şizofreni adında bir hastalığın literatüre dahi girmediği görülmektedir. Öyle ki Dostoyevski baba bu konuyu öyle bir işlemiş ki eseri okurken adeta gerçek bir Gokyadkin ikizinin olduğunu
Edebiyat
ÖtekiFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202530,4bin okunma
9/10
·212 syf.··
Beğendi
·
2021 5. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 05 Mart 2021 18:08
Belirsizlikler içinde bir yaşamı şöyle aktarıyor Hayyam: "Bu dünyaya kendi isteğimle gelmedim ben Şaşkınlıktan başka şeyim artmadı yaşarken Kendi isteğimle de gidiyor değilim şimdi Niye geldik kaldık, niye gidiyoruz bilmeden." Bir başka dörtlüğünde de dik ve doğru kalabilmeyi şu şekilde aktarıyor : "Yarım somunun var mı? Bir ufak da evin? Kimselerin kulu kölesi değil misin? Kimsenin sırtından geçindiğin de yok ya? Keyfine bak; En hoş dünyası olan sensin." Varoluşu da şu şekilde: Er geç sonu yokluk madem bu dünyanın Yoksa kendini, bırak, var olmak ne hoş. Aşkı ise şu şekilde: Yüzümde pırıl pırıl sevinç gördüğün gün Nice konakları yıkılmıştır gönlümün Dalgıçsan dal gözlerimin denizine, bak Dibinde mahzun bir deniz kızı görürsün.
Şiir
DörtlüklerÖmer Hayyam · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202527,8bin okunma