Gözlerim dolu dolu kitap hakkında bir kaç kelam etmeye çabalayacağım..
Az önce kitap mı dedim. Övülmenin en yücesini hakeden muazzam, fevkalede, kelimelerin en güzeliyle tarif edecek olursam eğer o kelime her neyse o bu kitap. Bu eser. Bu miras. Tek başına baş yapıt, gerçek bir sanat eseri desem bir nebze kendimi vicdanen rahat hissetmiş olurum.
Çok zaman kaybettim. Çok zaman ve biraz da ümit. Yaşamak bu galiba. Der Cemil Meriç. Bu sözün gerçek manasını bu kitabı okuduğumda iliklerime kadar hissettim.
Beğendiğim (beni en çok etkileyen) alıntılara geçmeden önce, büyüklerimden hep duyduğum.. İşini, eşini, dostunu doğru seçebilen huzura erebilir. Kitabın ana teması gibi hayatında da ana teması bu üç tercih. Eğer bu tercihlerin olmasa bile aslında yalnızlığın bile tek başına bir nimet olabileceğini gösteren bir eser. Allah iyilerle karşılaştırısın sözünün aslında ne kadar yüce bir söz olduğunu kitapta geçen ‘HATIRA DEFTERİM’ bölümünü bitirdiğimde, iyilerle karşılaşmanın ne denli mühim bir şey olduğunu, yaşayarak öğrendiğim tecrübe gibi hiç aklımdan çıkarmayacağım.
Tırnak içinde belirterek bir kaç alıntıyı burda da paylaşmak istiyorum..
“Huylarını, ahlâklarını pek iyi bilmediğim insanlardan daima çekinirim. ”
“Evet, ben, şimdi büsbütün başka bir adamım. Bir köşede kendimi unutturmaktan, başımı dinlemekten başka bir şey istemiyorum.”
“İnsanlar için şöyle deriz ama, aralarında iyileri de var... Fakat yazık ki, onlar, bu dünyada bir türlü bahtiyar olmanın yolunu bulamıyorlar. Ya bir çıkarpençe arkasına düşüyorlar ya akraba ahbap şerrine uğruyorlar. Sessizliklerine, yumuşaklıklarına kurban olup gidiyorlar.”
“Bu yeni başlayan hayat karşısında bir program yaptım. Umdelerimi, kararlarımı önümdeki masanın kırık taşına kurşun kalemiyle birer birer yazıyorum:
1- Vicdanımın