Hatta çok sıradan, hiçbir özelliği olmayan, her gün etrafımızda yüzlercesini görüp de bakmadan geçtiğimiz insanlardan biriydi. Hayatının bildiğimiz ve bilmediğimiz taraflarında insanda merak uyandıracak bir tarafının olmadığı belliydi. Böyle insanları gördüğümüz zaman çok kere kendi kendimize sorarız :
"Acaba bunlar neden yaşıyorlar? Yaşamakta ne buluyorlar? Hangi mantık, hangi hikmet bunların yeryüzünde dolaşıp nefes almalarını emrediyor?" Fakat bunu düşünürken yalnız o adamların dış görünüşlerine bakarız ;onların da birer kafaları, bunun içinde, isteseler de istemeseler de işlemeye mecbur birer beyinlerinin bulunduğunu, bunun sonucu olarak kendilerine göre bir iç dünyaları olacağını hiç aklımıza getirmeyiz.
Bu iç dünyalarını dışarı yansıtmadıklarına bakıp onların ruhen yaşamadıklarına karar verecek yerde, en basit bir insan merakı ile bu bilinmeyen dünyayı merak etsek, belki hiç beklemediğimiz şeyler görmemiz, beklemediğimiz zenginliklerle karşılaşmamız mümkün olur. Fakat insanlar nedense daha fazla ne bulacaklarını tahmin ettikleri şeyleri araştırmayı istiyorlar. Dibinde bir ejderhanın yaşadığı bilinen bir kuyuya inecek bir kahraman bulmak, belki ki dibinde ne olduğu hiç bilinmeyen bir kuyuya inmek cesaretini gösterecek bir insan bulmaktan daha kolaydır.