“Her an yeni bir hayat serilir önümüze,” birdenbire gidişim sizi şaşırtmış olmalı” diyor ve “kederlerimizle arzularımız hemen hiçbir zaman bağdaşmıyordu” diye bitiyor kitap. Helikopter’den çıkan bu yapıt, “Aşka âşık olanlar için tekrar yayınlıyoruz bu dünya güzeli kitabı, unutulmasın” şeklinde yazar.
Şüphesiz okuduğum en güzel poetik aşk hikâyelerinden biriydi. Betimleme ve vurucu anları sevdiğim için okumaktan çok adeta durağan ama sağlam derdi olan bir sanat filmi izledim sanki. Kitabın baskısı ve kenarlarının kırmızı oluşu bile nostaljik geldi.
Sanat filmi demişken; kitabı ilk gördüğüm anda, yıllar önce izlediğim Nuri Bilge Ceylan’ın İklimler” filmini hatırlamıştım. Ordaki anlam karmaşası ve hikâyedeki arayışlar benzese de film ile organik bir bağının olmadığını belirtmeli.
Andre Maurois'nın iki bölüm halinde yazdığı bu yapıtın ilk bölümünde; Odile adlı bir kadını seven Philippe Marlet'in yaşadıkları kendi ağzından anlatılır. İkinci bölümde ise Philippe'i seven ve aşkta temel olan duruşu sergileyen İsabelle adında ikinci eşinin çektiği sıkıntılar yine İsabelle'nin anlatımıyla dile getirilir. İki bölümde de duygu temelinde aldatılan tarafların çektiği sıkıntılar hemen hemen parallellik gösterdiği halde yazar bunu pek belli etmeyen bir dille okuyucuya aktarmayı başarmış. Aşkın hallerini, insanın ilişkiden ilişkiye değişen konumunu müthiş bir şekilde anlatır.
(Uzun zamandır neredeyse her sayfasında altını çizdiğim bir kitap daha olmamıştı.)
“Rahat duymuyordum kendimi Maletler’de. Benim iklimim değildi burası. Kendi kendimden nefret ediyor, kendimi can sıkıcı buluyor, gösterişci buluyor, sessizliğimi kötülüyor ve gittikçe içime kapanıyordum."
"Niye onun yerine başkasını sevmiyorum? Güzel de ondan mı?
— Evet, ama başka güzeller de var, üstelik en çok