Sonuçta sözcüklerle düşünüyoruz. İçimizde anlatması söze düşmeyecek, dile sığmaz güzelliklerin olduğunu düşünürsek, çok budalalık etmiş oluruz. Üstelik ben anlatılmaz olan şeylerden sakınırım, her türlü şiddetin kaynağı onlardır. Bizim yararlandığımız kesinliklerin başkalarınca paylaşılamayacağını düşündüğümüzde, geriye dövmek, yakmak ya da asmak kalır.
“Ben Caesar’ı övmeye değil, gömmeye geldim.
İnsanların yaptıkları kötülükler arkalarından yaşar,
İyilikler ise çoğunlukla kemikleriyle gömülür;
Caesar için de öyle olsun.
Ey akıl! Vahşi hayvanlara kaçmışsın sen,
İnsanlar da yitirmiş duygularını...
Bağışlayın beni; kalbim şurada, Caesar’ın tabutunun içinde,
Ve o bana geri dönene kadar susmalıyım.”
Julius Caesar
Yazarın okurlar üstünde etkili olduğu doğru değildir, o yalnızca onların özgürlüğüne seslenir ve kitapların belli bir etki uyandırabilmesi için, okur kitlesinin onları koşulsuz bir kararla benimsemesi gerekir.