Gogol’la Tanışma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 12. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 16:26
Gogol’u okurken bazen ne olduğunu anlamakta zorlandım ama hikâyeler bittikten sonra üzerine düşünmek hoşuma gitti. Karakterleri hem komik hem de üzücüydü. En sevdiğim tarafı sıradan insanları ilginç ve unutulmaz hâle getirmesiydi. Portre Okuması en zor Gogol eseriydi. Özellikle ikinci bölümde zorlandım. Ama para, sanat ve vicdan üzerine düşündüren karanlık bir hikâyeydi. Palto Başta sıradan görünse de sonunda üzüldüğüm bir hikâyeydi. Akakiy’nin tek isteğinin bir palto olması çok garip ama aynı zamanda acıklıydı. Biraz tuhaf ama unutulmayacak bir eser. Burun Bir adamın burnunu kaybetmesi kulağa komik geliyor ama aslında kimlik ve statü üzerine bir hikâye. Zaman zaman ne alakası var diye kendimize sorduğumuz cevapsız sorular gibiydi.
Edebiyat
Bir Delinin Anı Defteri - Palto - Burun - Petersburg Öyküleri ve FaytonNikolay Gogol · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202538,5bin okunma
Tüm İnsanlık Adına Yazılmış Tam Bir Baş Yapıt
10/10
·479 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 15:47
GİRİŞ "Hayat nedir ? Acılar Vadisi. Dünya nedir ? Hissiz insan kalabalığı." 19.yüzyıl Rus edebiyatının en önemli yazarlarından birisi olan Nikolay Gogol, Rusya'nın kokuşmuş bürokrasi sistemini, toplumun gerçek yüzlerini ve devlet yönetiminin eksik yönlerini eleştirel bir bakış açısı ile eserlerinde yer vermektedir. Sadece Rusya'da değil, tüm dünyada edebi saygınlığa sahip olan Gogol, eserlerinde sınıfsal açıdan burjuva insanları yerine sıradan insanlara yer vermiş, böylece her bir okur kitaptaki karakterler ile empati kurarak, kendi günlük hayatı ile özleşleştirmiştir. Nikolay Gogol, 1809 yılında Ukrayna'nın Soroçinski köyünde dünyaya geldi. Bazı eserlerinin esin kaynaklığını yapan ve yaşadığı coğrafya olan Kazaklar sebebiyle hayatının önemli bir bölümünü burada yaşayarak geçirmiştir. Babası amatör olarak tiyatro oyunları yazıyordu ve Gogol'ün tiyatroya olan ilk deneyimleri babasını izlerken olmuştur. Hayatının ileri safhasında kazak kültürü ve çocuklukta yaşadığı birçok olay vesilesiyle birçok eser yazmış, dünya edebiyatına damgasını vurmuştur. Dünyaca ünlü bazı eserleri şunlardır; Palto, Burun, Portre, Bir Delinin Anı Defteri, Taras Bulba, Müfettiş. Gogol, hayatının belirli önemli bir zamanında Rusya'nın Petersburg şehrinde geçirmiştir. Burada çeşitli devlet kurumlarında görev yapmış ve en yakın dostu olan yazar Aleksandr Puşkin ile bu şehirde tanışıp beraber edebiyat sohbetleri gerçekleştirmiştir. Eserlerinin bazılarına esin kaynaklığı yapan bu şehir, özellikle yakın dostu Alexandr Puşkin'in Gogol için Ölü Canlar'ı yazma fikri vermesi onun hayatının dönüm noktalarından biri olmuştur. Gogol eserlerinde hiciv trajik grotesk ve fantastik öyküler ve tiyatro yapıları kaleme almıştır. Gogol'ün eserlerinde en çok kullanıldığı yazım türü olan "Grotesk" dediğimiz edebi
Edebiyat
Ölü CanlarNikolay Gogol · İş Bankası Kültür Yayınları · 202429,4bin okunma
Reklam
8/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
SHAKESPEARE OKUMALARI ATAOL BEHRAMOĞLU Ataol Behramoğlu, edebiyat tarihinin en büyük isimlerinden biri olarak kabul edilen Shakespeare hakkında pek çok yazı kaleme alınmış olmasına rağmen, onun oyunlarının dil ve anlatım özelliklerini, kurgu içindeki serbest çağrışımlarıyla birlikte ele almak istemiştir. Bu eserinde temel amacı, Shakespeare’in oyunlarının yalnızca tiyatro kurgusu üzerinden değil, içerdiği düşünsel sorunlar, şairliği ve bir düşünür olarak ortaya koyduğu metaforlar ve özdeyişler üzerinden de değerlendirmektir. 2017 ve 2021 yılları arasında çeşitli dergilerde yayımlanan 20 yazının bir araya getirilmesiyle oluşan bu kitap, Shakespeare üzerine ezbere dayalı yorumlardan uzaklaşmayı amaçlar. Behramoğlu, Shakespeare’in oyun yazarlığını mümkün olduğunca içselleştirerek kendi kişisel izlenimlerini, sorularını, beğenilerini ve eleştirilerini okuyucuyla paylaşır. Behramoğlu, Shakespeare’in Hamlet oyunu için her yerde rastlanabilecek bir trajedinin, büyük ustalıkla işlenerek benzersiz bir esere dönüştürüldüğünü söyler. Shakespeare’in eserleri ne zaman okunursa okunsun farklı şekillerde idrak edilip yeniden değerlendirilebilir. Tekrar okuma isteği uyandırmasının sebebi ise kurgusundaki özgürlük ve akıcılıktır. Shakespeare dili yalın ama güçlü bir kılıç gibi kullanır; olay örgüsü okuru içine çeker ve kişi kendisini adeta oyundaki kahramanlardan biri gibi hisseder. Macbeth üzerine yaptığı değerlendirmelerde Behramoğlu, Shakespeare’in kadınlara karşı ön yargılı olduğu yönündeki düşüncelerden bahseder. Metinde pek çok yerde erkek karakterlerin yüceltildiğini, Lady Macbeth’in kişiliği övülürken bile kullanılan dilde sert ve zehirli bir taraf bulunduğunu ifade eder. Romeo ve Juliet oyununun Shakespeare’in ilk dönem eserlerinden biri olduğunu ve sanki biraz aceleyle
Edebiyat
Shakespeare OkumalarıAtaol Behramoğlu · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202516 okunma
9/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
Reşat Nuri Güntekin’in "Akşam Güneşi" sadece bir imkansız aşk hikayesi değil, aynı zamanda çok güçlü bir psikolojik portre. Kitap, adaya yeni gelen bir doktorun gözünden, herkes tarafından sevilen çiftlik sahibi Nazmi’yi anlatarak başlıyor. Bir gece Nazmi doktora içini döküyor ve biz romanın yarısına kadar onun fırtınalı geçmişini, çapkınlıklarını, subaylık yıllarını dinliyoruz. Ama o gamsız, hareketli adamın derinlerinde bambaşka bir hüzün var. Ne kadar amcası onu üstüne titreyerek büyütmüş olsa da; Nazmi anne babasız büyümenin getirdiği o ilk şefkatsizlik hissini, kalbinin bir köşesinden asla söküp atamamış bir adam. Geçirdiği kalp hastalığı yüzünden mecburen durulup çiftliğe yerleştiğinde ve amcasının kızı Şükran’la evlenip sakin bir hayat kurduğunda her şey bitti sanıyor. Tam bu sırada hayatlarına amcasının torunu Jülide giriyor. Jülide öyle hayat dolu, öyle şen şakrak bir kız ki... Nazmi ondan ilk başta nefret etse de aslında onda kendi gençliğini, tam on yıl önceki o ele avuca sığmaz halini görüyor. İşte her şey o zaman tepetaklak oluyor. Nazmi’nin Jülide’ye çekilmesi sadece bir aşk değil; ömrünün son demlerinde elinden kayıp giden hayata duyduğu o korkunç özlem aslında. Reşat Nuri, ne aile bağlarını incitmek isteyen ne de kalbini susturabilen iki insanın çaresizliğini o kadar naif işlemiş ki... Son sayfalarda, Nazmi'nin ömrünün son demlerinde doğan o akşam güneşinin hüzünlü ve buruk sıcaklığını siz de içinizde hissediyorsunuz.
Akşam GüneşiReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 20104,540 okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2026 74. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 23:07
Abdülkadir: Asi, Bencil ve Çapkın – Ali Akyıldız Osmanlı tarihini anlatan kitapları okumayı seviyorum ama bu kez karşıma çok fazla adı duyulmayan bir şehzadenin hikâyesi çıktı. Abdülkadir: Asi, Bencil ve Çapkın, II. Abdülhamid’in oğlu Şehzade Abdülkadir’in inişli çıkışlı hayatını anlatırken, aynı zamanda Osmanlı’nın son dönemindeki çalkantılı süreci de gözler önüne seriyor. Kitabın en beğendiğim yönü, Abdülkadir’i tek bir kalıba sokmaması oldu. Onu ne kusursuz bir kahraman ne de tamamen olumsuz bir karakter olarak görüyoruz. Yaptığı hatalar, aldığı kararlar, yaşadığı sürgünler ve özel hayatındaki çalkantılarla oldukça gerçekçi bir portre çiziliyor. Bu sayede okurken yalnızca tarihi bir kişiyi değil, zaafları ve duygularıyla yaşayan bir insanı tanımış gibi hissettim. Ali Akyıldız’ın araştırmaya dayalı anlatımı kitabı daha da değerli kılıyor. Olaylar kronolojik ve anlaşılır bir şekilde aktarılırken dönemin siyasi atmosferi de okuyucuya başarılı bir şekilde yansıtılıyor. Daha önce hakkında çok az şey bildiğim bir şehzadenin hayatını öğrenmek benim için oldukça ilgi çekiciydi. Özellikle Osmanlı’nın son yıllarına ve hanedan üyelerinin yaşadığı değişimlere merak duyanların keyifle okuyacağını düşünüyorum. Tarihe farklı bir pencereden bakmak isteyenler için hem öğretici hem de sürükleyici bir eserdi.
AbdülkadirAli Akyıldız · Timaş Yayınları · 20264 okunma
9/10
·224 syf.··
2026 23. kitabı
Gogol’un kalemiyle tanıştığım, birbirinden güzel altı hikâyeden oluşan bu eseri yorumlayacağım için çok mutluyum. Sonunda yazarın kalemiyle tanıştım ve bu kadar geç kaldığım için biraz üzüldüm. Dostoyevski ve Turgenyev’e atfedilen “Hepimiz Gogol’un Palto’sundan çıktık.” sözü, yazarla tanışma konusunda beni oldukça heveslendirmişti. Kitaba gelecek olursam, içerisinde bulunan öyküler sırasıyla Neva Bulvarı, Burun, Portre, Palto, Bir Delinin Anı Defteri ve Fayton’dur. İlk öykü, Rus yazarların pek çoğuna ilham veren, Petersburg’daki o meşhur Neva Bulvarı’nı detaylı bir şekilde ele alıyor. Okurken bulvardan geçen insanlara, yaşanan karşılaşmalara ve sonrasında gelişen olaylara üçüncü bir göz olarak tanık oluyorsunuz. İkinci öykü olan Burun, oldukça değişik bir konuya sahip; absürt unsurlar ve hiciv içeriyor. Burnuyla övünen ve onu çok beğenen bir binbaşının, bir sabah uyandığında burnunun yerinde olmadığını fark etmesi ve sonrasında başına gelenler anlatılıyor. Öyküde sosyal statü ve toplumdaki saçmalıklar da ele alınmış. Yazarın kendi burnuyla ilgili bazı problemleri varmış. Belki de öykünün konusu buraya dayanıyor olabilir. Portre ise beni çok etkileyen ve en sevdiğim öykülerden biri oldu. Borçlarıyla cebelleşen, evinin kirasını bile ödeyemeyen bir ressamın, cebinde kalan son parayla hem gerçekçi hem de korkutucu bir portre satın almasıyla hayatı başlı başına değişir. Şans eseri bu portre sayesinde istediği paraya ve üne kavuşur. Fakat mutlu olabilecek midir? Bu korkunç portreyi yapan kişi kimdir ve portrenin arkasındaki hikâye nedir? Büyük bir merakla okudum. Gogol denildiğinde çoğu kişinin aklına gelen o meşhur Palto… Akaki Akakiyeviç, sessiz, çevresindeki insanlarla iletişimi zayıf ve hayatı boyunca görmezden gelinmiş bir memurdur. Onun bu hâli, iş arkadaşlarının
1000Kitap
Bir Delinin Anı Defteri - Palto - Burun - Petersburg Öyküleri ve FaytonNikolay Gogol · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202538,5bin okunma
Reklam
Reklam