Tam adı François-Auguste Rodin, 1840’ta Fransa’da dünyaya gelmiş. III. Napoleon emri üzerine şehir planlamacısı Hausmann’ın Paris’inde “yontu ustası” olara çalışmaya başladı. Rodin’in eserlerine hep saygı ve hayranlık duymam bile, kişiliğini sevmemi sağlayamadı. Bulup okuyun. Birçok söylentiye göre, Rodin’e ait olduğu söylenen işlerin çoğunluğunu Camille Claude tarafından yapıldığı iddiası hâlâ ortalıkta dolaşıyor. Kitaba ve Rodin’e dönelim.
Rodin, Rönesans döneminin eserlerini görme fırsatı bulan birisi idi ve bu seyahatler sanatını belirlemesi için esin kaynağı olmuş. Rodin’in ünlenmesini sağlayan asıl işi “Tunç Çağı” (1875-76) olmuş. Bu iş, Fransa’nın Prusya karşısında aldığı yenilgi anısına tasarlanmış. Rodin’in eserleri döneminde çok eleştirilmiş. Tıpkı zamanında, ilk sergisini Paris’te gerçekleştiren “empresyonistler”in çöplük muamelesi gördüğü, sonrasında ise kıymetlenir milyonlara satılan işleri gibi... Rodin’in sanatı, akademinin sıradan, soğuk duruşlarına nazaran çok canlı görünmesi soruna neden olmuş ve sanatçı modelin bedeninden doğrudan kalıp çıkarmakla suçlanmış. Rodin, birkaç saygın arkadaşın tanıklığıyla ve model Auguste Neyt’in aynı pozda fotoğraflarını çekip kendini aklayabilmiş.
Rodin, sanat anlamında Michelangelo ve Raffaello’dan çok etkilenmiş. Michelangelo’nun “Musa” heykelinden çok etkilenip sipariş aldığı “Adem” heykelini, kendisine sunulan parmak, kıvrılmış bacak, dönmüş kol ve omda yaslanan baş ise, Michelangelo’nun Floransa Duomo’daki “Pieta” heykelinden esinlenmiş. Rodin, bir grup seçkin tarafından imzalanan dilekçe sayesinde, yaşamındaki en büyük iş olan “Cehennem Kapısı” siparişini almış. Dante’nin “İlahi Komedya”sını temsil edecekti. Bu kapı, zamanla Baudelaire’nin romantizmini de işin içine girmesini sağlamış. Rodin’in en bilinen eseri