Kitabın isminde ilk Felatun Bey ismi geçtiği için ana olay onun etrafında döner sanmıştım ama yazar beni yanılttı, kitap daha çok Râkım Efendi etrafında gelişmektedir.
Öncelikle yazarın dili çok hoşuma gitti, dönemin yazarlarına göre oldukça başarılı ve akıcı bir dile sahip. Ayrıca sohbet havasında kurguyu işlemesi de okumayı daha zevkli hale getirdiğini söylemeliyim. Karakterleri tek tek tanıtması olayın daha da anlaşılır olmasını sağlamış.
Karakterlere gelecek olursak Felatun Bey, zengin, babasından miras kalmış birisidir ve alafrangayı temsil etmektedir. İsmi Eflatun yani Platon'un isminden gelmekte olduğuna bakmayın zira filozoflukla alakası yoktur. Zira onun filozofluğu şu cümle kadardır: "Kış mevsiminde havalar bulutlu olduğu için bulutlar güneşin ışığının bize ulaşmasını engelleyerek geciktirir." Ve babasının buna tepkisi ise oldukça muzipçeydi:" Maşallah maşallah gerçekten Eflatunlar aciz kalacak." (Eminim pek aciz kalmışlardır) Râkım Efendi ise daha fakir görünümlü ama pek çalışkan okuyup kendini geliştiren iş üstüne iş peşinde koşan birisidir. Tercümanlık, öğretmenlik ne ararsanız vardır onda. Olgun, güzel, kibar birisi olarak herkesin gönlünü kazanan alaturkanın temsilcisidir. Bir Arap dadısı ve daha sonra Çerkez kızını cariye olarak satın almıştır, bu kızın adını ise Canan koymuştur. İsmi boş yere Canan konulmamıştır zira o Râkım Efendi'nin cananı olmuştur. Kitapta daha birçok karakter var, onlara değinmeyeceğim.
Kitapta dikkatimi çeken hususlardan bahsedecek olursam özellikle İngilizlerin Türklerin yani Osmanlının usullerine hayran olmaları, kendilerini eleştirip Osmanlı'ya toz kondurmamaları oldukça dikkatimi çekti. Mesela kölelik meselesinde Amerikalıların köleliği bir ahırda tutsak edilmesi olarak bakılırken Râkım Efendi'nin Canan'ı ise oldukça