“Evlilikte mutluluk tümüyle şans meselesidir. Taraflar birbirlerini gayet iyi tanısalar da, hatta baştan çok benzer olsalar da, bu, mutluluklarına en ufak bir katkıda bulunmaz. Sonradan daima değişmek için çırpınır, başlarını derde sokarlar; hayatını birlikte geçireceğin kişinin kusurlarını ne kadar az bilirsen o kadar iyidir.”
Eğer bir kadın sevgisini sevdiği adamdan aynı beceriyle saklarsa adamı elde etme fırsatını kaçırabilir, o zaman dünyanın da haberi olmadığına inanmak zayıf bir teselli olur.
İstanbul: Sevda İmparatorluğu’mun başkenti... Kim bilir kaç yazara ve kaç şaire yardım ve yataklık etmişti yüzyıllar boyunca. Kim bilir kaç deli divane aşığı bir annenin yavrusunu sakladığı gibi saklamıştı. İstanbul, kaç sevgi katliamına tanık olduğunu kendisi bile unutmuştu ve kim bilir daha kaç karşılıksız aşk görecekti... Uzun geceler boyunca daha kim bilir kaç aşığa şizofreniyi öğretecekti?
Şimdiye kadar daima, düşünüp doğru bulduğum şeyleri yapmaya alışmıştım... Bu sefer hiçbir doğru ve akıllıca tarafını bulamadığım bu hayata beni bağlayan kuvvetin, içimde saklı bir şeytan olması sahiden mümkündü. Bu ihtimal beni adam akıllı telaşa düşürdü. Hayatta kendi düşüncelerim ve kararlarımdan başka birtakım kuvvetlerin emri altına girmek asla tahammül edemeyeceğim bir şeydi.