Macar edebiyatına #SandorMarai ‘den #Csutora ile harika bir giriş yaptım. Csutora, Şahsiyetli bir köpeğin hikayesi. Çok kısa bir özetle, burjuva bir kocanın, eşine noel hediyesi olarak yavru köpek getirmesiyle başlıyor her şey. Hayvan büyüdükçe aslında sandıkları uysal ve sevimli cins Puli değil de bir melez olduğu ve anarşist bir karakteri ortaya çıktığı için ev ahalisini bir hayli zor günler bekliyor. Köpek özgürlüğüne düşkün ve baskılanamaz, disiplin edilemez ve yönlendirilemez bir hal alıyor ve aslında şahsiyet betimlemesi buradan geliyor. Zamanla aile ile bağlarının kopması, toplum tarafından ırkının beğenilmemesi, korkunç yaptırımlar talep edilmesi ve ‘farklı’ olmasından kaynaklanıyor. Aslında bir birey gibi ele alınıyor ve toplumun farklı olana tavrı eleştiriliyor.
Yazarın inanılmaz akıcı, heyecan verici bir kalemi var. Dokunaklı, bazen komik ama çok ironik bir hikaye. Ama hadi gelin çookk daha detaylı inceleyelim.
Beyefendi, gazeteye köşe yazısı yazarak para kazanan alelade bir yazar. Fazla parası yok ve eşine özel bir hediye almak istiyor. “Öyle bir şey olmalı ki, biraz işe yarar gibi olsun, biraz gereksiz bir şey gibi dursun, bir yanıyla lüks bir nesne gibi algılansın ama diğer yanıyla da oynamaya, çekiştirmeye de elverişli olsun, bunların dışında biraz sıcak bir şey olsun, öyle bir şey olsun ki hanımefendi sevinsin, onu ya giysin ya da onunla oyalansın. Hediye, hediye edildikten sonra da yaşasın.” diye düşünüyor. Son dakikaya bıraktığı ve günlerden pazar olduğu için neredeyse dükkanların hepsi kapalı, açık olanlarda ise cebindeki paraya ve aklındaki niteliklere uygun hediye bulamıyor derken bir hayvanat bahçesine giriyor ve çalışanın (yanlış) yönlendirmesi ile dört haftalık Puli cinsi (öyle olmadığı çok sonradan ortaya çıkacak) köpek alıyor. Köpek çok tuhaf,