Romanın ya da Sabahattin Ali’nin de dediği gibi Novellanın hikayesi; bir yazarın aynı yerde çalıştığı Raif efendinin günlüğünü okumasıyla başlıyor. Babası, Raif efendinin Almanya’ya gitmesini ve kendi sabunhanelerinin başına geçmesi için sabun yapımı ile ilgili her şeyi öğrenmesini ister. Böylece Raif efendinin Almanya’daki 2 yılına ve o 2 yılın içindeki aşkla geçen birkaç ayına tanık oluruz. Raif efendi gittiği bir sergideki tablodan çok etkilenir, etkilenmek bir yana tabloya aşık olur hatta takıntı haline getirerek her gün tabloyu görmeye gider. Burada bir parantez açmak istiyorum; tam burada kitabı okumaya devam ederken aklıma 1965 yapımı Metin Erksan’ın yönettiği “Sevmek Zamanı” adlı filmi geldi izleyenler bilirler filmde de buna benzer bir olay vardır, mutlaka izlemenizi tavsiye ederim. Esere dönecek olursak Raif efendinin tablonun sahibiyle tanışmasına müteakip artık onun bütün acılarına, sevinçlerine, yaşadığı ve hissettiği büyük aşkına ortak oluyoruz. Ortak oluyoruz diyorum çünkü Sabahattin Ali o kadar iyi anlatmış ki yaşanılan durumu, kitap okumanın verdiği hazla değil içimdeki bütün sıkıntıların yer yüzüne fışkırarak hissettirdiği acıyla okudum kitabı, kendimi Raif efendinin yerine koymadan okuyamadım. Ve kitabı bitirdiğimde ağzımdan sadece şu iki kelime döküldü; Ah raif...
Yok olmak isteğiyle kalbim attığı zaman,
Bana: Yaşa der gibi gülen senin yüzündü.
Dizlerim bir batakta yorgun yattığı zaman
Bacaklarıma kuvvet veren senin hızındı.
Yaşaran gözlerimde, güneş battığı zaman
Sıcak bir yuva gibi tüten senin dizindi.
Bir insan 24 saatte ne yaşayabilir ve bütün duyguları; aşk, tutku, kaygı, ezilmişlik, umutsuzluk gibi nasıl hissedebilir bunu görüyoruz bu eserde. Kendinden oldukça genç bir erkekle bu duygu çokluğunu ve karmaşıklığını yaşayan bir kadını anlatan bu eserin yazarının erkek olması Stefan Zweig’ in kadınların ruhundan ne kadar da anlıyor olduğunu gösteriyor bizlere. Kitapta, yaşadıklarını kendi ağzından anlatan Mrs C.’nin olayları anlatırken 24 yıl sonra bile hala nasıl yaşanılanlardan etkilendiğini okudukça, kitabın duygu betimlemeleri konusunda da ne kadar başarılı olduğunu görüyorsunuz.