Albert Caraco, normalde 40'tan fazla kitabı bulunan, fakat sadece iki tanesi Türkçe'ye çevrilmiş, nihilizmin en karanlık yerlerinde gezinen, kaos yazarı. Işık Ergüden sayesinde harika bir çeviriyle iki kitabını da olsa okuyabildiğimiz için çok şanslıyız.
Post Mortem, anlam itibariyle "otopsi" demek. Bu kitapta, annesinin ölümünden sonra Caraco, annesine olan duygularını da harmanlayarak hayatın bir otopsisini yapıyor aslında. Kaotik düşüncelerini annesinin kaybını ele alarak ifade ediyor, bu sırada duygularından ne kadar hoşnutsuz görünse de yazdıkları insanı bu dünyadan uçup götüren bir karamsarlığa sürüklüyor.
Post MortemAlbert Caraco · Versus Kitap Yayınları · 2008753 okunma
Önce filmi izleyen biri olarak kitabı olağanüstü başarılı buldum ve çeviri kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Böyle argo kelimeleri ve diyalogları başarıyla çevirmek gerçekten kolay değil. Onun dışında kitap güzel, eleştirisini ve mesajını çok güzel yollarla vermiş. Filmini de izlerseniz Kubrick'in kendi etkisiyle yoğrulmuş olduğunu görürsünüz, bu nedenle ikisini ayrı tutmak ve ikisini de görmek gerekiyor diye düşünüyorum.
Trainspotting'in devam kitabıdır. Müzikler, düşünceler, olaylar, karakterler çözümlemesi açısından daha başarılıdır bence. Irvine Welsh uçuk düşüncelerini Trainspotting'de çıraklık eseri olarak ortaya dökmüş de Porno'da olgunlaştırmıştır. Trainspotting 2 olarak da bu kitabın uyarlanmasını isterdim tabi.
Murat Menteş'in şairliğini romancılığından daha başarılı bulduğum kitaptır bu. Arka kapağında Ah Muhsin Ünlü'nün referansı vardır, İbretlik Libretto'da da şiiri kendisine ithaf eder. "İnşallah cennette yıllanırız vesselam" sözleriyle bitirdiği şiirinde dostluklarının mükemmelliğini bu güzelim temennisiyle vurgular. Zaten tarzları da az çok benzemektedir bence. Keşke daha çok şiir yazsa Murat Menteş.
Anlaması zor bir kitaptı başta, lakin sindire sindire okunduğunda anlaşılıyor bazı şeyler. Şair okurundan belli bir entelektüel birikim bekliyor ve göndermeleriyle bunu açık ediyor.